Türkiye siyasetinde yargı eliyle yürütülen son operasyonlar, muhalefetin 'tek adam rejimi' yanılgısının aksine, iktidar içindeki sivil ve askeri odakların güç mücadelesine dayanıyor. İstibdadın farklı kanatları arasındaki bu çatlaklar derinleşirken, çözüm burjuva düzen siyasetinde değil, işçi sınıfının bağımsız siyasetindedir.
Gebze'deki fabrikada sendikal yetkiyi işgal ve grevle söke söke alan Smart Solar işçileri, direniş ateşini Aliağa'ya taşıdı. Patron işbirlikçisi sendikanın oyunlarını bozan öncü işçiler, tüm sınıfa iş, aş ve hürriyet kavgasının yolunu gösteriyor.
2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), emekçi halkın sırtına faiz, vergi ve özelleştirme yükünü bindiriyor. Mehmet Şimşek'in hazırladığı programda emekliye bütçe yokken, sermayeye trilyonlarca lira kaynak aktarımı ve haraç mezat satışlar hedefleniyor.
Suudi Arabistan'ın Yemen'de İsrail'e karşı savaşan Ensarullah'ı 'Mekke'ye saldırmakla' suçlayarak başlattığı provokasyon ve Türkiye'nin bu emperyalist cephede yer alması, bölgedeki işbirlikçi planları göz önüne seriyor.
Yukarıdaki fotoğrafı iki gün önce Brezilyalı bir devrimci Marksist yoldaşımız sosyal medya aracılığıyla paylaştı. Yollarken de “sansasyonel” yazmış. Bu fotoğraf muhtemelen son iki gündür ekvatoru yüz binlerce defa dolaşmıştır. Bütün dünyanın Trotskistleri, Brezilya proletaryasının kalbi Säo Paulo kentinin Diadema ilçesi belediyesi sınırları içinde bir sokağa devrimci Marksizmin büyük kahramanı Trotskiy’in adının verilmesinden duydukları büyük sevinci birbirleriyle paylaşmışlardır. Arjantin’de 12 Eylül türü diktatörlüğü görmüş, Brezilya’da Lula’nın ihanetine karşı mücadele etmiş, parti yöneticisi, tarihçi, 90 kitabın yazarı, aydın, görmüş geçirmiş bir devrimci Marksist yoldaşımızın böylesine sevinmesi başka neyin işareti olsun ki? Nitekim paylaşımın üzerinde “çok kez iletildi” yazıyor. Yoldaşımız haklıymış, demek ki olay “sansayonel”miş.
2023’ten beri faal olan, bu yıl dördüncüsü düzenlenmekte olan Dibistana Marksîst Li Amedê (DMA – Amed’de Marksizm Günleri) 9-10-11 Ekim tarihinde Diyarbakır/Amed’de toplanıyor. Bu yılki Marksizm Günleri’nin konusu “Marksizm, Devlet, Kürdistan”. Bu ana tema etrafında devlet olgusunun çeşitli boyutları üzerine değişik oturumlar düzenlenecek.
Bundan tam 54 yıl önce 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 12 Mart askerî darbesinin ardından idam edildiler. Darbenin güdümlü mahkemeleri bu kararı verirken meclisteki burjuva partilerinin milletvekillerinin de onayını aldılar. 1968 öğrenci hareketinin başını çeken bu üç önder arkalarında bugün de örnek alınması gereken, devrime adanmış hayatlar bıraktılar. Kararlı duruşları ve son ana kadar verdikleri mücadele ile gençliğin ve emekçi halkın hafızasında bir daha yok olmamak üzere yer edindiler.
Toplumda ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukların bütünüyle kadınların omuzlarına yıkılması, emekçi kadınları ekonomik bağımsızlıktan mahrum bırakarak yoksullaştırıyor. Rakamlar istihdamdaki eşitsizliği gözler önüne sererken, emekçi kadınlar her işyerine kreş ve ücretsiz bakım merkezleri talep ediyor.
Devrimci İşçi Partisi Kurucu Üyesi, Devrimci Marksizm dergisi ve Gerçek Gazetesi yazı işleri müdürü Şiar Rişvanoğlu yoldaşımız Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık sandalyesini bir devrimci kürsüye dönüştürdüğü davada beraat etti.
Tayyip Erdoğan 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO zirvesinden önce bir önemli NATO toplantısının da İstanbul’da olacağını duyurdu. NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA) 28-29 Haziran tarihlerinde İstanbul’da toplanacak. NATOPA, üye ülkelerin parlamento temsilcilerinden oluşuyor. Türkiye, NATOPA’da meclisteki sandalye sayılarına orantılı olarak AKP’den sekiz, CHP’den dört, MHP’den, İyi Parti’den ve Dem Parti’den ikişer üye ile temsil ediliyor. NATOPA öyle çok önemli ve bağlayıcı kararların alındığı bir yapı değil. Esas işlevi NATO’nun emperyalist politika ve projelerinin siyasi olarak paketlenip makyajlanarak benimsetilmesi. Ülke parlamentolarından farklı siyasi parti temsilcilerinin burada yer alması en çok bu işe yarıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Folkart ortaklığıyla açılan devasa Nâzım Hikmet sergisi, usta şairin devrimci ve komünist kimliğini yok sayarak onu zararsız bir 'romantik' olarak sunmayı hedefliyor. Sermayenin Nâzım'ı evcilleştirme ve tarihsel gerçekleri çarpıtma çabasına yakından bakıyoruz.