CHP'den seçilerek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan ve ardından AKP'ye geçen Cemil Tugay'ın saf değiştirmesi burjuva siyasetinin ikiyüzlülüğünü kanıtlıyor. İşçi sınıfı ise Tugay'ı taktığı rozetlerle değil; Karşıyaka ve Büyükşehir dönemlerindeki grev kırıcılığı, hak gaspları ve sermayeye çektiği peşkeşlerle, yani tescilli işçi düşmanlığıyla tanıyor.
Kemalpaşa'dan Ford Otosan'a, Oyak Renault'dan Gebze ve Dilovası'na uzanan hatta metal işçileri fabrikalarından bildiriyor. Sendikalaşma mücadelesi, vergide adalet talebi, sermayenin fon krizi ve iş cinayetleri işçi sınıfının mücadele gündemini oluşturuyor.
Fon kriziyle birlikte fona para kaptıranlar ya da ev/araç almak için Katılımevim sistemine girmiş olan vatandaşların mağduriyeti gündeme taşınırken, borsadaki bir başka vurgun gözden kaçtı. Fon krizi ilk andan itibaren sadece piyasa dolandırıcılığı yapan kurumlarla sınırlı kalmadı ve Borsa İstanbul sert bir çalkantı dönemine girdi.
2016’dan bu yana herhalde hiçbir Avrupa ülkesi, Gerçek gazetesinin sayfalarında Fransa kadar konu edilmemiştir. Özellikle 2020’ye kadar her sene yeni bir eylem dalgasıyla sahneye çıkan, koronavirüs pandemisiyle ivmesini yitirse de yine dönem dönem önemli atılımlar yapan Fransa’nın emekçi halkı, çok büyük, çok yiğit kavgalara girişmiş fakat şu ana kadar Fransız patronlarının ve Emmanuel Macron iktidarının (2016’yı dahil edersek François Hollande iktidarının da) bileğini bükememişti. Şimdi, son haftalarda lise öğrencilerinin başını çektiği eylem dalgası, bu eşiği geçebileceğine dair önemli emareleri gösteriyor.
Yukarıdaki fotoğrafı iki gün önce Brezilyalı bir devrimci Marksist yoldaşımız sosyal medya aracılığıyla paylaştı. Yollarken de “sansasyonel” yazmış. Bu fotoğraf muhtemelen son iki gündür ekvatoru yüz binlerce defa dolaşmıştır. Bütün dünyanın Trotskistleri, Brezilya proletaryasının kalbi Säo Paulo kentinin Diadema ilçesi belediyesi sınırları içinde bir sokağa devrimci Marksizmin büyük kahramanı Trotskiy’in adının verilmesinden duydukları büyük sevinci birbirleriyle paylaşmışlardır. Arjantin’de 12 Eylül türü diktatörlüğü görmüş, Brezilya’da Lula’nın ihanetine karşı mücadele etmiş, parti yöneticisi, tarihçi, 90 kitabın yazarı, aydın, görmüş geçirmiş bir devrimci Marksist yoldaşımızın böylesine sevinmesi başka neyin işareti olsun ki? Nitekim paylaşımın üzerinde “çok kez iletildi” yazıyor. Yoldaşımız haklıymış, demek ki olay “sansayonel”miş.
2023’ten beri faal olan, bu yıl dördüncüsü düzenlenmekte olan Dibistana Marksîst Li Amedê (DMA – Amed’de Marksizm Günleri) 9-10-11 Ekim tarihinde Diyarbakır/Amed’de toplanıyor. Bu yılki Marksizm Günleri’nin konusu “Marksizm, Devlet, Kürdistan”. Bu ana tema etrafında devlet olgusunun çeşitli boyutları üzerine değişik oturumlar düzenlenecek.
Gebze Teknik Üniversitesi'nde yurt koşullarını eleştirdikleri için sudan sebeplerle yurttan atılan iki kadın öğrenciye destek veren sıra arkadaşları, barınma hakları için oturma eylemi düzenledi.
Toplumda ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukların bütünüyle kadınların omuzlarına yıkılması, emekçi kadınları ekonomik bağımsızlıktan mahrum bırakarak yoksullaştırıyor. Rakamlar istihdamdaki eşitsizliği gözler önüne sererken, emekçi kadınlar her işyerine kreş ve ücretsiz bakım merkezleri talep ediyor.
Geçtiğimiz hafta sonu (9-10-11 Ekim) Diyarbakır’da Rojên Marksîzmê Li Amedê (Amed Marksizm Günleri) dördüncü kez toplandı. Konu “Marksîzm-Dewlet-Kurdistan” (Marksizm-Devlet-Kürdistan) olarak belirlenmişti. Toplantının bir özelliği Kürdistan’ın diğer parçalarından, Başur’dan (yani Kürt Federe Yönetimi bölgesinden), Rojava’dan (yani Suriye Kürdistanı’ndan) ve (daha zor koşullarda çevrimiçi olarak) Rojhilat’tan (İran Kürdistanı’ndan) katılımcıları da ağırlamasıydı. Toplantıya esas olarak Kürdistan Komünist Partisi’nin (KKP) ve Kürdistan Emekçiler (“Zahmetkeşler”) Partisi’nin dört parçadan temsilcileri ile bir dizi Kürt aydını katıldı. Salonda KKP’nin uzun yıllar boyu mücadele vermiş kadroları dışında Amed’in çeşitli eğilimlerde Kürt gençleri de yer aldı.
Ortadoğu'da akan kanın arkasındaki emperyalist planlar devrede. ABD emperyalizminin çıkarları, İngiliz aklı ve Siyonist İsrail'in saldırganlığı bölge halklarına karşı yürütülen bu savaşın gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla gösteriyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Folkart ortaklığıyla açılan devasa Nâzım Hikmet sergisi, usta şairin devrimci ve komünist kimliğini yok sayarak onu zararsız bir 'romantik' olarak sunmayı hedefliyor. Sermayenin Nâzım'ı evcilleştirme ve tarihsel gerçekleri çarpıtma çabasına yakından bakıyoruz.