Aylar ilerliyor, mevsimler değişiyor. Sadece sıcaklar değil aynı zamanda işçi sınıfının ve emekçi halkın sırtındaki vergi yükü de her geçen ay artıyor. İşçilerin tamamı Temmuz ayı itibarıyla bir sonraki vergi dilimi olan yüzde 20’lik vergi dilimine girecekler. İşçilerin tamamının bir sonraki vergi dilimine geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz çünkü ülkedeki en düşük ücret olan asgari ücret de Temmuz ayı itibarıyla ikinci vergi dilimine yükselecek. Bu tablo kimse için sürpriz değil çünkü Maliye Bakanı Mehmet’in işçi düşmanı Orta Vadeli Programı “vergiyi tabana yaymak” adı altında işçi sınıfı ve emekçi halkın üzerindeki vergi yükünü arttırmayı hedefliyordu. Kendisi de her fırsatta basına bu hedefi dile getiriyor ve patronların yüreğine su serpiyordu. Nitekim geçen sene Ağustos ayında vergi dilimine giren asgari ücretliler bu sene bir ay erken olarak Temmuz ayında vergi dilimine girecekler.
Sorun vergi kaçıranlar mı yoksa patronlardan vergi almaktan kaçınan vergi sistemi mi?
İngiliz Mehmet gelen tepkiler üzerine “vergiyi tabana yaymak” söyleminin yanlış anlaşıldığını belirterek vergi sistemindeki esas sorunun kayıtdışılık olduğunu söylemişti. Peki gerçekten sorun sadece kayıtdışı olup vergi kaçıranlar mı yoksa kazandığı parayı yedi düvele duyuran, her sene ne kadar kâr ettiğini bas bas bağırmasına rağmen neredeyse hiç vergi vermeyen patronlar mı? Gelin tabloya hep beraber bakalım.
Borsada işlem gören şirketler geçtiğimiz aylarda 2025 yılı faaliyet raporlarını açıkladılar. Bu raporlarda ne kadar gelir elde ettikleri, ne kadar kâr ettikleri ve ne kadar vergi ödedikleri her şey yazıyor. Örnek olarak Ford Otosan şirketine bakalım. Ford Otosan şirketi 2025 yılında tam tamına 830 milyar lira gelir elde etmiş ve vergi hariç bütün giderleri çıkıldığında 39 milyar lira vergi öncesi kâr elde etmiş. Evet yanlış görmediniz, işçilik, hammadde, kira, yatırım, elektrik, doğalgaz, bakım onarım… aklınıza hangi gider kalemi geliyorsa hepsinin çıkmış hali 39 milyar lira. Bir asgari ücretlinin tam tamına 115 bin yıllık gelirine denk geliyor bu miktar. Bu gelir farkına rağmen Ford Otosan şirketi toplam gelirinin sadece yüzde 0,6’sı, kârının ise sadece yüzde 13’ü oranında vergi ödemiş. Bu oran asgari ücretli bir işçinin en düşük vergi verdiği aylarda ödediği vergi oranı olan yüzde 15’ten bile düşük.
Patronlar sınıfı halka yük oluyor! Sorun da çözüm de sınıfsal!
Tablo açık ve net bir şekilde ortada. Her türlü hizmeti ve ürünü üreterek toplumsal yaşamın devamını sağlayan işçi sınıfı ve emekçi halk aynı zamanda vergi yükünü de sırtında taşıyor. İngiliz Mehmet hedefi kayıtdışılık diyerek şaşırtmaya çalışsa da güneş balçıkla sıvanmıyor. Ayrıca konu vergi kaçırmak bile olsa ücretli çalışanların zaten vergi kaçırma gibi bir lüksü yok. Daha gelirleri ellerine geçmeden vergi kesintileri yapılıyor. Yani patronlar sınıfı vergi kaçırarak veya sermaye devletinin kendilerine sunduğu teşvik ve vergi muafiyeti gibi ayrıcalıklardan yararlanarak toplumun büyük çoğunluğunun sırtına yük oluyorlar. Şirketler devasa kârlarından bir asgari ücretlinin ödediği oranda bile vergi ödemiyorlar. Parababalarının servetleri vergilendirilmiyor.
Devrimci İşçi Partisi işçi sınıfının ve emekçi halkın çözümünü ortaya koyuyor:
Yoksulluk sınırına kadar vergi sıfırlansın!
Yoksulluk sınırından başlayarak artan oranlı gelir vergisi!
Sermayeye vergi indirimlerine ve teşviklere son!
Şirketlerden alınan kurumlar vergisi arttırılsın!
Parababalarına servet vergisi!
Bu yazı Gerçek gazetesinin Haziran 2026 tarihli 201. sayısında yayınlanmıştır.