Zilan katliamının üzerinden 96 yıl geçti: Katillerden hesabı emekçiler soracak!

Gerçek 5 dk okuma
zilan

1930 yılının temmuz ayında Van ilinin Erciş ilçesi ve çevresinde, Kürt halkına yönelik en kanlı katliamlardan biri gerçekleştirildi. Katliamın en yoğun yaşandığı bölge Zilan Deresi olduğu için bu trajedi tarihe Zilan Deresi Katliamı olarak geçti. Zilan katliamında öldürülen insan sayısı resmi olarak açıklanmasa da dönemin Cumhuriyet gazetesi, 15 bin "şakinin" (eşkıyanın) katledildiğini yazdı. 44’ten fazla köy yakıldı; çocuk, yaşlı demeden binlerce insan sıraya dizilerek katledildi. Zilan Katliamı, Kürt halkının hafızasında bugün bile derin bir acı olarak varlığını sürdürüyor.

Ağrı isyanı sivil katliamı ile bastırıldı!

1926 yılında Kürt halkına yönelik baskı ve sürgün politikalarına karşı Kürt köylüleri Ağrı Dağı’na sığınarak ulusal haklarını talep ettiler. Devlet ise inkâr politikasına başvuruyor, isyancıları "bir avuç şaki" olarak tanımlıyordu. Nitekim "bir avuç şaki" dedikleri Kürt grupları, çevre bölgelerden destek alarak günden güne büyüyordu. Devlet, isyancılara karşı yürüttüğü askerî saldırılardan sonuç alamayınca, isyanın önderlerine makam ve para teklif ederek direnişi içeriden bitirmek istedi. Ancak Ağrı isyanının temsilcileri, taleplerinin şahsi olmadığını, Kürt halkının ulusal haklarını aradıklarını söyleyerek devletin bu teslimiyet teklifini reddettiler. Devletin savaş politikası Ağrı Dağı’nın sarp yamaçlarına çarpıyor ve sonuçsuz kalıyordu. İsyanın sınırları genişledikçe devletin politikası da sertleşti. 1930 yazında Ağrı İsyanı Erciş, Muradiye ve Patnos’a kadar genişlemişti. Devlet, isyanı bastırmak için 1930 yılının temmuz ayında Erciş’e yönelik büyük bir harekât başlattı. Erciş’in köyleri yakıldı, binlerce sivil katledildi; Zilan Deresi insan cesetleriyle dolduruldu. Zilan Katliamı, dönemin Kemalist rejiminin en vahşi uygulamalarından biriydi. Onu Dersim’den ve Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen diğer katliamlardan ayıran temel özellik; Kürt halkının özgürlük mücadelesini doğrudan kitlesel sivil katliamlar ile bastırma yöntemi olmasıydı.

Sömürgeci politikalar Türk işçi sınıfının yararına değildir! Türk ve Kürt halkı bu politikalara birlikte karşı çıkmalıdır!

Bu topraklarda Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamların asıl sorumlusu, devletin hâkimi olan burjuvazidir. Sömürgeci Türk burjuvazisinin çıkarları; Kürt halkının sömürülmesinden, bölgenin yer altı ve yer üstü kaynaklarına el konulmasından yanadır. Ancak bu politikalar hiçbir şekilde Türk işçi sınıfının yararına değildir. Bugün Türk işçi sınıfı ekmeği ve özgürlüğü için sokaklara çıktığında karşısında bulduğu güç, Zilan katliamını yapan hâkim sınıfın doğrudan devamıdır. Türk işçi sınıfının sendika başkanlarını katleden, işçi sınıfının politik ve ekonomik taleplerine katliamlar ile karşılık veren aynı burjuvazidir ve emperyalizmdir. Emperyalizm ve daha sonra onun savaş örgütü olacak olan NATO da bu politikaların tamamen arkasında olmuştur. Kürt halkını katliamlar ile ezen burjuvazi ve emperyalizm, Türk işçi sınıfının hak taleplerine de benzer yöntemlerle saldırmaktadır. 

Yeni Zilan katliamlarının yaşanmaması için emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı mücadeleye

Maraş’ta, Çorum’da Alevilere yönelik katliamları tezgâhlayan, 90 yıllarda Kürt siyasetçilerine ve halkına yönelik faili meçhul cinayetleri gerçekleştiren de yine burjuvazinin ve emperyalizmin çıkarları için kan döken NATO kontrgerillasıdır. NATO kontrgerillası bugün de istibdad rejiminin altında işçi sınıfına ve ezilen halklara karşı suç işlemeye devam etmektedir. Zilan, Dersim, Çorum, Maraş, 1 Mayıs 1977 ve nice diğer katliamların hesabını sormak, bu acıların tekrar yaşanmasını engellemek için işçi sınıfının saflarında emperyalizme ve sömürgeci burjuvaziye karşı örgütlenmeliyiz. Zilan katliamının amacının Kürt halkının ulusal taleplerini ezmek olduğunu görüyoruz. Ancak başta da söylediğimiz gibi bu politikalara Ağrı isyanının liderlerini makam ve para teklif ederek teslim almaya yönelik girişimlerin olduğunu da unutmamalıyız. Yöntemler değişebilir ama hedef aynıdır. Bugün de sömürgeci burjuvazi istibdadın sopasını bir an olsun elinden bırakmadan, Kürt burjuvazisi ve toprak ağaları içinden kendine işbirlikçiler devşirmeye çalışmaktadır. Kürt hareketini teslim alma çabası ön plandadır. Yürütülen sürecin barış ve çözümle bir ilgisi yoktur. “Terörsüz Türkiye” adı takılmış olan “petrol açılımı” 96 yıl önceki gibi bir kez daha Kürt halkının taleplerini “şakilik” olarak niteleyen inkâr politikasının devamıdır. Kürt ve Türk işçi sınıfının ve yoksul köylülerinin gerçek çıkarları; sömürgeci burjuvazinin politikalarının reddedilmesinden, ulusların kayıtsız şartsız eşitliğinden, özgürlüğünden ve halkların kardeşliğinden yanadır.

zilan katliamı yaşasın halkların kardeşliği kahrolsun emperyalizm NATO'dan çık NATO'yu yık