Nafaka hakkından vazgeçmeyiz! Nafakayı değil şiddeti, kadın cinayetlerini engelle!

Gerçek 4 dk okuma
Nafaka hakkından vazgeçmeyiz! Nafakayı değil şiddeti, kadın cinayetlerini engelle!

Bu ses kaydı, aşağıdaki metnin sesli okunmasıdır.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi kapsamında, yoksulluk nafakasının süresiz olarak hükmedilmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etti. 175. maddede, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” hükmü yer alıyordu. AYM’nin kararına göre bu maddeden “süresiz” ibaresi kaldırılacak.

Karar yeni alınmış olsa da nafaka tartışmasının kendisi çok daha uzun süredir var. İstibdad kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılarına bunu da eklemek için uzun süredir bu tartışmayı ısıtıyor. Neredeyse her yargı paketi ile birlikte “süresiz nafaka” ve bu yüzden “mağdur” olan, 1 gün evli kalıp ömür boyu nafaka ödeyen “zavallı” erkekler gündeme geliyor.

Bu “mağduriyeti” yaşayan erkeklerin sayısı belirsiz. Ama çok daha çarpıcı bir istatistik var elimizde: 2026 yılının ilk beş ayında kadın cinayetlerinde katledilen kadınların sayısı 158.Her gün kadınlar şiddet görmeye, tecavüze uğramaya, tehdit edilmeye devam ediyor. Hal böyleyken gündem edilmesi gereken, erkeklerin boşanma sonucu yaşadığı nafaka mağduriyeti değildir. Her yıl artan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleridir!

İstibdadın “süresiz nafaka” yalanı

Üstelik “süresiz nafaka” tartışmasının kendisi daha baştan bir yalan üzerine kurulu. Çünkü nafakayı yalnızca boşandığı zaman yoksulluğa düşeceği tespit edilen ve boşanmada bir kusuru bulunmayan taraf alabiliyor. Nafaka alan taraf evlendiği zaman nafaka kendiliğinden iptal ediliyor. Aynı taraf düzenli bir işe başladığında, geliri arttığında mahkemeye başvurarak iptal edilebiliyor, aynı şekilde mahkeme kararı ile miktarı azaltılabiliyor. Zaten mahkemeler genellikle gülünç denebilecek kadar küçük miktarlarda nafakalar belirliyor. Yani gerçekte emekçi kadınların yaşamını sürdürmesini sağlamasına yetecek miktarda ve süresiz bir nafaka hakkı zaten hiçbir zaman olmadı. Haliyle bu yüzden mağdur olan erkekler diye bir gerçeklik de yok.

Nafaka yetmez, sendika, sigorta, güvenceli iş istiyoruz!

Bütün tartışmanın gerçek olan tek tarafı yoksulluk nafakasının neredeyse her zaman kadınlara bağlandığı gerçeği. Ama sürekli erkeklerin nafaka ödemek zorunda kalmasından şikâyet edenler, neden emekçi kadınların boşanınca yoksulluğa düşen taraf olduğunu sormuyor. Kadınlar evlilik içerisinde ev işlerinin, çocuk ve yaşlı bakımı yükünün tamamını omuzlarında taşıyor. Erkek egemen toplum bu şekilde emekçi kadınları istihdamın ve toplumsal hayatın dışına itip, eve hapsediyor. Çalışsa bile sigortasız, kayıtsız, esnek çalışma biçimlerine itiyor. Bu koşulları ortadan kaldırmadan nafaka hakkına saldırmak; emekçi kadınlara ya yoksulluğa ya da mutsuz olduğunuz evliliklere, birçok örnekte baskıya ve şiddete mahkûm olacaksınız demektir! Kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine karşı kadınları koruyacak önlemler almadan boşanmayı engellemeye girişmek kadınların hayatlarını daha fazla tehlikeye atmak anlamına gelir!

Biz bu koşullarda nafaka hakkımızdan vazgeçmiyoruz! Ancak yetmez. Şiddet gören, tehdit altındaki kadınlar başta olmak üzere tüm emekçi kadınlar için güvenceli istihdam sağlanmalıdır!

Anayasa Mahkemesi nafaka hakkı Yoksulluk nafakası kadın cinayetleri kadına yönelik şiddet emekçi kadınlar kadın hareketi kadın mücadelesi kadının görünmeyen emeği kadın işçiler Güvenceli istihdam