22 Mayıs günü CHP’ye yönelik istinaf mahkemesinden mutlak butlan kararının alınmasının ardından yaşanan ekonomik çalkantıda, Merkez Bankası döviz kurunda ani bir sıçramayı önlemek için saatler içinde 3 milyar dolar rezerv sattı. Bir hafta içinde döviz rezervlerindeki erime 8,5 milyar doları buldu.
Hazine ve Maliye’nin başındaki İngiliz Mehmet ile Merkez Bankası yöneticileri 2023 seçimleri öncesinde tamamen suyunu çeken döviz rezervlerini yeniden toplamak için yüksek faiz politikası izlemeye başlamıştı. Yerli ve yabancı parababaları dövizlerini Türk lirasına çevirerek yüksek faizden faydalanıyor. İlk fırsatta da paralarını tekrar dövize çevirerek büyük kârlar elde ediyorlar. İşte mutlak butlan da bu fırsatlardan biri oldu.
Peki parababaları kâr ederken bunun emekçi halka yansıması nasıl oluyor?
Döviz kurunun üzerine su döküldü, yangın söndü ama kor ateş devam ediyor. Döviz kurunu tutma politikasının sonucunda ihracatta yaşanan daralmanın faturasını düşük ücret dayatmaları ve işten çıkartmalarla işçiler ödüyor. Bu gelişmeler enflasyonu artırmakta; yine emekçi halk artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı ile bedel ödemektedir.
Sermayenin hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi istediği doğru mu?
Tabii ki doğru değil. Sermaye sadece kârına bakar. Sermayenin hukuktan anladığı kendi sermayesinin güvenliği ve kârlarının istikrarıdır. Siyasi baskı ve hukuksuzluk eğer bunları tehdit ediyorsa o zaman sermaye rahatsız olur. Oysa Türkiye’de baskıcı ve keyfi yönetimden en çok faydalanan sermayedir. Erdoğan yerli ve yabancı sermayeye defalarca size bir telefon kadar uzağım demiştir. Tüm bürokrasiye patronların işlerini çarçabuk halletmeleri için talimat vermiştir. Oysa işçilerin mahkemelerdeki davaları yıllarca sürünmektedir. Anayasa çiğnenerek işçilerin sendikalaşma hakkı sistematik olarak gasp edilmekte, işçi grevleri yasaklanmaktadır. Patronun yanında işçinin emekçinin karşısında olduktan sonra, vergiyi patrondan holdinglerden değil işçiden, emekçiden aldıktan sonra sermaye kaçmaz tam tersine daha fazla sömürmek ve kasasını doldurmak daha çok gelir.
İstibdad sermayeyle hürriyet işçilerle gelir!
Sermaye çevrelerinin hem içeriden hem de Batı’dan konuşup, sık sık hukukun üstünlüğünden, demokrasiden dem vurmasına kanmamak gerekir. CHP’ye yapılan mutlak butlan darbesine karşı yerli ve yabancı sermayenin büyük bir tepki göstereceğini düşünen yanılır ve yarı yolda kalır. Nitekim dolarlar yine ülkeye gelmekte, borsa kısa süre dalgalandıktan sonra kaldığı yerden devam etmektedir. En koyu CHP’li patronlar bile konu ihaleleri ve kârları olduğu müddetçe baskıcı ve keyfi rejimle uzlaşır. Emperyalizm halkını ezen rejimlerle hep daha iyi anlaşır. Çünkü onlara halkın aleyhindeki işleri daha kolay yaptıracaklarını düşünür. Amerikan elçisi Barrack bu yüzden Monarşi daha iyi demedi mi?
Hürriyet isteyen ve istibdad ile uzlaşmayacak olan ancak işçi sınıfı ve emekçi halktır. İstibdadı yenecek güç de işçi sınıfının ve emekçi halkın örgütlü mücadelesindedir.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Haziran 2026 tarihli 201. sayısında yayınlanmıştır.