Metal Fabrikalarından Haberler - Nisan 2026
Krizin bedelini yaratanlara ödeteceğiz!
Merhaba yoldaşlar. Mart ayının sonunda temsilci seçimimizi gerçekleştirdik. İşçiler olarak demokratik bir şekilde oy haklarımızı kullanarak temsilcilerimizi belirledik. Fabrikamıza hayırlı olmasını diliyoruz. Seçimimizin hemen ardından bir süredir sinyalleri verilen toplu işçi çıkışı haberini maalesef aldık. 186 işçiden 31’ini çıkarmak istiyorlar. Zarar ediyormuşuz. Hem üzgün hem de sinirliyiz. Copreci sendikanın olmadığı on yıllar boyunca merkezimiz olan İspanya için bereketliydi, göz bebeklerindendi. Biz ne zaman örgütlenmişiz oyunbozan olmuşuz. Zaman zaman uyum yakalansa da biz hak talep ettikçe kadın oluşumuz, orta yaşlı oluşumuza laf söylendi. Sistemin işleyişini daha iyi anladık. Bu yaşananlar bize özel değil ve kurtuluş da bizim fabrikayla olmayacak. Bütün dünyada krizin faturasını biz emekçilerin ödemesi hayatın doğal akışı olarak görüldüğü için şimdilik işten çıkarılacak arkadaşlarımızın çıkış koşullarını güzelleştirmeye çabalamak dışında elimizden bir şey gelmiyor. Fakat gelecek saldırılara işçi sınıfı olarak hep beraber hazırlık yapmalıyız. Patronların saldırılarını birlikte, art arda ya da eşzamanlı püskürtmeliyiz. İşten çıkarmalara karşı hazırlıklı, örgütlü olmalıyız. Gün gelecek devran dönecek ve patronların keyfinden işten çıkarılan her bir işçi için hesap soracağız.
Dilovası Copreci’den metal işçisi bir kadın
Emperyalist Savaşın Bedelini Emekçiler Ödüyor!
Batı Asya’daki emperyalist saldırı savaşı, yalnızca haritaları değil, milyonlarca işçi ve emekçinin yaşam koşullarını da altüst ediyor. Savaş kararlarını verenler ile o savaşın ekonomik ve fiziksel yıkımını omuzlayanlar asla aynı sınıftan değil! Çünkü patronlar kendi savaşlarının bedelini yoksullara ödetmek isterler. Cephede ölenler de her zaman yoksullardır. Savaşın ekonomik yükünü ise fabrikada, tarlada ve işyerlerinde çalışan emekçiler öder.
Savaşın ilk ve en hızlı etkisi ekonomik piyasalarda görülür. Enerji hatlarındaki güvensizlik ve petrol fiyatlarındaki artış, iğneden ipliğe her şeye zam olarak geri döner. Savaşın maliyeti, dolaylı vergiler ve fiyat artışları aracılığıyla doğrudan biz emekçilerin sırtına yüklenir.
Ancak Batı Asya’da yaşanan bu gerilim yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmuyor. Aynı zamanda emperyalizmin bölgeyi yeniden şekillendirme girişimleri, halkların özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini de doğrudan etkiliyor. Bugün yaşanan gelişmeler, özellikle İran’a yönelik emperyalist saldırıların, doğrudan halkın yaşam koşullarını ve ülkenin ekonomik altyapısını da hedef aldığını gösteriyor. Sivillerin yaşadığı bölgelerin vurulması, sanayi ve enerji altyapısının tahrip edilmesi, İran halkının bağımsız bir gelecek kurma olanaklarını zayıflatmayı amaçlıyor. Bu durum, ekmek ve hürriyet mücadelesi veren İranlı emekçiler açısından emperyalizmden herhangi bir beklenti içinde olunamayacağını açık biçimde ortaya koyuyor.
Öte yandan savaş ortamı, “millî güvenlik” gerekçesiyle işçi ve emekçilerin haklarının gasp edilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Grevlerin ertelenmesi, sendikal hakların baskılanması ve çalışma koşullarının ağırlaştırılması, geçmişte olduğu gibi bugün de savaş atmosferinde gündeme gelebilecek uygulamalar arasında yer alıyor. Eğitime, sağlığa, gıdaya ve barınmaya ayrılması gereken bütçelerin savunma harcamalarına kaydırılması da emekçilerin yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.
Bugün dünya işçi sınıfı ve ezilen halklar açısından görev açıktır: Emperyalizmin ve Siyonizm’in bölge halkları üzerindeki tahakkümüne karşı mücadeleyi büyütmek, savaşın ekonomik faturasının emekçilere kesilmesine karşı çıkmak ve halkların kardeşliği temelinde kalıcı barışın koşullarını savunmak. Kalıcı barış, savaşı yaratan emperyalist düzenin yenilgisiyle mümkün olacaktır.
OYAK Renault fabrikasından bir işçi
Krizin de savaşın da faturasını patronlara ödetelim
Merhaba dostlar, yoldaşlar. İzmir Kemalpaşa’dan herkese selamlar. Önümüz 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü. Yani tüm dünyada işçilerin, emekçilerin bayramı. Bayram demek birlik, beraberlik, şenlik demek, kutlama demek. Fakat mevcut durumda işçi sınıfının ne bayram kutlayacak ne de şenlik yapacak hâli var. Memlekete bakınca sırtımızda Orta Vadeli Program adı altında ağır bir küfe, dünyaya bakınca bir avuç pedofili ve Siyonist çetenin İran’a yönelik terörist saldırıları… Savaşın etkisiyle artan petrol fiyatlarından dolayı elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam geldi bile… Kriz varsa faturası işçiye, savaş çıktıysa faturası yine işçiye. Kısacası olup biten her şeyin sonu bizlere dokunuyor emekçi kardeşler. Biz elimizi kolumuzu bağlayıp sessizliğimizi sürdürürsek soframıza koyduğumuz ekmek daha da küçülecek.
1 Mayıs bayram olduğu kadar mücadele günüdür aynı zamanda. Savaş İran’ın savaşı, bizimle ne ilgisi var demeyin. Dünyada olup biten her şeyin bizlere, yani işçi sınıfına yönelik olduğunu bilerek gardımızı almalıyız. Fabrikalarımızda örgütlenmeli, her ne olursa olsun kârına dokundurmayan patronlardan alabilecek ne hakkımız varsa almalıyız. Faturanın biraz da parası olana kesilmesi gerektiği talebini her yerde dile getirmeliyiz. Tek başımıza söyleyemeyiz evet, fakat örgütlenirsek daha güçlü bir sesle “patronlara, zenginlere servet vergisi getirilsin” diyebiliriz. Bunu diyebilecek gücü ancak birbirimizden alabiliriz ve ancak o gücü büyütebilirsek 1 Mayıs’larımızı bayrama, şenliğe çevirebiliriz.
Dünyayı bir avuç emperyalist sömürgeci, sapkından oluşan çete kana bulamak istiyor emekçi kardeşler. Elimizi kolumuzu bağlayarak oturamayız! Bugün İran işçisine, emekçisine, kadınına, çocuğuna yönelen tehdit ve ölüm yarın bizi bulabilir. Ya ekmeğimize, aşımıza kast ederler ya canımıza. Çünkü bu asalak kan emici emperyalistler biz emekçiler olmadan varlığını sürdüremez. İşte bu yüzden sesi çıkmayanın sesi olmalı, tüm bu gidişata müdahale edebilecek örgütlü gücü yaratmalıyız. Haydi dostlar, yoldaşlar! İşçi sınıfının örgütlü gücünü 1 Mayıs’ta meydanlarda gösterelim! Taleplerimizi alanlarda haykıralım! Dünyayı bir avuç asalak, sapkın çetenin eline bırakmayalım!
İzmir’den metal işçisi bir kadın
Bu yazı Gerçek gazetesinin Nisan 2026 tarihli 199. sayısında yayınlanmıştır.






