Doğum iznini arttırmak yetmez: Ebeveyn izinleri eşit bölüştürülmeli! Ücretsiz ve nitelikli kreşler hemen kurulmalı!

TBMM’de Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda 2 Nisan’da kabul edilen yasa tasarısına göre çalışan kadınlar için 16 hafta olan doğum izni 24 haftaya, yani yaklaşık 6 aya çıkıyor. Bu izin doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 16 hafta şeklinde bölünerek kullanılabilecek. Düzenleme kamu ve özel sektör fark etmeksizin çalışan tüm kadınları kapsayacak. İlk okunduğunda bu haber ne güzel gelişme dedirtiyor işçilere. Doğumdan önce de sonra da izin hem çocuğun hem annenin sağlığı ve rahatı açısından çok kıymetli. Ücretli iznin uzaması da elbette olumlu. Ancak tek başına yeterli değil, hatta kadın istihdamı açısından tehlikeli. 

Ancak aynı düzenlemeyle arttırılan babalık izni hâlihazırda 5 gün gibi çok az bir süreden, 10 gün gibi yine kadın işçinin izniyle kıyaslanamayacak kadar az bir süreye yükseliyor. Bu şekilde devlet çocuğun doğumundan itibaren kullanılan iznin ezici çoğunluğunu kadın işçiye vererek çocuk bakımının kadının sorumluluğu olduğunu söylemiş oluyor. Hatta başka seçenek bırakmıyor işçi ailelere! 

Doğum izni kadın işçiler için artarken, ki artması olumlu ve gereklidir, erkek işçiler için bu kadar düşük kaldıkça kadın istihdam oranının düşmesi de beklenir. Orta Vadeli Program’la birlikte işçi sınıfının her hakkına göz diken patronlar, bu gelişmeden sonra da şüphesiz ki “Ne kadar güzel bir gelişme” diyerek aile yaşamını desteklemek için kadın istihdamını arttırmayacak, tam tersine ellerinden geldiğince kadın alımını düşürecek, kadınların yerine doğum izni çok çok daha düşük olan erkek işçileri çalıştırmayı tercih edecektir. 

Gerçek çok açık: Aileye dair sorumlulukları tamamen kadının omuzlarına bırakan politikalar çoğaldıkça kadınlar giderek iş hayatının daha da dışına itiliyor. Emekçi ailelerin ulaşabileceği, nitelikli kreş ve yaşlı bakım evlerinin de olmadığı bu sistemde bu tarz politikalar kadınları esnek çalışma biçimlerine itiyor. Kadınlar özellikle doğumdan sonra iş bulabilirlerse de ücretsiz kamu kreşlerinin yokluğunda esnek işler aramak zorunda kalıyorlar. Bu politikalar, ailenin bakımının ve ev işlerinin yükünü emekçi kadınların omuzlarına bırakıyor ve emekçi kadınlara daha rahat bir aile yaşamı değil, esneklik, güvencesizlik, yoksulluk vadediyor. Kadınlar Dilovası Ravive Kozmetik işçi katliamında da gördüğümüz gibi bu güvencesiz ve denetimsiz işlerde çalışırken yalnızca haklarını değil hayatlarını da kaybedebiliyor. 

Biz Devrimci İşçi Partisi olarak çocuk bakımının yalnızca kadının omuzlarına bırakılamayacağını söylüyoruz. Ebeveyn izinleri kadın ve erkek işçiler arasında eşit şekilde bölüştürülmeli ve devredilemez olmalı, kadınlar iş hayatının dışına itilmemelidir! Çocuk ve yaşlı bakımında devlet sorumluluk almalı, ücretsiz ve nitelikli kreşler ve yaşlı bakım evleri kurulmalıdır!

Bu yazı Gerçek gazetesinin Nisan 2026 tarihli 199. sayısında yayınlanmıştır.