Başyazı: Milleti zilletten işçi sınıfı siyaseti kurtaracak!

Gerçek 6 dk okuma
başyazıtemmuz26

Ankara’daki NATO zirvesinden önce istibdad rejimi yüzlerce kişiyi gözaltına alırken, istibdad basını da tüm bunları “eylem hazırlığındaki terör örgütleri” diyerek haklı göstermeye çalıştı. Oysa esas “eylem hazırlığındaki teröristler” NATO zirvesi için ülkemize gelen Epstein koalisyonunun liderleriydi. Daha zirve devam ederken eylemlerini de gerçekleştirmeye başladılar. Epstein koalisyonunun 1 numaralı elebaşı olan Trump’ın uçağı Ankara’ya indikten saatler sonra Amerikan savaş makinesi, İran’a yeni bir terör saldırısı başlattı. Trump, zirve devam ederken basına yaptığı açıklamalarda “ateşkes bitti” diyerek İran’a yönelik terörist saldırıların devam edeceğini ilan etti. Bu esnada Epstein koalisyonunun şefleri gelecekteki eylem hazırlıklarının da ipuçlarını vermeye başlıyordu. NATO zirvesi sonuç bildirgesinde, ABD’nin başını çektiği küresel emperyalist saldırganlık için 350 milyar doları aşan (70 milyar doları Rusya’ya karşı NATO’nun Ukrayna’daki vekalet savaşı için olmak üzere) bir savaş yığınağı yapma kararı duyuruldu. “İran’ın nükleer kapasitesinin engellenmesi ve Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması” vurgusuyla tüm NATO, Trump’ın ve Netanyahu’nun arkasında bir kez daha esas duruşa geçti. 

NATO’cular ağız birliği yaparak Türkiye’ye misafirperverliği için teşekkür ederken Erdoğan, Türk F-16’larının Estonya’da NATO hava polisliği göreviyle Rusya’ya karşı emperyalist kuşatma savaşının ön cephelerine gideceğini açıklıyor ve “NATO’nun güney kanadı bize emanet” diyerek aldığı görevi bizlere ve tüm dünyaya duyuruyordu. Böylece haftalardır halkı sindirmek için yapılan baskılarla, yasaklarla ve gözaltılarla, Epstein koalisyonunun savaş suçlularının önüne serilen kırmızı halılarla, yoksulluğu örtmek için yapılan badanalarla, Macron sabah koşusu yapsın diye kapatılan parklarla, Ankara başta olmak üzere fiilen Anayasa’yı askıya alarak ilan edilen NATO rejimiyle halka yaşatılan zilletin sebebi de belli oldu. İktidarın telaşı ev sahibi olmanın sorumluluğundan değil, talip olduğu emperyalist ihaleleri almanın hırsından kaynaklanıyordu. Bu ihaleler önümüzdeki dönemde sadece dışarıdaki gelişmeler açısından değil, Türkiye’nin iç siyaseti açısından da belirleyici olacaktır.

Şimdi ülkenin gündemi hızla değişecektir. Ama bu sadece görüntüde bir değişiklik olacaktır. NATO’nun, emperyalizmin ve Siyonizmin planları, emperyalizmin işbirlikçisi hâkim sınıfların yönelişleri tüm arka planı belirlemeye devam edecektir. CHP’nin krizi NATO molasının ardından kaldığı yerden devam edecek. NATO’nun ihale masasına “demokrasi” ve “özgürlük” kartlarıyla oturmaya çalışan ama şimdilik eli boş olarak masadan kalkmak zorunda kaldığı anlaşılan Özgür Özel’in ve NATO’ya Silivri’den aşk mektupları yazan Ekrem İmamoğlu’nun yeni girişimlerini izleyeceğiz. NATO’nun güney kanadının güvenliğini uhdesine alan istibdadın, sömürgeci burjuvazinin yayılmacı çıkarları doğrultusunda Güney’e doğru “petrol açılımı”na hız verdiğini göreceğiz. Kafkasları Orta Asya’ya bağlayan Trump koridorunun faşistlerce Turan koridoru olarak pazarlandığına tanık olacağız. 350 milyar dolarlık dev yığınaktan Türkiye’ye düşecek olan payın faturası elbette ki sermayeye değil, işçiye, emekçiye, köylüye ödetilecek. Emperyalizm düzen siyasetinin istikametini çizmektedir. 

Bu süreçte esas mesele, emekçi halkın ne yapacağıdır. Trump ve Netanyahu İran’a yönelik terör saldırılarını tırmandırırken Lübnan ve Yemen de ateşten nasibini alacak ve nihayet Filistin ve Gazze’de Siyonist soykırım kaldığı yerden devam edecektir. Türkiye’nin emekçi halkı Kürecik ve İncirlik üsleriyle Türkiye’nin bu terörist saldırganlığa ortak olmasını reddetmelidir. Trump “NATO’nun en büyük ikinci gücü diye” gaz verip Türkiye’yi Karadeniz’de, Kafkaslar ’da, hatta Estonya misyonundan anlaşılacağı gibi Baltık’ta Rusya’nın karşısına çıkarmaya çalışıyor. Türkiye’nin emekçi halkı, şu ya da bu şekilde emperyalizmin ileri karakolu ve/veya vurucu gücü olmayı reddetmelidir. Emperyalist üsler kapatılsın! NATO’dan çık NATO’yu yık! 

Emperyalist zincirleri kırmak ve istibdada karşı hürriyeti kazanmak birbirinden ayrılamaz hedeflerdir. İster adına “terörsüz Türkiye” desinler isterlerse oynanan tiyatroyu “barış ve demokrasi” diye anlatsınlar sömürgeci burjuvazinin ve işbirlikçilerin “petrol açılımı”na hayır! Kürt sorununun çözümü ve halklar arasındaki barış emperyalizmin himayesinde sağlanamaz. Emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı mücadele ederek kazanılır! Kürtlerle barış ABD’ye karşı savaş! NATO’cu istibdadı Amerikan muhalefeti ile yenmek imkânsızdır. İstibdadın haksızlıkları karşısında hürriyet isteyen halkın ve gençliğin desteğini alan Özgür Özeller ve Ekrem İmamoğlular bir kez daha halka sırtlarını döndüler. Emperyalist zilleti reddedenler istibdadın baskılarına maruz kalırken nasıl da “onu alma beni al” diye emperyalistlere koştular! NATO’nun kapıkullarından kopun! 

NATO’dan alınan ihaleler dolayısıyla işçi sınıfına ve emekçi halka önce mali sonra da adım adım kanlı bir fatura çıkarılacak. Sınıf kavgası kızışacak. İş, aş, hürriyet için onurlu bir yaşam için örgütlü mücadeleyi yükseltmek zorundayız. Fabrika işgalleri, grevler, direnişler, ekmeği için kavgaya atılan işçiler bu halkın onurunu kurtaracak olan öncülerdir. Emperyalizmden, sermayeden ve istibdaddan bağımsız, gücünü emekten ve emekçi halktan alan bir işçi sınıfı siyasetini inşa etmek zorundayız. NATO’dan hesabı emekçiler soracak! Hürriyet işçilerle gelecek! Milleti zilletten işçi sınıfı siyaseti kurtaracak!

Bu yazı Gerçek gazetesinin Temmuz 2026 tarihli 202. sayısında yayınlanmıştır.

NATO Zirvesi Trump Netenyahu NATO'dan çık NATO'yu yık Kürtlerle barış ABD'yle savaş