Bütün İşçiler Nato’ya Karşı Birleşin!

Gerçek 4 dk okuma
esitaş

Merhaba yoldaşlar. Ben Dilovası Esitaş fabrikasından yazıyorum sizlere. Geçen ay yazdığım mektupta NATO zirvesinden bahsetmiştim. Bu ay da bununla ilgili konuşmak istiyorum.
Hepimiz Ankara’da yapılan güzelleştirmeleri(!) görmüşüzdür. Gecekonduların panolarla kapatıp, binaların görünen kısımlarını boyamalar, yolları yapmalar gibi. 1 aylık süreçte Ankara’yı düğüne hazırlar gibi hazırladılar. Milyonlarca masraf yaptılar. Mansur Yavaş da bu durumdan memnun ki bununla ilgili açıklama yaptı. Onun da işi kolaylaşmış oldu. İktidarla koordineli çalışmış oldu. Boşuna demiyoruz düzen partilerinden işçi sınıfı yararına hiçbir şey olamaz diye. NATO, daha Ankara’ya gelmeden Ankara'nın emekçi halkına hayatı zorlaştırmaya başladılar. Yollar kapandı, hastanelerde randevu sayıları azaldı, yasaklama kararları çıkarıldı ve yüzlerce kişi ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Eli kanlı bu örgüte rahat etmesi için seferber olundu. İktidarından tutunda diğer burjuva partilerine kadar. 
Mesele kapitalist düzenin, sermayenin çıkarları olduğunda öylesine örgütlü bir güç var ki karşımızda. Sözde birbirileriyle kanlı bıçaklı olan partiler, emperyalizmin çıkarları olunca etle tırnak gibiler. 
Bizler, bunların karşısında daha da örgütlenmeliyiz, güçlenmeliyiz. Geçen gün fabrikada NATO gündemini konuşurken NATO’nun ne olduğunu bilmeyenler vardı. Bizim neden baş düşmanımız olduğunu. Sendikalı fabrikalarda çalışıyor olsak dahi işçi sınıfının kendi tarihini, kendi tarihimizdeki katliamları ya da kazanımları o gün geldiğinde bir anma ya da basın açıklaması ile konuşup geçiyoruz. Sonrasında bugünün anlamı neydi diye insanlar birbirlerine soruyorlar. Özellikle de böyle hayatı durdurmamız gereken NATO zirvesi gibi gündemlerde maalesef bilgimiz ve örgütlülüğümüz Türkiye işçi sınıfı olarak yeterli değil. Kendi sınıfımızın tarihini bilmek zorundayız. 
Bu ülkede zamanında 6. Filo denize döküldü, ODTÜ’de Komer’in arabası yakıldı. Zamanında emekçilerde işçilerde bu güç vardı. Bugün NATO denen kanlı örgüt elini kolunu sallayarak bizim memleketimize gelebiliyor. Eli kanlı çünkü Filistin halkının katili. Siyonist İsrail kadar NATO da katil. Nasıl ki Siyonizm emperyalizmden bağımsız değilse, NATO da emperyalizmden ayrı düşünülemez. Gazzeli çocukların, İranlı kız çocuklarının, Filistin halkının, kendi memleketimizde de Kemal Türkler ve daha birçok yoldaşımızın kanı var NATO’nun ellerinde. 
Bizleri bastırıp yıldırıp sindirmeye çalışıyorlar. Yeri geldiğinde nasıl ki grev yasaklarına karşı örgütlü gücümüzle o kararı çöpe atıp sermayenin ve destekçisi istibdadın karşısında duruyorsak, örgütlü gücümüzü daha da çoğaltarak NATO’ya karşı emperyalizme karşı kullanmak zorundayız. Bizler sendikalı fabrikalarda çalışan işçiler olarak tek amacımız iyi bir sözleşme imzalamak olamaz. Sendikalarımızı denetleyip harekete geçirecek olan biz işçileriz. Patronlara nasıl ki grevlerle hayatı dar ediyorsak asıl düşmanımıza da hayatı zindan etmek zorundayız. Yok etmek zorundayız NATO’yu. Bu da basın açıklaması yapmaktan daha fazlası demek.
Nasıl ki onurumuzla çalışıp ekmeğimizi kazanıyorsak onurumuzla da yaşamak için emperyalizmle daha örgütlü daha güçlü savaşmak zorundayız. Bunun tek yolu da ayrı gayrı demeden birleşmek, beraber mücadele etmektir. Çünkü bizim davamız haklı bir dava. Biz ezilenin yanında haksızın karşısında olmak zorundayız. Onurlu yaşamak bunu gerektirir. 
NATO’yu yıkıp, emperyalizmi yok edene kadar ve dünya devrimini gerçekleştirene kadar durmadan mücadele etmek zorundayız.
                                                                          Dilovası Esitaş’tan bir işçi kadın

Bu yazı Gerçek gazetesinin Temmuz 2026 tarihli 202. sayısında yayınlanmıştır.

NATO NATO Zirvesi Dilovası Esitaş emperyalizme karşı mücadele NATO’dan çık! NATO’yu yık! Siyonizm karşıtlığı Türkiye'de NATO'nun işçi ve halk düşmanı faaliyetleri istibdada ve emperyalizme karşı işçi sınıfının saflarında mücadeleye