Hristo Rakovski Uluslararası Sosyalist Merkezi ve RedMed internet ağı, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenmekte olan NATO Zirvesi’ne karşı Devrimci İşçi Partisi (DİP) ve Yunanistan’daki kardeş partisi İşçilerin Devrimci Partisi (EEK) işbirliğiyle 20’den fazla ülkeden katılımın olduğu bir konferans düzenliyor. Çevrimiçi düzenlenecek olan konferansın ardından 5 Temmuz günü de Yunanistan, Rusya ve Filistin’den katılımcılar Devrimci İşçi Partisi tarafından Gebze’de düzenlenecek bir etkinlikte işçi sınıfına hitap edecek, onlara NATO’ya karşı mücadelenin sınıfın geleceği açısından önemini anlatacak.
NATO adlı katiller örgütünün Ankara’da yapacağı toplantının, 2022 Madrid Zirvesi’nde olduğu gibi örgütün yakın dönemde atacağı adımlar ve daha uzun vadeli geleceği açısından önemli olacağı biliniyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye göre, örgütün Ankara toplantısında amacı NATO’nun taahhütlerini somut sonuçlara dönüştürmek üzere harekete geçmek. Ankara toplantısının bu doğrultuda üç ana gündemi olduğunu belirtiyor: askerî yatırımları arttırmak, silah sanayiini geliştirmek ve Ukrayna’ya olan emperyalist desteği arttırmak.
NATO’nun bu gündemi bile zirvenin amacının, üye ülkelerin hükümetlerine bunalım sonucunda giderek yaşam koşulları zorlaşan işçi ve emekçilerin boğazını biraz daha sıktırarak yarın sadece Rusya ve Çin’in halklarını değil, emperyalizm açısından tehlike yaratabilecek, devrimci atılımlarla tehdit oluşturabilecek ülkelerin halklarını da daha rahat katledebilmesini sağlayacak parayı silahlanmaya aktarmak olduğunu gösteriyor. Bu fonlar, milyarlarca insanın daha nitelikli eğitim ve sağlığa erişimini, daha iyi beslenmesini, daha müreffeh bir hayat yaşamasını sağlayacak yatırımlara değil, insanlığı yok etmeye yarayan silahların geliştirilmesine harcanacak. Nazi tugaylarının emperyalizmin uç beyliğini yaptığı Ukrayna’da NATO adına Rusya’ya diz çöktürmekte kullanılacak.
Öte yandan, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, NATO’yu emperyalizmin gelecekte vereceği bir dizi savaşa hazır hale getirmek için Polonya’ya Baltık Denizi, Romanya’ya Karadeniz, Türkiye’ye ise hem İstanbul Boğazı hem Adana’da yeni konuşlandırmalarla yeni görevler biçmeye hazırlanıyor. NATO, Atlantik bölgesi dışında başka yörelerde ve bu arada Batı Asya ve Kafkaslar’da yeni birtakım misyonlara sahip çıkmaya hazırlanıyor.
Bu katiller örgütünü ortadan kaldırmayı amaçlayan bir dizi parti, kuruluş ve kişiyi bir araya getiren Anti-NATO Konferansı’nın da en az bunlar kadar somut yaklaşımlara ihtiyaç duyduğu açık. Emperyalizmin Venezuela’dan İran’a, Filistin ve Lübnan’dan Küba’ya saldırganlığı artarken, durumu sadece analiz etmekle yetinemeyeceğinin bilinciyle konferans, katılımcısı olan örgütleri, aydınları ve militanları emperyalizm ve onun sadık müttefiki Siyonizme karşı tereddütsüz mücadele edecek bir uluslararası atılım yönünde ilk adımları atabilmeyi de hedefliyor.
Zira emperyalizmin ve Siyonizmin saldırganlığı ve yukarıda bahsettiğimiz beyanları, emekçi halkların çıkarları için mücadele ettiği iddiasındaki örgütlerin net ve güçlü bir karşı çıkışıyla çoktan karşılanmış olmalıydı. Her yerde, emperyalizmin, kapitalist sınıfın ve Siyonizmin mezalimine karşı halk kitleleri duyarlılık gösteriyor, devasa kitlesel eylemler düzenliyor. Ama bu mücadelelerin etkisi, uzun durgunluk döneminin yarattığı kafa karışıklığı, dağınıklık ve kakofoni dolayısıyla esas hedefine ulaşmaktan uzak kalıyor. İsrail’in emperyalistlerce fiilen desteklenen soykırım politikasına karşı “ama Hamas” ile başlayan ikirciklilik, Ukrayna savaşında Rusya ile yedi düvelin emperyalistlerini eşitleme yaklaşımı, Venezuela için “tamam ama Maduro” itirazları, Çin’i çevreleyen emperyalist kuşatmayı ve Hint-Pasifik bölgesi ittifaklarını görmeksizin ABD-Çin “emperyalist rekabeti”nden bahsetmek, bunlar İkinci Enternasyonal’in Cihan Harbi’ne karşı sosyalist hareketi emperyalizm karşısında silahsız bırakan tutumu ile neredeyse aynı sonucu doğuruyor.
Anti-NATO Konferansı, Lenin ve diğer gerçek enternasyonalistlerin ve anti-emperyalistlerin Cihan Harbi karşısında izlediği politikayı metod bakımından örnek alarak günümüzde izlenmesi gereken politikayı hep birlikte saptamayı hedefliyor. Latin Amerika’dan Batı Asya’ya, Batı Avrupa’dan Rusya’ya, NATO’ya karşı ikircikli olmayan bir tutuma sahip kişi ve örgütleri, emperyalizme ve Siyonizme karşı tavizsiz biçimde savaşanları bir araya getiriyor.
Artık 100 yaşına girmiş olan Rus komünisti Yosif Abramson, Marksist iktisadın usta yazarı Michael Roberts, Küresel Güneyi bir araya getiren Tricontinental Enstitüsü’nün baş yöneticisi Hindistanlı Vijay Prashad, São Paulo Üniversitesi tarih profesörü Brezilyalı Osvaldo Coggiola ve EEK ile DİP’in temsilcilerinin ana konuşmacılar arasında olduğu konferans 7 oturumda gerçekleştirilecek. Yaşamını komünizme adamış ulu çınar Yosif Abramson’a saygı oturumu ile açılacak konferansta emperyalizmi, Siyonizmi, NATO’yu ve güncel dünya durumunu genel bir değerlendirmeye tabi tutacak ilk oturumu, sırasıyla Avrasya, Batı Asya, Avrupa ve Latin Amerika’daki durumu ve mücadele olanaklarını ele alacak oturumlar izleyecek. Konferans, EEK ve DİP’in adına yapılacak kapanış konuşmalarıyla sona erecek.
Artık kaybedecek zaman yok. Barbarlığın değil, sosyalizmin zaferi için ileri!