Ortadoğu’nun batısı ile Avrupa’nın doğusunu proleter sosyalizmi ile birleştirmek

Devrimci İşçi Partisi Genel Başkanı Sungur Savran Ocak ayı sonunda kardeş partimiz EEK (Ergatiko Epanastatiko Komma – İşçilerin Devrimci Partisi) ile görüşmeler yapmak ve enternasyonal alanda çalışmalarımızı hızlandırmak üzere Atina’yı ziyaret etti. Ziyaret Yunanistan’da siyasi gelişmelerin ilginç bir anına rastladı. Savran’ın orada bulunduğu hafta sonu, 26 Ocak Pazar günü, Yunanistan 40 kentte, bazıları köy boyutlarında olmak üzere toplam 108 yerleşim merkezinde milyonlarca insanın sokaklara sel gibi akmasına sahne oldu. Atina’da aynı zamanda parlamentonun da bulunduğu, çok geniş Sindagma meydanında “iğne atsan yere düşmez” denecek kadar yoğun bir kalabalık toplanmıştı. İnsanlar metro çıkışından katılmak istedikleri parti, sendika vb. kortejine ancak yarım saat, hatta bir saat sürede ancak erişebiliyordu. Savran da EEK pankartı altında bu kalabalığın içinde yerini aldı.

Bütün Yunanistan sathına yayılan bu kitle gösterilerin nedeni, aslında komşunun bizimle benzer sorunlar yaşamasıydı. Şubat 2023 sonunda, çok önemli bölümü üniversite öğrencisi olan 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan tren faciasının üzerinin kapatılması ve gerçek sorumlular cezalandırılmaksızın, bu tür kazalara yol açan insan yaşamını hiçe sayan maliyetten tasarruf tedbirlerinin uygulanmasından vazgeçilmeksizin geçiştirilmesi halkı öfke içinde bırakmıştı. Olayın Bolu otel yangını, Adapazarı’ndaki fabrika patlaması, Adana kız yurdundaki yangın, en çok da Çorlu tren kazası ile tamamen aynı karakterde olduğu açıktı. Gösteriler Gerçek gazetesinin Şubat ayı başında yayınlanan yeni sayısında dış haberler sayfasında daha ayrıntılı olarak anlatılıyor. DİP, kardeş EEK ile birlikte Yunan emekçi halkının burjuva hükümetlerin bu politikalarına karşı büyük mücadelesinin bütünüyle yanındadır.

Filistin ve Ortadoğu halklarıyla dayanışma toplantısı

Savran’ın ziyareti aynı zamanda EEK’in bir kapalı salon toplantısı düzenlemesine vesile oldu. 27 Ocak Pazartesi günü yapılan toplantının başlığı Devrimci İşçi Partisi’nin Suriye’de Beşar Esad’ın 8 Aralık 2024 günü düşmesi ile Baas rejiminin çöküşüne ilişkin ilk tespitlerini yaptığı açıklamanın başlığından esinlenmişti: “Ortadoğu’da ve Doğu Akdeniz’de Büyük Sarsıntı”. Hınca hınç dolu bir salona hitaben yapılan konuşmalar bölgemizdeki güncel durumu dikkatle analiz etmeye ve iki partinin günün politik görevlerine ilişkin ortak olarak ulaştıkları sonuçları bir işbölümü içinde kitleye aktarmayı hedefliyordu.

Tiyatro Oyuncuları Sendikası yönetim kurulu üyesi Savas Strumpos’un yönetiminde yürütülen toplantıda ilk söz Sungur Savran’a verildi. Savran, konuşmasına Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gün önce AKP Eskişehir Kongresi’ndeki konuşmasında Eskişehir’in Selanik’e, Kırım’a, Semerkant’a, Kuzey Kıbrıs’a komşu olduğunu söylediğine dikkat çekti, bunun Erdoğan’ın yayılmacı bir politik hattı ince ince işlemesinin bir simgesi olduğunu dile getirdi. Kendisine verilen kısa süre içinde bir de çeviri yapılması gerektiğinden ancak belirli konulara değinebileceğini, EEK sözcüsü ile işbölümü içinde kendisinin Ortadoğu’daki bütünsel depremi ele alacağını, dar anlamda Gazze savaşı ve Filistin soykırımına ilişkin meseleleri ise EEK konuşmacısının ele alacağını belirterek başladığı konuşmasında Suriye rejiminin çöküşünün Ortadoğu’da yol açacağı sonuçları anlattı, Türkiye’de iktidarın Suriye’de başa gelen HTŞ ve ona destek olan Suriye Millî Ordusu ile uzun yıllardır sürdürdüğü ilişkiler dolayısıyla bugün ne tür beklentiler içine girdiği konusuna açıklık getirdi ve Suriye’de ortaya çıkan yeni durum bağlamında istibdad güçlerinin Kürt açılımının esas amaçlarını açık seçik izah etti. Ortadoğu’daki durumun içine yerleştiği dünya durumunu da özetleyen Savran kurtuluşun dünya devrimi için mücadele etmeye bağlı olduğunu ifade etti. Konuşmasını, Türkiye ve Yunanistan’ın burjuvazilerinin ve milliyetçilerinin bütün kışkırtmalarına rağmen DİP ile EEK’in, iki kardeş halkı birbirine kırdırma politikalarına karşı proleter sosyalistlerinin iki ülkenin işçi sınıflarının çıkarlarının ortaklığı temelinde ortak mücadele yürüteceklerini söyleyerek bitirdi.

EEK Genel Sekreteri Savas Mihail-Matsas ise konuşmasına Filistin halkının dinmeyen ıstırabı konusunda bir şiir okuyarak başladı. İçinden geçtiğimiz günlerin İkinci Dünya Savaşı sonunda Kızıl Ordu’nun Auschwitz toplama kampının tutsaklarını özgürleştirmesinin 80. yıldönümüne rastladığını hatırlattı. Siyonist devletin uyguladığı etnik arındırma ve soykırıma karşı Arap devletlerinin Filistin’e ihanetini gündeme getirdi. Sonra bütün bunları Trump’ın görevi devralmasıyla yeni bir dönemin başlamasına bağladı, Trump’ın Meksika Körfezi’nin adını Amerika Körfezi’ne çevirdiğini, Latin Amerika’nın tehdit altında olduğuna değindi, Yunanistan’ın Avrupa Birliği’nin zayıf halkası olduğuna işaret etti, Arjantin’in ön-faşist cumhurbaşkanı Milei’nin Davos’ta onur konuğu gibi karşılandığına dikkat çekti, Avrupa’da faşist tehlikenin kapıda olduğunu belirterek konuşmasını bağladı.

Filistin’den konuşmacılar

Toplantının önemli yanlarından biri de Filistin’den de iki konuşmacının toplantıda söz alması idi. Filistinli konuşmacılar bir süre önce Yunanistan’a sığınmış siyasi şahsiyetlerdi; aynı zamanda Filistin’e destek kampanyalarında aktif olarak çalışıyorlardı. İlk konuşmacı 20. yüzyıl başından itibaren yaşanan süreci bir bütün olarak ele aldı. Filistin’in Siyonist ırkçılar devletlerini kurmadan önce Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi halkların birlikte yaşadığı bir toprak parçası olduğunu söyleyerek başladı, bütün konuşmasını halkların kardeşliği ruhu ile sürdürdü. Sykes-Picot anlaşmasından ve Balfour Deklarasyonu’ndan sömürgeci Siyonist devletin kuruluşuna kadar geçen süre sonunda Siyonist devletin kurulmasının Filistin’i mahvettiğini vurguladı.

İkinci konuşmacı ise esas olarak El Aksa Tufanı ve sonrasına ilişkin bilgi verdi, düşüncelerini aktardı. İsrail’in amacının Filistin halkını Sina’ya doğru sürmek olduğunu, bu süreçte sadece cesetleri bulunabilen 45 bin Filistinlinin değil, yıkılan kentlerin molozlarının altında bulunan cesetler konusunda yapılan istatistik tahminlere göre toplam 75 bin Filistinlinin hayatını yitirmiş olduğunu, yaralıların sayısının 130 bine yükselmiş olduğunu ifade etti. Konuşmacı bazı ilginç noktalara da değindi: örneğin, bizde de Filistin Dostları’nın vurguladığı gibi, El Aksa Tufanı’ndan sadece bir hafta önce Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında Filistinsiz bir İsrail haritası gösterdiğine işaret etti; örneğin El Aksa Tufanı’nda ele geçirilen İsraillilere rehine değil mahpus denmesi gerektiğini ileri sürdü; örneğin, İsrail’in Suriye rejiminin çöküşünden sonra Suriye’den gasp ettiği yeni toprakların yüzölçümünün Gazze’nin tamamına eşit olduğunu açıkladı.

Toplantı bir bütün olarak çok başarılı geçti. Yunan yoldaşlarımızın daha sonraki günlerde bildirdiğine göre, o toplantıyı izleyen Filistin’e ilişkin başka etkinliklerde birçok insan bunu vurgulamış bulunuyor. Bu etkinliklerden biri de Atina’nın “Taksim”i olarak nitelenebilecek olan Exarhiya semtinde, geçtiğimiz yılın sonunda yitirmiş olduğumuz İskoç/İtalyan yoldaşımız Jeremy Lester’ın, bizde de İstanbul Tabip Odası’nın salonunda açılmış olan Filistinli çocuklara ait resim sergisinin bir ikinci kez bir Filistin filmi eşliğinde açılması idi. Sungur Savran, bu etkinliğin ertesi sabahı Atina’dan ayrıldı.

Batı Asya ve Doğu Akdeniz’in sınavlarına hazırlık

DİP Genel Başkanı’nın Atina ziyareti, emperyalizm-Siyonizm ikilisinin özel olarak Filistin’e, daha genel olarak bölgemiz halklarına karşı başlattığı ve adım adım Lübnan, Suriye, Yemen’e yayılan, yarın İran’ı da derinden tehdit etmesi olasılığı yüksek olan taarruzu ile memleketimizde iktidarın yayılmacı hayallerle emperyalizmin bu taarruzu içinde rol kapmaya çalışması dolayısıyla yükselen çok ciddi tehlikelere karşı iki kardeş partinin daha sistematik bir hazırlık yapması bakımından son derece yararlı toplantılara da vesile oldu. Batı Asya’yı emperyalizm ve Siyonizmden arındırmak: İlk basamak hedef budur.