Metal fabrikalarından haberler-Mayıs 2026

green transfo 1 mayıs

Gücümüz birliğimizden gelir

Bu sene memleketin dört bir yanında büyük bir coşkuyla kutladığımız 1 Mayıs İşçi Bayramımız, olumsuz hava koşullarına rağmen son yılların en kalabalık buluşmalarından biri oldu. Biz Green Transfo işçileri olarak iki yıl aradan sonra yeniden Gebze’de olmaktan, her sendikadan sınıf arkadaşlarımızla birlikte omuz omuza sloganlar atmaktan mutluluk duyduk.

Binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz yürüyüşte; düşük ücretlere, giderek daha da ağırlaşan vergi yüküne, taşeron çalışmalara, iş cinayetlerine ve işçi sınıfının bütün sorunlarına dair taşıdığımız pankart ve dövizlerimize sloganlarımızla eşlik ettik. Trafo meydanından başladığımız yürüyüşü kent meydanında hazırlanan miting alanına kadar sürdürdük. Olumsuz hava koşullarına, özellikle de yağmura rağmen katılımın yüksek olması, kararlılığımızı ve taleplerimizin ciddiyetini açıkça gösterdi.

Fabrikamızda ve aynı sektörde yer alan diğer fabrikalarda Eylül ayında başlayacak toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde patronlara göz dağı olduğunu düşündüğüm bir bayram geçirdik. Omuz omuza verdiğimizde sesimizin ne kadar gür çıktığını dosta düşmana gösterdik.

1 Mayıs’ta yağmur, soğuk, yasak dinlemeden memleketin her yanında bir araya gelen, gücümüzün birliğimizden geldiğini gösteren her arkadaşıma teşekkürü borç biliyorum.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Çayırova Green Transfo’dan bir işçi

tofaş

Başka bir dünya için tek yol işçi sınıfının yoludur!

1 Mayıs, her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir anlam taşımaktadır. Dünyanın dört bir yanında aynı anda kutlanan, taleplerin ortak olduğu başka bir gün yoktur. Bugün, birlikteliğin, dayanışmanın ve mücadelenin simgesidir.

Eşitliğin, özgürlüğün ve barışın hüküm sürdüğü bir dünya mümkün ve o dünya bizim önümüzde duruyor. Kapitalist sistem ise insanlığa savaş, yoksulluk ve adaletsizlikten başka bir gelecek sunmuyor. Oysa biz biliyoruz ki, dünyada barışı ve gerçek adaleti sağlayacak olan güç işçi sınıfıdır.

İşçi sınıfı; inanç, kimlik ve renk ayrımı gözetmeyen, insanları ortak bir emek mücadelesinde birleştiren tek sınıftır. En son Ankara’da maden işçilerinin direnişine tanıklık ettik. İnançlarını, kararlılıklarını ve sonunda kazandıklarını gördük. Onların yanında duranları da gördük, karşılarında duranları da.

Dünya değişiyor. Ekonomiler, bakış açıları ve kuşaklar dönüşüyor. Kapitalist ve liberal sistemler artık sonuna doğru ilerliyor. Bu sistem; insanların hayatını, emeğini, umutlarını ve sevdiklerini sömüren, doymak bilmeyen bir düzen haline gelmiştir. Artık işçi sınıfının önderliğinde yeni bir dünya düzeni kurulmalıdır. Daha adil, daha eşit ve daha özgür bir yaşam mümkündür.

Bursa TOFAŞ’tan bir işçi

esitaş

Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği! 

Merhaba yoldaşlar,

Dilovası Esitaş fabrikasında çalışan bir işçi kadınım. Birkaç gün önce Gebze’de işçi sınıfının başkentinde 1 Mayıs’ı kutladık. Biz de fabrika olarak güçlü bir katılım sağladık. 1 Mayıs bizlerin, dünya işçi sınıfının bayramıdır. Birlik olma ve mücadele günüdür. Meydanda attığımız sloganlarla, pankartlarımızla gücümüzü ve birliğimizi gösterdik. İşçi sınıfı olarak meydanlarda olmamız önemli. 

Bize yapılan saldırılara karşı çıkmak için, bizlerden her gün çaldıklarını geri alacağımızı göstermek için önemli. Haksızın karşısında, ezilenin yanında olduğumuzu göstermek için önemli. 1 Mayıs’ta attığımız sloganlardan biri de “İşçi sınıfı Filistin’in yanında”. Bizler Filistin halkının da İran’da emperyalizme geçit vermeyen İran halkının da yanındayız. 

Çünkü biliyoruz ki bu düzen işçi sınıfının iktidarıyla değişecek. Emperyalizm ve Siyonizm’in sonu işçilerin örgütlü mücadelesi ile gelecek. Bunun tek yolu ayrışmadan bölünmeden beraber mücadele etmekten geçer. 

1 Mayıs’ta olsun geri kalan tüm günlerde de dil, din, ırk fark etmeksizin birlik olup haksızın karşısında durmalıyız. Biz çoğunluğuz, milyonlarız. İşçiler, bu sene 1 Mayıs’ı farklı farklı alanlarda kutladı. Konfederasyon fark etmeksizin birleşmemiz ve birleşik işçi cephesini oluşturup daha örgütlü ve daha birlik olmalıyız. İşte o zaman memlekete de dünyaya da hürriyeti getirmiş olacağız. 

 

Dilovası Esitaş’tan bir işçi kadın

izmr metal

İşçiler el ele verdiğinde bir fabrikayı da değiştirebilir dünyayı da!

Merhaba yoldaşlar, İzmir Kemalpaşa’dan herkese selamlar. Her ay bu sayfalara mektup yazıyorum ve istisnasız her ay fabrikamızda her şey daha da kötüye gidiyor. Fakat kötüye giden şey üretim değil. Üretim hiç durmadan devam ediyor. Durmadan çalıştırılan ve durmadığı için bakımı yapılamayan makineler artık bakımsızlıktan arıza veriyor. Yani patron ve onun kârları açısından işler tıkırında. Bir de bizim hâlimizi görün. Biz daha fazla çalıştıkça, hayatımızdan ödün verip daha fazla mesai yaptıkça şımaran, bir türlü memnun edemediğimiz bir yönetim var başımızda. Fabrikaya bizden geç gelip hepimizden erken çıkan yemeğini bile yemekhanede yemek zahmetinde bulunmayıp ayağına isteyen yönetim, bizden daha fazla fedakârlık bekliyormuş… Fedakârlık yapmayanlarla yollar ayrılacakmış… Resmi tatillerde çalışmayanlarla, fazla mesai yapmayanlarla gelecek zam zamanı görüşülecekmiş… Be gözü doymaz nankörler! İşçiler fabrikada da yatıp kalksa, çalışmaktan canını da verse size yetmez. Yine fazlasını istersiniz. Ama bizim canımıza tak etti artık. Bunca zaman gecemizi gündüzümüze katıp çalıştık, resmi tatillerde işe geldik, kimimiz çocuğunu kimimiz eşini göremedi yine de yönetimi memnun edemedik. Patronun, müdürün iki dudağı arasında hayatlarımızın oyuncak edilmesinden bıktık artık. Bunu fark ettiğimiz günden bu yana da el ele verdik ve kendi haklarımız için çalışıyoruz şimdi. Yönetime toz kondurmayan arkadaşlarımız bile anladı gerçek dostunun, düşmanının kim olduğunu. Biz böyle el ele verdiğimizde eninde sonunda kazananın kim olduğunu göstereceğiz. İşçiler yanı başındaki işçi kardeşine güvendi mi bir şeyleri değiştirebileceğine inanmaya başlıyor. Şimdi sırada bu inancımızı örgütlü bir güç hâline getirmek ve gücümüzü dosta düşmana gösterme zamanı!

İzmir’den metal işçisi bir kadın

metal

İşçi sınıfının da emeğin de değeri yok

Merhaba dostlar! Ben Çorlu'da bir metal fabrikasında çalışan, 18 yaşında bir işçiyim. Biraz gözlemci yapım var ve gözlemlediğim kadarıyla fabrikada işçilerin düşüncelerine hiç önem verilmiyor. Bütün gün makine başında çalışan bizleriz, o işte ustalaşmış işçi abilerimiz de dahil kimse düşüncesini özgürce belirtemiyor. İşçinin fikrini yok saymak, aslında ona saygı duyulmadığını gösterir. Bizler, işçi sınıfı olarak birlik olursak ancak o zaman sözümüzü söyleyebiliriz, bize saygı duyulmasını sağlayabiliriz ve en önemlisi de ancak o zaman güçlü olabiliriz.

Makine başında saatlerini geçiren biz emekçilerin, işleyiş hakkında fikir belirtmek en doğal hakkıdır. Örneğin, bizden sürekli işi daha hızlı yapmamız isteniyor; ancak metal sektörü çok ağır bir iş koludur. En ufak bir hata, ciddi sakatlıklara yol açabilir.

Yoksulluk hatta açlık sınırında yaşayan biz emekçiler, her daim hakkımızı aramalıyız. Günümüz şartları eşitsiz. Biz bu eşitsizliğin ortadan kalkması için mücadele etmeliyiz. Ben ancak o zaman gerçek bir değişimin mümkün olabileceğine inanıyorum.

Çorlu’dan bir metal işçisi

Bu yazı Gerçek gazetesinin Mayıs 2026 tarihli 200. sayısında yayınlanmıştır.