Yılın ilk yarısı biterken işçiler, emekçiler, emekliler hayat pahalılığı altında iyice ezilmeye başladı. Erdoğan’ın Hazine ve Maliye Bakanı İngiliz Mehmet’e (kendisi resmen Kraliyet ailesine sadakat yemini ederek İngiliz vatandaşı olmuş olduğu için böyle diyoruz!) uygulattığı işçi düşmanı Orta Vadeli Program gereği asgari ücrete zam yapılmadı. Asgari ücret 28 bin lirada çakılı kalırken, Türk-İş’in açıkladığı rakamlara göre açlık sınırı 35 bin 759 liraya yükseldi. Bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 46 bin 284 lira oldu. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 116 bin 478 lira oldu.
TÜİK’in Haziran ayı enflasyon rakamını 0,99 ve altı aylık enflasyon oranını da yüzde 17,76 olarak açıklamasıyla (pazarda tezgâha fiyat tabelası koyar gibi!) birlikte kamu emekçileriyle (memurlar), SSK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin alacağı zam oranı da belli oldu. SSK ve Bağ-Kur emeklileri altı aylık enflasyon olan yüzde 17,76 zam alırken, memurlar ve memur emeklileri yüzde 13,52 ile resmi enflasyonun da altında bir maaş zammı elde edecek. Memur ve memur emeklilerinin daha düşük zam almasının sebebi iktidarın yandaş sendika Memur-Sen’le yaptığı toplu sözleşmeye kamu emekçileri aleyhine koyduğu maddedeki hesaplama metodundan kaynaklanıyor.
Ancak gerçek enflasyonun TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyondan çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Çarşıdaki, pazardaki pahalılığı herkes yaşayarak biliyor. Zamlar mutfaktaki yangına üflemekten farksız. Gerçek rakamlar da bu gerçeği ortaya koyuyor. Enflasyon Araştırma Grubunun açıkladığı Haziran enflasyonu TÜİK’in 0,99’unun iki katından fazla: yüzde 1,94! Maaş ve emekli aylıkları zamlarına esas oluşturan altı aylık enflasyon ise TÜİK’in yüzde 17,76’sına karşılık yüzde 26! Gerçek enflasyonla resmi enflasyon arasındaki fark işçinin, emekçinin, emeklinin cebinden para çalmaktan farksız! TÜİK enflasyon rakamlarını düşük ilan ederek emek hırsızlığına aracılık etmeye devam ediyor.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Temmuz 2026 tarihli 202. sayısında yayınlanmıştır.