Sekiz kocalı Hürmüz!

Sungur Savran 6 dk okuma
Sekiz kocalı Hürmüz!

Böyle olmaz. Sosyalizmin adı ve itibarı böylesine harcanamaz. Her biri tarihî bir öncüle yaslandığını iddia eden, bir bölümü geçmişin partilerinin ve sosyalizmin önderlerinin adını bayrağı yapan birtakım sosyalist partiler, en azından Kılıçdaroğlu’nun 2017’de düzenlediği “Adalet Yürüyüşü” adı verilen gösteriden bu yana seçimlerde, en azından cumhurbaşkanı seçimlerinde CHP’yi halka umut olarak göstererek toplumun önünde sosyalizmin adını yerle yeksan ediyorlar! 

Devrimci İşçi Partisi, Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun yarıştığı 2023 cumhurbaşkanı seçimi öncesi ve sonrasında Altılı Masa’nın ve onun seçimdeki uzantısı olan Millet İttifakı’nın nasıl hem gerici hem de son derece kırılgan olduğunu ısrarla ortaya koydu. Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazansa bile istibdad rejimine son vermeyeceğini, CHP’nin temsil ettiği TÜSİAD burjuvazisinin kurulan düzenin (büyük aşırılıklar olmadıkça) devamından yana olduğunu ifade etti. Ayrıca, Altılı Masa’nın seçim öncesinde ya da sonrasında dağılabileceğine de işaret etti.

Biz de köşe yazılarımızda bunları dile getirdik. Ayrıca, Akşener’in Mart ayında masadan kalkıp gitmesinin ardından hem diğer partilerin başkanlarının, hem de İmamoğlu ve Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla Kılıçdaroğlu’nun başına gardiyan olarak dikildiğinin de altını çizdik. Bu konuyu işlediğimiz yazının başlığını da tiyatro tarihimizin en popüler oyunlarından biri olan “Yedi Kocalı Hürmüz”den ödünç aldık. Yedilinin her birine Kılıçdaroğlu’nun gardiyanı olarak yaklaştık.

Kılıçdaroğlu şimdi sekizinci bir gardiyanın himayesi altında CHP’nin başına döndü. Bu seferki gardiyan öyle Babacan ya da Davutoğlu gibi arkasında herhangi bir güç olmayan türden değil. İstibdad rejiminin baş aktörü Tayyip Erdoğan. Tam anlamıyla sefil bir manzara! Çok sayıda sosyalist partinin Türkiye’yi istibdaddan ve onun baş aktöründen kurtarma gerekçesiyle halkı oy vermeye çağırdığı şahıs, Erdoğan’ın CHP içindeki kayyımı konumunda!

Ama bundan en ufak bir ders çıkaran yok. Nerede başını elleri arasına alıp “Yahu biz ne yaptık? Bu adamı halka nasıl çözüm olarak sunduk?” demek? Nerede “yanılmışız” diye açıklama yapmak, halktan özür dilemek. Sosyalizmin geleneği, bırakın böyle devasa hataları, bireysel düzeyde bile yapılan politik, örgütsel ve kişisel hataların özeleştirisini davanın ilerletilmesi için önkoşul sayar. 

Oysa özeleştiri vermek bir yana yine aynen Adalet Yürüyüşü’nde yaptıkları gibi, yalnız bu sefer Kılıçdaroğlu’nun yanında değil karşısında aynı tutumu tekrarlıyor sosyalist partiler.

Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Biz, seçimlerin hemen ertesinde Kılıçdaroğlu/İmamoğlu çekişmesinin büyük sorunlara yol açacağını yazdık. Birkaç ay sonrasında da “CHP’nin Geleceği (Var mı?)” başlığını taşıyan bir yazı yazdık. Kim bilir, o zaman Kılıçdaroğlu’na oy vermiş partilerin bazı kadroları dudak büküp yazıyı okumaktan sarfınazar etmişlerdir. Kısaca alıntılayalım:

“Öyle görünüyor ki partinin önünde üç ihtimal var. İlki CHP’nin daha küçük partilere ayrışarak orta vadede sahneden silinmesidir. Cumhuriyet kuruculuğuyla övünen bu partinin cumhuriyetin 100. yıldönümünde ufalanmaya başlaması tarihin ilginç bir cilvesi olur.” Bu senaryoya şimdi “katiyen olmaz” diyebilecek yiğit var mı? İki kanadın dışında başka parçalanmalar da mayalanmaya başladı (Mansur Yavaş sadece ilk örnektir). 

Kılıçdaroğlu’nun nerelere kadar alçalabileceğini de üçüncü ihtimal olarak saymıştık. Seçimin iki turu arasında Ümit Özdağ’la imzaladığı, o an gizli tutulan ama sonradan bu faşist politikacıya İçişleri Bakanlığı’nı ve MİT Müsteşarlığı’nı vadeden anlaşmaya yaslanarak partiyi onunla birlikte yönetebileceğini yazmıştık. Şimdi “CHP ülkücüleri” diye andığı çeteler CHP Genel Merkezi’ni polisten önce tehdit edenler oldu.

Dün Kılıçdaroğlu’nun yaptığını yarın Özel’in veya İmamoğlu’nun yapmayacağına nasıl kefil oluyorsunuz? Özel’in “normalleşme”, “Türkiye ittifakı”, “iç cephe”, “arka kapı” söylemiyle Erdoğan ile bugüne kadar bir ittifakın taşlarını döşemeye çalıştığını hiç mi fark etmediniz? Özel ve CHP kurmaylarının Bahçeli’nin ağzına baktıkları, Cumhur İttifakı’nı bölerek bir CHP-MHP yakınlaşmasını en azından bir koz olarak kullanmaya çalıştığını hiç mi fark etmediniz?

Sosyalizm için ayıptır! Bu halka da yazıktır! Dün Kılıçdaroğlu ile yürüdünüz, bugün en ufak bir özeleştiri yapmadan Özel’le yürüyorsunuz. Yukarıdaki fotoğrafa iyi bakın. Umarız size bu sefer de üç-beş yıl sonra bu ıslak adama biatınızıhatırlatmak zorunda kalmayız.

Türkiye ağır ağır 12 Eylül tipi bir rejime yöneliyor. Devrimci İşçi Partisi, elimizi kolumuzu bağlayıp oturalım demiyor. CHP’nin peşine takılmak yanlıştır diyor. Sosyalistlere bir çağrı yaparak, burjuvazinin bu en has partisinin peşinden gitmek yerine işçi sınıfının politik bağımsızlığına yaslanarak adım adım güçlenecek bir Bağımsız Sosyalist Odak’ın kurulmasını önermiş bulunuyor. Ancak böyle bir bağımsız odak, sosyalizmin sınıf bağımsızlığı ilkesini gerçek haline getirebilir. Ancak böyle bir odak, istibdad ile anlaşma yoluyla halkı yarı yolda bırakmaz, istibdadın üzerine sonuna kadar gidebilir. İşçi sınıfına, emekçi halka ve ezilenlere yaslanan böyle bir odağın inşası elbette her türden sözlü yazılı özeleştiriden daha değerli bir özeleştiri olacaktır.

mutlak butlan CHP kurultayı Kemal Kılıçdaroğlu