Ankara’da NATO Zirvesi yaklaşırken kamu hastanelerinde bir mucize gerçekleşti! Yıllardır “olmaz”, “sistem kaldırmaz”, “randevu bulunamaz” denilerek hayata geçirilmeyen şey bir anda mümkün oldu. Şehir hastanelerinde poliklinik randevu sayıları NATO Zirvesi’nin gerçekleşeceği günlerde azaltıldı, muayene süreleri 20 dakikaya çıkarıldı.
Peki, bu tercih kimin için değişti? Emekçi halk için mi? Yıllardır randevu bulamayan, bulduğunda da derdini anlatamadan muayene süresi biten işçiler için mi? Performans baskısı altında tükenen hekimler ve sağlık emekçileri için mi? Hayır. Hiçbiri için değil! Tek amaç NATO zirvesi döneminde Ankara’yı insansızlaştırmak. Halkın hastaneye gitmek için bile sokağa çıkmasını engellemek. Yani 20 dakika muayene süresini daha iyi teşhis ve tedavi için değil sadece randevu sayısını azaltmak için konuyor.
Bu, emekçi halkın sağlığına değil NATO’ya öncelik veren, sağlığı sonuna kadar sermayenin çıkarları için piyasaya açan, hastaneleri, hekim emeğini ve halk sağlığını emperyalist siyasetin ihtiyaçlarına göre düzenleyen iktidarın tercihi. NATO’nun Ankara’da toplanması bu nedenle hastanelerin koridorunda, polikliniğin kapısında, acilin kalabalığında da karşımıza çıkan bir sınıf meselesi.
Sağlık NATO için değil emekçi halk için planlanmalı. Muayene süresi zirve günlerinde halkı hastanelerden uzak tutmak için değil yılın her günü doğru teşhis ve tedavi amacıyla en az 20 dakika olmalı.
Bu mücadele de NATO’ya, piyasacı sağlık düzenine ve istibdada karşı emekçilerin örgütlü gücüyle kazanılacak. Sağlık emekçilerinin örgütlü mücadelesi bu kavganın ayrılmaz bir parçası olacak. İstibdad zirve günlerinde sağlık hizmetini NATO için bilinçli şekilde baltalayıp yavaşlatıyor. Oysa hastanelerde NATO için değil NATO’ya karşı (Acil durumlar dışında) hizmet durmalı. NATO’ya karşı genel grev çağrısı bu yüzden sağlık emekçilerinin de çağrısıdır.