Düşük sendikalaşma oranı sömürünün ve sefaletin en önemli kaynaklarından biridir: Çözüm şikayet etmekte değil örgütlenmekte!

Gerçek 3 dk okuma
sendika

DİSK-AR Sendikal Haklar Raporu’nu açıkladı; işte Türkiye’deki sendikal hareketin durumunu gösteren rakamlar:

  • Her 100 işçiden 13’ü sendikalaşabiliyor 
  • Özel sektörde sendikalaşma oranı yalnızca yüzde 5,7
  • Her 100 kadın işçiden yalnızca 9’u sendikalı 
  • Her 100 kayıtlı genç işçinin yalnızca 6’sı sendikalaşabiliyor 
  • Her 4 sendikadan 3’ü işkolu barajının altında 
  • Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsama oranı yüzde 10 civarında 
  • Her 100 özel sektör işçisinden 96’sı toplu iş sözleşmesinden mahrum 
  • Her 4 sendika üyesinin 1’i (628 bini aşkın işçi) toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında 

 

Sendika sefalet tablosunun sorumlusu kim?

Klasik yaklaşım şudur. Sendikalaşmayı engellemek isteyen sermaye ve iktidarlar suçu sendikalara atar. Örgütlenme derdi olmayan sendika bürokratları ise sendikalardan uzak duran işçileri suçlar. Oysa bunlar en fazla yarım gerçeklerdir. Tam gerçek, sendikalaşma sorununun sermaye ve işçi sınıfı arasındaki en çetin sınıf mücadelesi alanı olmasıdır. Bu sınıf mücadelesi meydanında 12 Eylül askeri diktatörlüğünden bugünün istibdad rejimine kadar devlet her daim sermayenin yanında işçi sınıfının karşısında olmuştur: Sendikal işyeri ve işkolu barajları, sendikal yetki davalarının yıllarca sürmesi, sendikalaşan işçilerin işten atmalarla cezalandırılmasına göz yumma, devletin polis ve jandarmasını Anayasayı ve yasaları çiğneyerek sendikalaşmayı engelleyen patronların değil, Anayasal hakkını kullanan işçilerin karşısına çıkarma…. 

Sendikacıların hiç mi suçu yok? 

Sendika bürokratlarının örgütsüz işçiye “potansiyel aidat” gözüyle bakması bir vakadır. Sendika bürokratı, eğer örgütlenmenin maliyeti aidat gelirinden fazlaysa ya da örgütlenme sürecinde yaşanacak sürtüşmelerin devletle arasını bozma ihtimali varsa işçileri sendikaya üye yapmak için hiç de istekli olmamaktadır. Tüm bunlara sendikayı bir mücadele değil geçim kapısı olarak gören bürokratların becerisizlikleri, ihanetleri vb. eklenmektedir. Ama tüm bunlar tablonun tamamlayıcı unsurlarıdır. 

Devrimci İşçi Partisi diyor ki;

  • Sendikalaşma e-devletten yapılacak bir işlem değil bir sınıf kavgasıdır.
  • Sendikalaşma mücadelesi sınıf bilinci için bir okuldur! Sınıf örgütlenmesinin ilk basamağıdır! 
  • Öncü işçilerin bilinçli ve örgütlü çabası, devletin ve sermayenin tüm baskı ve engellemelerini aşabilir: İşgal, grev, direniş!
  • Sınıf savaşında elde edilen mevziler sadece sermayeye ve istibdada karşı değil sendikal bürokrasiye karşı da elde edilmiş mevzilerdir: Sendikaya üye ol! Sahip çık! Denetle!
  • Çözüm fabrika fabrika savaşır gibi örgütlenmekte, bürokratik sendikacılığa karşı sınıf mücadeleci sendikacılıkta ve sermayeyle uzlaşmaya dayanan düzen siyasetine karşı devrimci işçi sınıfı siyasetindedir!

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Ağustos 2026 tarihli 203. sayısında yayınlanmıştır.

sendikalaşma disk ar örgütlü mücadele sendikaya üye ol sahip çık denetle