Bakanlığın tüm engellemelerine ve 12 Eylül artığı yasalara rağmen DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş, iki yıllık ısrarlı mücadelesiyle işkolu barajını aştı. Ancak bu sadece bir başlangıç. Şimdi sıra kamudaki mevzileri güçlendirmeye, sömürü cehennemine dönen özel hastanelerde toplu iş sözleşmeli (TİS) işyerleri yaratmaya ve nihai hedefimiz olan özel hastaneleri kamulaştırma mücadelesini büyütmeye geldi!
Özel İtalyan Lisesi'nde eğitim emekçilerinin ayrımcı çalışma koşullarına ve sömürüye karşı başlattığı Türkiye'nin ilk özel okul grevi, 123 günlük çetin bir direnişe sahne oldu. Okul yönetiminin kibri ve Milli Eğitim'in grev kırıcı tutumuna karşı sergilenen bu mücadele, asıl değiştirici gücün örgütlü emekçiler olduğunu gözler önüne seriyor.
İktidarın işçi düşmanı programı asgari ücreti açlık sınırının çok altında, 28 bin lirada dondurdu. TÜİK'in makyajlı rakamlarıyla belirlenen sefalet oranındaki memur ve emekli zamları ise mutfaktaki yangını harlarken, işçi sınıfına ve emeklilere yönelik büyük emek hırsızlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizminin saldırılarıyla Batı Asya'da alevlenen savaşın ölçeği büyüyor. Yemen'de Ensarullah ve Irak'ta direniş güçlerinin hamleleriyle stratejik boğazlar ile enerji hatları darbe alırken, mühimmatı eriyen ABD ve işbirlikçileri stratejik bir yenilginin eşiğine sürükleniyor.
1930 yılında Kürt halkına karşı gerçekleştirilen kanlı Zilan Katliamı'nın üzerinden 96 yıl geçti. Sömürgeci burjuvazinin ve emperyalizmin tarihi suçlarından olan bu katliamın hesabını, ulusların tam hak eşitliği ve özgürlüğü için omuz omuza mücadele eden Türk ve Kürt işçi sınıfı soracak.
İstanbul Adalar Belediyesi'ne sabah saatlerinde düzenlenen operasyon kapsamında aralarında Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da bulunduğu 41 kişi gözaltına alındı. Resmi söylemde bu operasyonun rüşvet, irtikap, resmî belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, görevi kötüye kullanma, 2863 sayılı yasaya muhalefet suçlamalarıyla gerçekleştirildiği söylense de bu gerekçeler Adalar halkını hiçbir şekilde ikna etmiyor. Nitekim öğlen saat 15:00 sularında Büyükada sakinleri tamamen halk içinden gelen bir inisiyatifle saat meydanında toplandılar ve tüm operasyonu muhalefeti bastırmayı amaçlayan bir girişim olarak protesto ettiler.
Bundan tam 54 yıl önce 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 12 Mart askerî darbesinin ardından idam edildiler. Darbenin güdümlü mahkemeleri bu kararı verirken meclisteki burjuva partilerinin milletvekillerinin de onayını aldılar. 1968 öğrenci hareketinin başını çeken bu üç önder arkalarında bugün de örnek alınması gereken, devrime adanmış hayatlar bıraktılar. Kararlı duruşları ve son ana kadar verdikleri mücadele ile gençliğin ve emekçi halkın hafızasında bir daha yok olmamak üzere yer edindiler.
2026'nın ilk altı ayında 301 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümlerle yaşamdan koparıldı. Koruma kararlarının kâğıt üzerinde kaldığı bu cezasızlık düzeninde, tıpkı iş cinayetlerinde olduğu gibi kadın cinayetlerine karşı da çare belli: Erkek şiddetine karşı emekçi kadınların öncülüğünde özsavunma örgütlenmelerini kurmak ve yaşatmak!
Devrimci İşçi Partisi Kurucu Üyesi, Devrimci Marksizm dergisi ve Gerçek Gazetesi yazı işleri müdürü Şiar Rişvanoğlu yoldaşımız Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık sandalyesini bir devrimci kürsüye dönüştürdüğü davada beraat etti.
Tayyip Erdoğan 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO zirvesinden önce bir önemli NATO toplantısının da İstanbul’da olacağını duyurdu. NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA) 28-29 Haziran tarihlerinde İstanbul’da toplanacak. NATOPA, üye ülkelerin parlamento temsilcilerinden oluşuyor. Türkiye, NATOPA’da meclisteki sandalye sayılarına orantılı olarak AKP’den sekiz, CHP’den dört, MHP’den, İyi Parti’den ve Dem Parti’den ikişer üye ile temsil ediliyor. NATOPA öyle çok önemli ve bağlayıcı kararların alındığı bir yapı değil. Esas işlevi NATO’nun emperyalist politika ve projelerinin siyasi olarak paketlenip makyajlanarak benimsetilmesi. Ülke parlamentolarından farklı siyasi parti temsilcilerinin burada yer alması en çok bu işe yarıyor.
Lübnan, Filistin davasının ve komünizmin yılmaz neferi Corç Abdullah’a yeni kavuşmuşken, bu kutlu mücadeleye ezgileriyle ruh üfleyen Ziyad Rahbani’nin ölümüyle yeniden hüzne boğuldu. Lübnan Komünist Partisi üyesi, hatta LKP’nin marşını bile yazan, sanatıyla olduğu kadar Filistin direnişi ve sosyalizm davasına koşulsuz desteğiyle tanınan Rahbani, Abdullah’ın Lübnan’a ayak basmasından bir gün sonra yaşamını yitirdi. Lübnan halkı, Beyrut’un her yerinde Rahbani’nin resimlerini sergileyerek, şarkılarını çalarak, nihayet cenaze merasimine müthiş bir kitleyle katılarak yitirdikleri evlatlarına sevgi gösterisinde bulundu.