İstibdat rejiminin Türk Tabipleri Birliği'ni (TTB) hedef alan baskı ve tasfiye girişimleri, doğrudan emekçi halkın sağlık hakkına yönelik bir saldırıdır. Sağlığı sermayenin hizmetine sunup ticarete dönüştürenlere karşı TTB'nin yanında saf tutmak, işçi sınıfının en temel hak mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
İstanbul Tuzla'da bulunan, Turkon Holding'e bağlı Sedef tersanesinde sözleşme görüşmeleri devam ediyor. Dok Gemi-İş sendikasının örgütlü olduğu tersanede, Ocak ayından beri toplu sözleşme görüşmeleri devam ederken tersanenin patronu, işçilerin taleplerine kulaklarını tıkıyor.
22 Mayıs günü CHP’ye yönelik istinaf mahkemesinden mutlak butlan kararının alınmasının ardından yaşanan ekonomik çalkantıda, Merkez Bankası döviz kurunda ani bir sıçramayı önlemek için saatler içinde 3 milyar dolar rezerv sattı. Bir hafta içinde döviz rezervlerindeki erime 8,5 milyar doları buldu.
Sınıflar tarihinde de insanlık tarihinde olduğu gibi büyük dönüm noktaları vardır. Tıpkı çağ açıp çağ kapatan büyük tarihsel olaylar gibi ülkelerin sosyal sınıflarının imza attığı bazı olaylar, sonrasında gelecek her şeyin kaderini değiştirir. 15-16 Haziran 1970 büyük işçi ayaklanması Türkiye sınıflar tarihinde işte böyle önemli bir dönüm noktasıdır.
İşçi sınıfının başkenti olarak nitelendirdiğimiz Gebze’de 1 Mayıs, soğuk hava ve sağanak yağmura rağmen binlerce işçinin katılımıyla coşkulu bir şekilde kutlandı. Devrimci İşçi Partisi de Gebze 1 Mayıs’ında çeşitli sektörlerden öncü işçilerin, eğitim ve bilim emekçilerinin, emekçi kadınların ve devrimci gençlerin oluşturduğu disiplinli ve coşkulu bir kortejle yer aldı. Gebze 1 Mayıs’ı tüm Türkiye işçi sınıfı ve istibdada karşı hürriyet mücadelesi yolunda bir mesaj oldu. Bu mesaj aynı zamanda Devrimci İşçi Partisi’nin de pankartıydı: HÜRRİYET İŞÇİLERLE GELECEK!
Bundan tam 54 yıl önce 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 12 Mart askerî darbesinin ardından idam edildiler. Darbenin güdümlü mahkemeleri bu kararı verirken meclisteki burjuva partilerinin milletvekillerinin de onayını aldılar. 1968 öğrenci hareketinin başını çeken bu üç önder arkalarında bugün de örnek alınması gereken, devrime adanmış hayatlar bıraktılar. Kararlı duruşları ve son ana kadar verdikleri mücadele ile gençliğin ve emekçi halkın hafızasında bir daha yok olmamak üzere yer edindiler.
Anayasa Mahkemesi'nin yoksulluk nafakasındaki 'süresiz' ibaresini iptal etmesiyle iktidarın kadın haklarına yönelik saldırılarına bir yenisi eklendi. Şiddete ve yoksulluğa itilmek istenen emekçi kadınlar nafaka hakkına sahip çıkarken, güvenceli istihdam talebini de yükseltiyor.
Devrimci İşçi Partisi Kurucu Üyesi, Devrimci Marksizm dergisi ve Gerçek Gazetesi yazı işleri müdürü Şiar Rişvanoğlu yoldaşımız Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık sandalyesini bir devrimci kürsüye dönüştürdüğü davada beraat etti.
Siyonist İsrail'in Gazze'deki katliamları sürerken, bölge gericiliği ticari çıkarları uğruna Filistin halkını sırtından vurmaya devam ediyor. 'Tarihi Hicaz Demiryolu' söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılan yeni kara koridoru, gerçekte Siyonist savaş makinesini besleyen kanlı bir lojistik hattından başka bir şey değil. Sermayenin kesintisiz ticareti, işbirlikçi rejimlerin ikiyüzlülüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Lübnan, Filistin davasının ve komünizmin yılmaz neferi Corç Abdullah’a yeni kavuşmuşken, bu kutlu mücadeleye ezgileriyle ruh üfleyen Ziyad Rahbani’nin ölümüyle yeniden hüzne boğuldu. Lübnan Komünist Partisi üyesi, hatta LKP’nin marşını bile yazan, sanatıyla olduğu kadar Filistin direnişi ve sosyalizm davasına koşulsuz desteğiyle tanınan Rahbani, Abdullah’ın Lübnan’a ayak basmasından bir gün sonra yaşamını yitirdi. Lübnan halkı, Beyrut’un her yerinde Rahbani’nin resimlerini sergileyerek, şarkılarını çalarak, nihayet cenaze merasimine müthiş bir kitleyle katılarak yitirdikleri evlatlarına sevgi gösterisinde bulundu.