Smart Solar grevinden bir işçi: Güneşi biz üretiyoruz, adaleti göremiyoruz
Biz Smart Solar işçileri olarak 3 aya yakın süredir grevdeyiz. Bu grevi keyfimizden, siyaset olsun diye ya da işi aksatmak için yapmıyoruz. Bu greve, haklarımızı alamadığımız için çıkmak zorunda kaldık. Grevimiz; işçi arkadaşlarımızla, sınıf dostlarımızla ilk günkü kararlılıkla devam ediyor. Dayanışmamız güçlü, irademiz sağlam, baskılar bizi yıldırmıyor; tam tersine daha da kenetlenmemizi sağlıyor. Biz her gün güneş panelleri üretiyoruz. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına “temiz enerji” gönderiyoruz. Ama kendi hayatlarımızda ne yazık ki aynı temizlikten, aynı adaletten söz edemiyoruz. Aldığımız ücretler hayat pahalılığı karşısında erimiş durumda. Defalarca söyledik, defalarca anlattık: “Geçinemiyoruz.”, “Emeğimizin karşılığını istiyoruz.”, “İnsanca yaşamak istiyoruz.” Ama sesimiz duyulmadı. Bizi “üretimi durduran işçiler” olarak gösterenlere soruyoruz: Üretimi asıl durduran, emeği yok sayan anlayış değil midir?
Biz çalışırken iyiydik; susarken sorun yoktu. Konuşmaya başlayınca mı rahatsızlık olduk? Güneş enerjisi için “geleceğin enerjisi” deniyor. Doğrudur. Ama o geleceği biz kuruyoruz. Alın teriyle, mesaiyle, yorgunlukla… Eğer bu sektörde bir gelecek olacaksa, o gelecek işçinin hakkı verilerek kurulmalıdır. Biz kavga değil, çözüm istiyoruz. Biz bağırmak değil, dinlenmek istiyoruz. Biz lütuf değil, hakkımızı istiyoruz. Bu grev sadece Smart Solar işçilerinin grevi değildir. Bu grev, emeğin yok sayılmasına karşı bir duruştur. Kamuoyunun, yetkililerin ve vicdan sahibi herkesin bu sesi duymasını istiyoruz. Unutulmasın: Güneş doğmaya devam edecek. Ama adalet doğmazsa, karanlık hepimizin üstüne çökecek.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ocak 2026 tarihli 196. sayısında yayınlanmıştır.






