Smart Solar ismini Gerçek gazetesi okuru öncü işçiler çok yakından tanıyor. Gebze’deki Smart Solar fabrikasında yıllara yayılan sebatkâr bir örgütlenme faaliyeti 2022 yılında sendikal yetkiyi almayı başarmış, patronun cevap olarak bir kadın işçiyi işten atmasına fabrika işgaliyle cevap veren işçiler hem kadın işçi temsilcilerini hem de sendikal haklarını söke söke almışlardı. O andan itibaren sendikal yetkiyi bileğinin gücüyle alan Smart işçileri, bu yetkiyi resmiyete kavuşturmak için de hem fabrikada hem adliye önlerinde direnmeye devam etti. Nihayet geçtiğimiz yıl 22 Ekim’de Smart Solar işçileri Gebze’de 114 gün süren şanlı bir grevin daha altından kalktı! Ve şimdi işgal, grev, direniş dalgasına Smart Solar’ın Aliağa fabrikası da katıldı!
Bu Smart Solar işçilerine ne oluyor? Bu ne kavgacı işçidir? Habire işgal, grev, direniş! Hayır, Smart Solar işçisi kavgacı değil. Bilinçli ve örgütlü. Dolayısıyla da patron işine aşına göz diktiğinde yapması gerekeni yapıyor. Her işçinin olması gerektiği neyse onun örneği oluyor, gitmesi gereken yol neyse o yolu gösteriyor. Smart Solar işçileri yıllar önce Gebze’de örgütlenirken meselenin sadece yetki için gerekli üye sayısını sağlamak olmadığını biliyordu. Bir yandan işçiler sendikaya e-devletten üye olurken bir yandan da öncü işçiler, sendikalaşmayı öğrenir öğrenmez patronun yapacağı saldırıya karşı atılacak adımları planlıyor ve gerekli hazırlıkları yapıyordu. Patron işçi attığında Smart komitesi için şimdi ne yapacağız diye bir tartışma yoktu… İşgal, grev, direniş! Geriye sadece hangi vardiyada, saat kaçta başlıyoruz, iaşeyi sağlamak, dayanışmayı örgütlemek için yapılacaklar nelerdir gibi sorular kalmıştı.
Bu bir sınıf mücadelesi. Mücadele de iki taraflı. Patron tarafı Gebze’de işçilere diş geçiremeyince bu örgütlenmenin diğer fabrikalara yayılmasını engellemek için harekete geçti. Önce Dilovası’ndaki fabrika daha sonra da Aliağa’da kurulan fabrika yasalar, yönetmelikler ayaklar altına alınarak, enerji üretmeyen enerji üreten panelleri imal eden fabrikalar, enerji işkolunda gösterildi. Tabii ki bu fabrikalarda derhâl patronla işbirliği içinde Türk-İş’e bağlı TES-İŞ örgütlendi. Patron kendisine taşeron insan kaynakları hizmeti yapacak bir yapı kurdum zannederken, devrimci ve öncü işçiler gizliden gizliye örgütlenerek Dilovası fabrikasındaki TES-İŞ temsilciliğini çoktan almışlardı. Dilovası fabrikası kapanıp işçiler Gebze fabrikasına ve Birleşik Metal-İş sendikasına geçince oradaki mücadelenin bu aşaması bir neticeye bağlanmış oldu.
Aliağa fabrikasında ise mücadele devam etti. TES-İŞ sendikası burada patronun istediği rolü uzun süre oynayabildi. Özellikle de geçtiğimiz sözleşme döneminde Birleşik Metal-İş Gebze fabrikasında greve çıkarken, TES-İŞ Aliağa fabrikasında apar topar sözleşmeyi imzalayıp grev kırıcılığı yaptı. Her iki fabrika aynı çatı altında olsa ve birlikte greve çıksa, belki günler sürecek belki de greve dahi çıkmadan anlaşma sağlanacak olan yerde, Gebze’deki işçiler 114 günlük uzun ve çetin bir kavgaya girmek zorunda kaldı. 114 günün sonunda “yedi düvele karşı” denir ya öyle bir zaferdi elde ettikleri. Ama bir yandan grev halayları çekerken, halaydan çıkıp da son grev çayları içilirken konuşulan tek bir şey vardı: “Bir sonraki dönem için İzmir’in kazanılması lazım!” İşçi kendi göbeğini kendi kesmek zorundadır. Devletten de beklenecek bir şey olmadığı, açıkça yasa dışına çıkarak grev kırıcılığı yapanlara göz yumulmasından, barikatların ise işçilere karşı kurulmasından belli olmuştur. Smart Solar işçisi iş, aş ve hürriyet mücadelesindedir.
Bu kıyasıya mücadelede işçilerin birliklerinden ve örgütlülüklerinden başka bir dayanağı olmadı. İşkolu tespiti yasalara uygun yapılsa sorun çok hızlı çözülecekti. Ama işçinin hakkını verecek imzalar bir türlü atılmadı. TES-İŞ’le bir dönem daha toplu sözleşme yapmak işçilerin elinin kolunun bağlanması anlamına gelecekti. Yeni toplu sözleşme dönemi için yetki tespit zamanından hemen önce Birleşik Metal-İş sendikası hamlesini yaptı. İşkolu tespitine bağlı kalmamak için işçiler patron işbirlikçisi TES-İŞ’ten istifa edip DİSK’in enerji işkolundaki sendikası olan Enerji-Sen sendikasına geçecekti. Bir gecede istifa dalgası başladı, sabahına TES-İŞ yere serilmiş, Enerji-Sen yetki için gerekli çoğunluğa hem de fazlasıyla ulaşmıştı. İki sendikanın işbirliği ve koordinasyonu sınıf dayanışmasının güzel bir örneği oldu. Tabii burada esas belirleyici olan yine TES-İŞ’in yetkili olduğu dönemden başlayarak Aliağa’daki fabrikada örgütlenen öncü işçilerin varlığı, her iki fabrikanın temsilcilerinin işbirliği, dayanışması ve yoldaşlığı, yıllardır adeta Smart Solar’la yatıp kalkan Birleşik Metal-İş Örgütlenme Sekreteri Fehmi Elmacı gibi sınıf mücadeleci sendikacıların örgütlenmeyi iğne oyası gibi örmesi, Gebze’den Aliağa’ya uzanan işgallerle, grevlerle, direnişlerle dolu mücadelenin sürekliliğinin sağlanmasıydı. Bu mücadele sürüyor ve sürecek. En başından itibaren işini ve aşını savunmak için yatırımını örgütlenmeye yapan ve kazanımlarını alınlarının teriyle ve bileklerinin gücüyle elde eden onurlu ve örgütlü insanların hikayesidir bu. Duymayana duyurmalı. Görmeyene göstermeliyiz. Bu memlekette işini aşını korumanın, sofradaki ekmeği büyütmenin başka bir yolu yoktur. Memlekete hürriyet getirecek yol da bu yoldur.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ekim 2026 tarihli 205. sayısında yayınlanmıştır.