24 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulunda kabul edilen kanun teklifiyle sosyal güvenlikte devlet katkısı uygulamasına son verildi. Bu kanun değişikliği devletin SGK’ya verdiği parasal desteği ortadan kaldırmıyor, sadece muhasebeleştirilmesini değiştiriyor. Daha önce devlet her bir çalışan için devlet katkısı adı altında “prim” desteği veriyordu, şimdi SGK’nın açığını, merkezi bütçeden toplu olarak karşılayacak. Sonuçta devletten sosyal güvenlik sistemine verilen desteğin sadece adı değişecek “prim” değil “transfer” olacak.
“Ha Ali Veli ha Veli Ali” denecek bir durum değil. Böyle bir değişiklik laf olsun diye yapılmaz. AKP’nin yaptığı kanun değişikliğinin arkasında sosyal güvenlik sisteminin tasfiyesine yönelik stratejik saldırının psikolojik hazırlığı var. Şöyle ki devlet desteği prim adı altında ödendiğinde bu primler SGK’nın geliri olarak kayda giriyor ve böylece SGK sanki daha az açık veriyormuş gibi gözüküyor. Bu şekilde 2024’ün finansman açığı sıfırlanmış gözüktü ve 2025’te ise SGK yüzde 1’lik fazla verdi.
Eskiden “SGK’yı batırdılar biz kurtardık” propagandasından “SGK’da kara delik” propagandasına: Fatura yine işçiye, emekçiye, emekliye!
AKP emekli aylıklarının sefil durumda olmasına karşı yükselen tepkileri bastırmak hem de sosyal güvenlik sistemine saldırmak için SGK’da “dev bir kara delik var” propagandası yapmak istiyor. Kara deliğin suçunu tabii ki EYT’lilere atacaklar. Böylelikle bugün açlık sınırı 40 bin lira iken en düşük emekli aylığının 23.500 lira olduğu, ortalama bir emeklinin 27 bin lira aldığı bir yerde AKP iktidarı utanmadan emeklileri toplumun sırtındaki bir yük olarak gösterecek.
Sosyal güvenlik sisteminin tasfiyesi İngiliz Mehmet’in işçi, emekçi ve emekli düşmanı Orta Vadeli Programı’nın bir parçası!
Nihayet bu propagandanın ardından İngiliz Mehmet’in işçi, emekçi ve emekli düşmanı Orta Vadeli Programı’nda yer alan Sosyal Güvenlik Sistemi’ni tasfiye ederek çalışanları özel emeklilik sigortalarına yönlendirecek saldırı programı devreye sokulacak.
Ülkenin kamburu sermaye sınıfıdır! Memleketi emeğiyle sırtında taşımış emekliler değil!
Emekliler ülkenin sırtındaki yük değildir. Ülkeyi emeğiyle alınteriyle sırtında taşımış, bel, boyun fıtıkları ve türlü meslek hastalıkları ile açlık sınırının altındaki sefalet aylıklarıyla, düşük ücretli işlerde çalışmaya devam etmek zorunda kalarak ve hastane kapılarında sürünerek bir emekli hayatı yaşamaktadır. Bu bir emekli hayatı değil cehennemdir! Ülkenin sırtındaki kambur sermaye ve onun iktidarlarıdır. SGK’dan emekliye ve halkın sağlığına giden paraya “kara delik” demek utanmazlıktır. Esas kara delik devlet hastanelerinde randevu bulmayı imkânsız hale getirip halkı özel sağlık kuruluşlarına yönlendiren ve SGK’dan sağlık sermayesine milyarlar akıtan vurgun düzenidir!
Devrimci İşçi Partisi diyor ki:
SGK, adı üstünde bir sosyal güvenlik kurumudur. Kâr etme amacı gütmez. Emeklilere ve halkın sağlığına bütçe ayırmak devletin görevidir!
SGK’dan özel hastanelere akıtılan kaynaklara son! Tüm sağlık kuruluşları işçi denetiminde kamulaştırılsın! Herkese parasız sağlık!
İşsizlik Sigortası Fonu başta olmak üzere SGK kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesine son! SGK işçi yönetimine!
Özel sigortacılık yasaklansın! Tek bir devlet bankası ile merkezi planlamaya dayalı tüm nüfusu kapsayan sosyal sigorta!
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ağustos 2026 tarihli 203. sayısında yayınlanmıştır.