Erkan Baş, Türkiye İşçi Partisi (TİP) adına TBMM’de bir basın açıklaması yaparak Özgür Özel’i aradığını ve Yeni Parti’nin kuruluşu dolayısıyla kendisini tebrik ettiğini, hayırlı olsun dediğini ve yürekten başarı dileklerini ilettiğini duyurdu. Erkan Baş, basın açıklamasında özellikle Yeni Parti ile ilişkilerde TİP’in nerede durduğuna dair soruları cevaplamaya ayırdı. TİP’in, “bir yol var” üst başlığı ile bir kampanya yürüttüğünü hatırlatan Erkan Baş, partisinin diğer partilerden ve tabii ki Yeni Parti’den ayrı, halkı özne yapmayı hedefleyen alternatif siyaset inşa etmeye çalıştığını söyledi. İBB’ye yönelik operasyonun başladığı ve Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı 19 Mart sürecinden başlayarak en son “mutlak butlan” kararına kadar baskılara karşı durduklarını tekrarladı: “Siz ilkelerinizle, özgürlükler için, demokrasi için, adalet için mücadele ettiğinizde TİP zaten orada olacak.” Burada tabii ki hemen akıllara şu geliyor: 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın işçi düşmanı ekonomi programıyla seçimlere girip, göçmen düşmanı ırkçı bir siyasetle oy toplamaya çalıştığında, İçişleri Bakanlığı’nı faşistlere peşkeş çeken pazarlıklara giriştiğinde de TİP oradaydı! Kılıçdaroğlu, özgürlüğü de demokrasiyi de adaleti de çoktan uçurumdan aşağı atmıştı. Biz gizli AKP’cilere hiç kanmadık dese de o dönem bir oyu kendilerine bir oyu da sonradan gizli AKP’cilikte en öne çıkan Kılıçdaroğlu’na istemişlerdi.
Hemen ardından ise “ama” diyerek isim vermeden “NATO’nun savaş baronları geldiğinde bu devlet politikasıdır deyip çekilinmesin diyoruz” sözleriyle CHP ve Özgür Özel’i eleştirdi. Ne yazık ki burada da TİP’in düzen muhalefetiyle birlik stratejisinin yeni bir örneğini görüyoruz. Özgür Özel ve Yeni Parti’ye adını vererek başarılar diliyor ama CHP’nin adını vererek TİP’in onların yanında durduğu örnekleri sıralıyor ama iş eleştirmeye gelince bir anda ne CHP’nin ne Özgür Özel’in adını anarak anonim bir moda geçiyor. Üstelik bunu yaparken Özgür Özel’in NATO’cu siyasetini de özürlüyor. Sanki Özgür Özel’in gerçek düşüncesi farklıymış da “devlet politikasıdır” diye NATO’ya karşı çıkmaktan imtina etmiş gibi. Oysa tam tersine Özgür Özel NATO zirvesinden önce Amerikan emperyalizminin önde gelen dış politika dergilerinden Newsweek’e yazdığı makalede NATO’yu esas savunanın kendisi olduğunu, mevcut iktidarın ise NATO’nun stratejik güvenliğine aykırı politikalar izlediğini yazmıştı. Ama dahası var. Özgür Özel aynı makalesinde, Erken Baş’ın orada olmakla övündüğü mücadeleleri (19 Mart’tan mutlak butlan sürecine kadarki eylemler mitingler vb.) NATO’nun stratejik güvenliğinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu iddia ediyordu.
Bunlar öyle geçiştirilecek, üstü kapatılacak şeyler değildir. 19 Mart’ta, mutlak butlan sürecinde ve iktidarın tüm siyasi operasyonlarında istibdada karşı çıkmak, CHP’nin, Özgür Özel’in ve şimdi Yeni Parti’nin düzen siyasetini, istibdadla arka kapı diplomasisini, sermaye yanlısı politikalarını ve nihayet NATO’culuğunu eleştirmeye engel olamaz. Tam tersine “başka bir yol var” diyorsanız bunu yapmak zorundasınız. Ancak belli ki TİP’in yolu ne yeni ne de başka bir yol! Zaten her zaman birliğin parçası olacağız diyerek Yeni Partililere güvence vermesi de ondan… Oysa başka bir yol var. Ve o yola ancak düzen siyasetinden koparak girilebilir.
Düzen siyasetiyle “yan yana”: Dün CHP bugün Yeni Parti
Sol Parti “Birleşik muhalefet yolunda yan yana geliyoruz” başlığıyla ilki 19 Temmuz’da Ankara’da, ikincisi de 26 Temmuz’da İstanbul’da yapılan forumlar düzenledi. Bu forumlarda dile getirilen “birlik”, “birleşik muhalefet”, “birlikte mücadele” sözleri emekçi halk nezdinde bir sağduyuya hitap ediyor. Özellikle Birleşik Metal-İş gibi sendikalar ve TMMOB gibi meslek örgütleri adına yapılan konuşmalar mücadelenin gerçek ihtiyaçlarına da işaret ediyor. Ne var ki bu toplantılar her ne kadar Sol Parti’nin inisiyatifiyle ilk toplantıdan itibaren CHP’nin (ikinci forumda artık Yeni Parti olan Özgür Özel kanadının) Grup Başkan Vekili, milletvekilleri, il ve ilçe başkanlarıyla gösterdiği ağırlığa bakılırsa, “yan yana” gelişten murat edilenin yine düzen muhalefeti etrafında kümelenme olduğu anlaşılıyor. Yani anlayacağınız sol cephede yeni bir şey yok!
Daha önce 2023’te Kılıçdaroğlu’nun 2024’te Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun etrafındaki sol kümelenmeyi Yeni Parti’yle devam ettirmekten öte bir şey önerilmiyor. Hiç satır aralarını okumaya falan da gerek yok… ÖDP ve Sol Parti geleneğinin Genel Başkanlık düzeyinde temsilciliğini yapan Alper Taş, “Yeni Parti, Birleşik Muhalefet Yan Yana” diyerek girişimlerinin içeriğini manşetten duyuruyor. Sol Partinin dayandığı geleneğin tarihsel temsilcilerinden Oğuzhan Müftüoğlu ise çok daha açık konuşuyor. “Seçim kazanmak yeterli değil” diyen Müftüoğlu, 2023’te Kılıçdaroğlu’na 2024’te Özgür Özel’e ve Ekrem İmamoğlu’na (Mansur Yavaş’a da!) destek politikasını cebe koyarak aynen devam demiş oluyor. Eksik olan bu hareketin taban gücünü oluşturmak. Yani halkın hürriyet mücadelesini Yeni Parti’ye bağlamak.
Müftüoğlu’nun konuşmasından düzen siyasetine angajmanın, seçimlerde düzen muhalefetini desteklemekten çok daha derin olduğu da görülüyor. "20 yıl önceki Türkiye'de değiliz" diyen Müftüoğlu, "Ordu olsun, istihbarat olsun, yargı olsun, devletin bütün kurumları, bütün devlet karşı tarafın eline geçmiş durumda. Sadece bir başkan seçmekle, parlamento seçimlerini kazanmakla, kazanmanın yetmeyeceğini bilmek lazım" ifadelerini kullanıyor. Yani 20 yıl önce ordunun, istihbaratın, yargının ve devlet kurumlarının bir kısmı “karşı tarafta” değil “bizim tarafta” imiş! Bu açıkça Türkiye burjuvazisinin ve düzen siyasetinin bir kanadıyla, üstelik bu kanadın CHP’deki siyasal temsiliyetiyle de değil, ordudaki, yargıdaki vb. unsurlarıyla, daha açık konuşacak olursak 28 Şubat ve Ergenekon süreçlerinde kendilerini AKP karşıtı olarak kamufle eden işçilerin, emekçilerin, sosyalistlerin, Kürt ve Alevi ezilen halkların katili kontrgerilla elemanlarıyla saf tutmak anlamına gelir! Ne Müftüoğlu’nun ne de Sol Partili dostların böyle bir politikayı savunacağını düşünemeyiz. Ama izlenen yol ve düzen siyasetiyle yan yana gelişin vardığı yer ne yazık ki bu olmuştur. “Yan yana” forumları göstermektedir ki istibdada karşı ekmek ve hürriyet için gerçek bir yan yana gelişin ancak düzen siyasetinden kopmakla mümkündür.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ağustos 2026 tarihli 203. sayısında yayınlanmıştır.