Bir parti kurulduğunu ilan ettiğinde önce o partinin programı ve hedefleri tartışılır. Yeni Parti’de böyle olmadı. Ortada Avrupa demokrasisi hayranı siyasi danışman ve akademisyenlerin elinden çıkma, yalapşap, Avrupa’nın ortalama bir sözde “sosyal demokrat” partisinden özenilerek hazırlanmış bir programdan başka bir şey yok! O programda da “yeni” olan hiçbir şey yok! CHP gibi bir burjuva partisi olan Yeni Parti’nin emekçi halkın sorunlarına çözüm olmak, onların haklarını genişletmek gibi bir amacı yok ki bunları gerçekleştirmek üzere bir siyasi programı olsun.
Eski tas, yeni hamam!
Yeni Parti’nin programı bir değişim çağrısı ile başlıyor ve “kara düzeni” değiştirme iddiasında bulunuyor. Sanki bir grup kötü insan kara bir düzen kurmaya karar vermiş de bunda başarılı olmuş. Bu kara düzeni kimler kurmuş, kimler alet olmuş, kimler bunun nimetlerinden faydalanmış pek belli değil. Fakat Yeni Parti bu kara düzeni değiştirebilecek olan bir Türkiye İttifakından bahsediyor. Bu ittifakta “işçi de çiftçi de esnaf da sanayici de varmış”. Fabrikasına patronuyla el ele mutlu mesut bir şekilde sendika sokabilen işçi göreniniz var mı? Şimdiye kadar kaç çiftçi tüccara sevgiyle sarılıp mahsulünü satmıştır? Fabrikalarda işçiyle patron arasında ittifak yok, dişe diş bir sınıf kavgası var! Yeni Parti sınıf işbirliğini vaaz eden ve artık tamamen eskimiş palavraları bol kepçeden savuruyor. Eski tas, yeni hamam!
Ekonomiye ve kalkınmaya dair son derece iddialı cümleler var. Örneğin diyorlar ki “Partimiz, kamunun stratejik öncü gücünü, özel sektörün dinamizmini, örgütlü emeğin üretkenliğini, bilimsel ve yenilikçi bilgi birikimi ile toplumsal katılımı bir araya getiren yeni bir ekonomi anlayışını savunur.” Yani diyorlar ki; devlet ekonomide sadece belirli alanlarda söz sahibi olacak, kar hırsıyla yanıp tutuşan özel sektör kârlı bulduğu alanlarda “dinamizmini” gösterecek, örgütlenmesine izin verilen işçiler de üretken şekilde işini yapacak. O örgütlü emek, geçinebilecek bir ücret için mücadele ettiğinde, özel sektör dinamizmini gerçekten sürdürecek mi? Yoksa Türkiye’nin en büyük sanayicilerinin bulunduğu MESS başta olmak üzere her sözleşme döneminde olduğu gibi daha fazlasını veremeyiz, batarız, başka ülkeye gideriz palavraları sıkıp, sefalet ücreti yoksa üretim de yok mu diyecek? Bunlar Yeni Parti için lüzumsuz detaylar gibi görünebilir ama işin temel matematiği de buradadır. Hem sermayenin gönlü olsun hem işçinin diyerek en fazla mutlu sonlu bir film senaryosu yazılabilir ama sınıf mücadelesinin gerçekleri bambaşkadır!
Özgür Özel kasketini takıp traktör tepesinde dolaşıyor diye kimse bu partiye dair hayallere kapılmasın. Yeni Parti sermayeyi incitmek istemiyor, kapitalist sömürü düzenine zarar vermek istemiyor yani; düzen siyasetinden vazgeçmiyor.
Emperyalizme biat etmede ve NATO’culukta ısrar!
Bu parti emperyalizme biat etmede, NATO’culukta en ufak tereddüt göstermiyor. Öyle ki sanki demokrasi, insan hakları ve hukuk Batı emperyalizminin tekelindeymiş gibi programında da bunlar için Batı ittifakı içerisindeki etkinliğini sürdüreceklerini ilan ediyor. Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinin hızlandırılacağını söylüyor. Devrimci İşçi Partisi işçinin, emekçinin, çiftçinin düşmanı olan AB ile olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın yırtıp atılmasını savunurken, Yeni Parti bu anlaşmaya sadık kalıp anlaşmayı güncelleyeceğini ilan ediyor. Ve en önemlisi de diyor ki: “Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT ve NATO’daki etkinliği artırılacaktır.” Her seferinde Newsweekgibi emperyalizmin basın kuruluşlarında NATO için Erdoğan’dan bile daha iyi bir müttefik olacağını savunan Özgür Özel partisinin programına da NATO’culuğu yazdırmış.
Düzen siyaseti kendisine her zaman yeni liderler bulup yeni partiler, yeni ittifaklar inşa ediyor. Sosyalist solun önemli kesimleri bile Özgür Özel ve Yeni Parti’ye dair hayallere kapılmış durumda. Fakat görülüyor ki bu parti yeni olsa bile savunduğu şey o eski düzen siyaseti. Emperyalizme biat ve NATO’culuk ise baki. Sermayeden ve emperyalizmden bağımsız olmayan hiçbir siyasi hareket işçilerin ve emekçilerin kurtuluşu olamaz. İşte bu yüzden Devrimci İşçi Partisi bağımsız işçi sınıfı siyasetinde ısrar ediyor!