Filistin halkı başta olmak üzere pek çok halkın uğradığı mezalimin faili, eli kanlı katillerin NATO kisvesi altında Türkiye’de yapacakları zirve, Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları tarafından Üsküdar Meydanı’nda protesto edildi.
Devrimci İşçi Partisi’nin bir inisiyatifi olan Filistin Dostları hareketinin eylemine Üsküdarlılar ve Eğitim İlke Sen’den Ahmet Örs hocamız da katılarak destek verdiler. Filistin Dostları’nın eylem öncesinde Üsküdar Meydanı’nda yaptığı bildiri çalışması da emekçi halkın büyük teveccühü ile karşılaştı.
Eylemin açılışında Devrimci İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Dölek bir konuşma yaptı. Dölek konuşmasında Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesine dikkat çekerek, insanlığın düşmanlarının yaptıkları bu toplantıları reddettiklerini belirtti ve tüm halkımızı bu zilleti reddetmeye davet ediyoruz dedi. Filistin’in sömürülen ve ezilenler için bir direniş parolası olduğunu belirten Dölek, bunun karşısında NATO’nun da emperyalistler ve işbirlikçileri için bir parola olduğunu, düzen siyasetçilerinin NATO’ya hizmet için yan yana durduğunu söyledi. Levent Dölek sözlerini Filistin parolasında birleşme ve karşımızdaki Epstein koalisyonuna karşı mücadele etme çağrısı ile bitirirken meclisteki partileri de NATO parlamenterler toplantısına temsilci yollamayarak haklı ve mazlum olanların yanında durmaya çağırdı.
Filistin Dostları sözcülerinden Kutlu Dâne’nin okuduğu basın açıklamasında ise NATO kisvesiyle Türkiye’ye gelenin, Gazze soykırımının failleri, halkların katilleri ve tüm insanlığın düşmanı Epstein koalisyonu olduğu, katil Trump’ın etkinlikte “onur konuğu” olduğu, Siyonist İsrail’in tüm çıkarları ve planlarıyla masada olacağı, Türkiye’ye emperyalist projelerde verilecek kanlı rollerin konuşulacağı bu zirvenin halkımız için bir zillet olduğu belirtildi. İsrail’in emperyalizmden, emperyalizmin de NATO’dan ayrı düşünülemeyeceğinin vurgulandığı açıklamada NATO’nun Türkiye’de ve dünyada işlediği suçlar sıralandı ve istibdad rejiminin, bugün NATO’ya ev sahipliği yapmaktan, NATO’da daha fazla görev almaktan, eli kanlı Trump’ı ağırlamaktan utanmadığı, bu yüzden de bu zilletten kurtulmanın yolunun istibdad rejiminden kurtulmaktan geçtiğinin altı çizildi. Yine açıklamada bunu yapacak gücün de, kendine istibdadın karşısındaymış süsü veren ama emperyalizmle bağlarını koparmayan AKP ve MHP ile emperyalizme hizmette yarışa giren düzen muhalefetinde değil, grev yasaklarını çöpe atan, fabrikalarını ve madenlerini işgal eden, zamanında 6. Filoyu denize döken, ODTÜ’de Komer’in arabasını yakan bu memleketin %99’unda, yani işçilerinde, emekçilerinde ve onların örgütlü mücadelesinde aranması gerektiği söylendi.
İşçi sınıfını ve sendikaları NATO’nun Türkiye’ye gelişini hayatı durduracak bir genel grevle karşılama çağrısı yapan Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları’nın eyleminde okunan basın açıklamasının tam metnini de aşağıda okurlarımız ile paylaşıyoruz:
Emperyalizme, Siyonizme NATO’ya geçit yok!
Değerli basın emekçileri ve Filistin halkının dostu emekçi halkımız,
Bugün burada soykırım faili, çocuk katili, işçi sınıfının katili, emperyalist terör örgütü NATO’nun Türkiye’de yapacağı zirveyi protesto etmek üzere bir araya geldik.
NATO kisvesiyle Türkiye’ye gelen, Gazze soykırımının failleri, halkların katilleri ve tüm insanlığın düşmanı Epstein koalisyonudur!
Katil Trump’ın onur konuğu olduğu, Siyonist İsrail’in tüm çıkarları ve planlarıyla masada olacağı, Türkiye’ye emperyalist projelerde verilecek kanlı rollerin konuşulacağı bu zirve halkımız için zillettir!
Tüm emekçi halkımızı bu zilleti reddetmeye, Türkiye’nin NATO’dan çıkması, İncirlik ve Kürecik üslerinin kapatılması için mücadeleye çağırıyoruz!
İsrail, tarihin gördüğü en acımasız soykırım girişimlerinden birinde resmî rakamlara göre 73 bini aşkın Filistinliyi katletti. 173 bini aşkın Filistinli İsrail saldırılarında yaralandı. On binlerce insanın cenazesinin hâlâ enkaz altında olduğu tahmin ediliyor. Gazze şu an on milyonlarca ton molozun, açlığın, susuzluğun, salgın tehlikesinin ve neredeyse bütünüyle çökertilmiş bir sağlık sisteminin ortasında yaşamaya çalışan bir halkın direniş toprağı.
Siyonist İsrail’in saldırganlığı Gazze ile sınırlı da değil. Hem soykırım girişimi sürecinde hem de İran’a yönelik ABD ile birlikte başlattığı savaşın bir parçası olarak Lübnan’a da saldırıyor. Ülkenin başkenti Beyrut defalarca İsrail tarafından bombalandı. Güney Lübnan bugün hâlen İsrail işgali altında. İsrail’in İran’a saldırılarında da binlerce kişi yaşamını yitirdi. Kız çocuklarının okulları dahi hedef alındı. Ülkenin altyapısı zarar gördü.
Türkiye’nin emekçi halkı, bu barbarlığı defalarca tel’in etti. Sokaklara çıktı, kampanyalar düzenledi. Son olarak Gazze’deki Siyonist ablukanın kırılması için Sumud filosuna gemiler yolladı. Siyonizme olan öfkemiz bakidir. Bu topraklarda Siyonist İsrail asla meşru bir devlet olarak görülmeyecek, nefes alamayacaktır.
Fakat bu suçları işleyen Siyonistler yalnız değiller. Sadece kendi gayrimeşru devletlerinin gücüne, onun Filistinlilerden çalınanlara dayanan zenginliğine dayanmıyorlar. İsrail denen katliam makinesi, Birleşik Krallık emperyalizminin manda idaresinin kucağında, uğursuz Lord Balfour’un verdiği söz yerine getirilirken doğdu, büyüdü ve serpildi. Sonrasında yaslandığı emperyalist gücü değiştirse de emperyalistlerin bölgedeki uzantısı olmaktan vazgeçmedi.
Bugün İsrail adlı oluşum dünya emperyalizminin en büyük gücü olan ABD’nin bölgedeki bir uzantısıdır. Ama sadece bir uzantı da değildir. ABD devletinin merkezinde Siyonist lobi siyasetin boylu boyunca içindedir. ABD'nin karar organlarındadır, istihbaratındadır, ordusundadır. Onun adeta bir mütemmim cüzüdür. Dahası, sadece ABD emperyalizmi değil, tüm emperyalist güçler de İsrail’in yanındadır. İngiltere, Almanya ve Avrupa Birliği bu kampın ABD’nin yanındaki diğer liderleridir. Kısacası, İsrail demek emperyalizm demektir.
Emperyalizm demek de NATO demektir. NATO, emperyalist sistemin askerî yumruğudur. İki büyük dünya savaşında milyonlarca insanı dünyayı paylaşmak için ölüme yollayan emperyalistler, 1945’ten bu yana tek bir amaç için birleştiler: 1917’de Ekim Devrimi ile birlikte doğmaya başlayan işçi devletlerini boğmak, böylelikle kendi topraklarında, kendi işçilerinin de aynı onurlu yolu izlemesini engellemek ve giderek tıkanan kendi sermaye birikimlerini canlandırmak için bu ülkeleri kendi dolaşım ağlarına katmak. Bunun için karşılarındaki halklara askerî olarak diz çöktürmeleri gerekiyordu. Bunun kolay olmayacağını emperyalist kardeşleri Almanya’nın Nazi ordularının Sovyetleri işgal girişimi sırasında anlamışlardı. İşte NATO, bu alçakça işi yapmak, kapitalizmi çöpe atmış halklara kanla diz çöktürmek üzere kurulmuş bir teşkilâttır.
NATO’nun emekçi halklara yönelik suçları saymakla bitmez. Amerikan emperyalizmi 1950’lerde Kore’de devrim yapan işçi ve köylülere saldırdı. Bu savaşa Türkiye’nin o zamanki hükümeti de emperyalistlere yaranmak bihassa da NATO’ya üye kabul edilmek için asker yollayarak gençlerimizi kurban etmişti. Türkiye dâhil pek çok ülkede kontrgerilla örgütleri kurarak hürriyet için mücadele eden emekçi halkı katletti, darbeler tertipledi, işkenceler ve idamların arkasındaki güç oldu.
ABD’nin “bizim çocuklar” dediği 12 Eylül askeri diktatörlüğünü hazırlayan süreçte gerçekleşen Maraş, Çorum, Bahçelievler gibi katliamlar, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de işçilerin katledilmesi, Kemal Türkler, Kenan Budak gibi işçi liderlerinin, Abdi İpekçi ve Bedrettin Cömert gibi aydınların katledilmesi NATO kontrgerillasının işleridir. Kontrgerillalar emekçi halka ve ezilenlere karşı suçlarına 80 sonrasında da devam etmiştir. Faili meçhul cinayetlerle hatırlanan 93 konsepti bir NATO konseptidir. Sivas katliamı, Gazi katliamı hep NATO kontrgerillasının eseridir. Ve NATO kontrgerillası halen faaliyettedir ve halka karşı suçlar işlemeye devam etmektedir.
Ve bu örgüt, ne yazık ki uzaklarda değil, tam içimizdedir. Türkiye NATO’ya üye olduğundan bu yana fabrikalarımızın içindedir, sağından soluna burjuva siyasî partilerinin ve meclisin içinde taraftarları vardır. Askerî üs ve karargâhlarımızdadır. İncirlik’te, Kürecik’te, limanlarda, radar sistemlerinde ve ikili anlaşmalarla örülmüş askerî ağlarda emperyalizmin eli, gözü ve kulağı olarak çalışmaktadır. Ülkemizdeki üslerinden elde ettiği istihbaratla İsrail’e kalkan olmaktadır. 15 Temmuz darbe girişiminde halkı katleden, meclisi bombalayan uçaklara tankerleriyle yakıt ikmali yapan yine oydu. NATO, emekçi halkımız için bir beladır.
NATO 90’ların sonunda ve 2000’li yılların başında Yugoslavya’da ve Afganistan’da fiilen savaştı. Yakın zamanda Ukrayna savaşında ise Rusya’nın yanı başına kadar genişleyerek ve bölgeyi emperyalist paylaşım kavgasının cephesine çevirerek savaşın arkasındaki başlıca güçler oldu. Batı Asya’daki emperyalist ve Siyonist tüm katliamları fiilen destekledi. Tüm gövdesiyle Gazze soykırımının arkasında durdu. İran’a karşı Amerika’nın ve İsrail’in terörist saldırganlığının ortağıydı. Tüm bu savaşlar emperyalizmin çıkarları doğrultusunda, insanlığı yok oluşa sürükleyecek bir barbarlığa, bir Üçüncü Dünya Savaş’ına giden yolun taşlarını döşüyor. NATO, insanlığın baş belasıdır.
İşte bugün burada, dünyanın bu en büyük ve kanlı terör örgütü NATO’nun, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılacak olan Türkiye zirvesini protesto etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Türkiye’nin bu emperyalist terörist örgüte üye olması bir utançtır. Ankara’nın elinde Filistinlilerin, Lübnanlıların, Yemenlilerin, İranlıların ve daha birçok halkın kanı olan liderlere ev sahipliği yapması kabul edilemez. NATO’nun ikinci büyük ordusu olmakla övünmek bir zillettir. Bu gücün NATO ile emperyalizmin hizmetine sunulması reddedilmelidir.
Bugün Türkiye, Filistin halkına gerçekten destek olmak istiyorsa somut adımlar atmalıdır. İsrail’le askerî, ticarî, diplomatik tüm ilişkiler kesilmelidir. İsrail’e tam ambargo uygulanmalıdır. Başta Kürecik Radar Üssü ve İncirlik olmak üzere emperyalist üsler kapatılmalıdır! Türkiye NATO’dan derhâl çıkmalıdır!
Emperyalistlerin Ankara’ya gelip NATO toplantısında yeni karanlık planlara girişmesine karşı çıkmalıyız. Emekçi halkımızın çıkarı, NATO komutasında bir üçüncü dünya savaşında cepheden cepheye sürülüp canından olmak değil, kendi boğazını sıkan kapitalizme, onun ağababaları emperyalistlere, bölgeyi kana bulayan İsrail’e karşı Filistin halkı başta olmak üzere bölgenin emekçi halkları ile omuz omuza vererek hürriyete kavuşmaktır.
Filistin halkının zaferi için verilen mücadele, fabrikalarda patronlara karşı verilen ekmek mücadelesinden, grev yasaklarına karşı verilen hürriyet kavgasından, istibdada karşı verilen mücadeleden ayrı değildir. Emperyalizme ve Siyonizme karşı gerçek güç, emperyalist başkentlerden medet uman düzen siyasetinde değil, işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen halkların örgütlü mücadelesindedir.
Türkiye’nin başındaki istibdad rejimi, bugün NATO’ya ev sahipliği yapmaktan, NATO’da daha fazla görev almaktan, eli kanlı Trump’ı ağırlamaktan utanmamaktadır. Ama emekçi halkımız utanıyor. O yüzden, bu zilletten kurtulmanın yolu istibdad rejiminden de kurtulmaktan geçiyor. Bunu yapacak güç, kendine istibdadın karşısındaymış süsü veren, ama emperyalizmle bağlarını koparmayan, AKP ve MHP ile emperyalizme hizmette yarışa giren düzen muhalefetinde değildir. Bu güç grev yasaklarını çöpe atan, fabrikalarını ve madenlerini işgal eden, zamanında 6. Filoyu denize döken, ODTÜ’de Komer’in arabasını yakan bu memleketin %99’unda, yani işçilerinde, emekçilerinde ve onların örgütlü mücadelesindedir.
İşimiz için, aşımız için, hürriyetimiz için, müttefikimiz olan tüm emekçi halkların kurtuluşu için, NATO’dan çıkılsın, NATO yıkılsın!
Başta Kürecik ve İncirlik olmak üzere emperyalist üsler kapatılsın!
İsrail’le askerî, ticarî, diplomatik tüm ilişkiler kesilsin!
Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun Siyonizm ve işbirlikçileri!
Yıkılsın Siyonist İsrail Devleti!
Yaşasın nehirden denize özgür, demokratik, laik ve sosyalist Filistin!
Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları