İran savaşında emperyalizmin krizi derinleşiyor

Gerçek 4 dk okuma
İran savaşında emperyalizmin krizi derinleşiyor

Üç ayı aşkın bir süre önce, ABD emperyalizminin ve İsrail Siyonizminin terörist saldırıları ile başlayan İran savaşı, ABD emperyalizmi için tarihî bir krize dönüşmüş durumda. Savaş başladığında hem ABD’li hem de İsrailli haydutlar büyük bir özgüvene sahipti. ABD emperyalizminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu, muhtemelen ülkenin içinden de yardım alarak kaçırmayı başarması ve yerine ABD yanlısı bir iktidarın gelmesi, ABD Başkanı Donald Trump’ı ve ekibini kendi silahlı güçlerinin kadir-i mutlaklığına ikna etmiş gözüküyordu. Binyamin Netanyahu ve İsrail Siyonizmi ise Haziran 2025’teki savaşta İran’ın verdiği nispeten sınırlı yanıttan ve hem Filistin hem de Lübnan direniş örgütlerine karşı gerçekleştirdikleri suikast operasyonlarından cesaret alıyordu.

Savaştan masaya masadan savaşa… Kaybeden ve sıkışan Trump çıkış arıyor!

Savaşın ilk haftaları bu özgüveni yerle bir etti. İran devleti yoğun saldırılara rağmen savaş kapasitesini yitirmedi ve hem İsrail’e hem de Körfez bölgesindeki ABD üslerine ve başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere işbirlikçi rejimlere ağır darbeler vurmayı başardı. Bir o kadar önemlisi, dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı da düşman güçlere kapatarak Körfez ülkelerini ve dünya emperyalizmini iktisadi açıdan zor bir duruma düşürdü. Askerî kapasitesinin çok azaldığı düşünülen Lübnan Hizbullahı da beklenenin üstünde bir başarıyla ikinci bir cephe açtı. İsrail’in istihbarat örgütü Mossad’ın sağladığı istihbarata inanıp birkaç gün içerisinde zafer ilan etmeyi bekleyen Trump, sosyal medya hesaplarından İran’ın teslim olmayı neden reddettiğini anlamadığını dile getirmekle, üstü kapalı nükleer saldırı tehditlerinde bulunmak arasında gidip geldikten sonra, masaya oturmak zorunda kaldı.

İki taraf arasındaki müzakere süreci oldukça zorlu geçiyor. Müzakerelerin ABD emperyalizmi için ne kadar olumsuz şartlarda geçtiğini gösteren verilerin başında, İran’a yönelik saldırı başlarken ABD’nin belirttiği hedeflerin hiçbirinin bu aşamada masada olmaması geliyor. İran’ın nükleer programı konusu ateşkes sonrası gerçekleşecek müzakerelere bırakılmış durumda. Savaşın başında dile getirilen, İran’ın balistik füze programının ortadan kaldırılması ve Batı Asya’daki (Ortadoğu) müttefiklerine destek vermesine engel olunması konuları gündeme bile getirilmiyor. Şu anda müzakere edilen yalnızca Hürmüz’ün açılması (yani savaş öncesi duruma dönmesi) ve buna karşılık ABD’nin bir dizi taviz vermesi. Bu dezavantajlı konum, ABD’de Donald Trump rejimi için büyük bir kriz yaratıyor. Bu krizin bir veçhesi kendi partisinden Trump’ın barış görüşmelerine gelen itirazlar, diğer veçhesi ise Trump’ın bu savaş sebebiyle suçladığı İsrail ile bozulan ilişkileri ve basının aktardığına göre Netanyahu ile yaptığı sinkaflı telefon görüşmeleri.

Emperyalizm yeni bir saldırı hazırlığında! NATO’dan çık NATO’yu yık şiarıyla emperyalizmin yenilgisi için mücadeleye!

Bu çaresizlik, emperyalizmi tekrar sıcak savaşa dönerek, masaya daha avantajlı biçimde oturmaya çalışmak için uğraşmaya yöneltebilir. Bunun ilk emareleri, küçük ölçekli de olsa üst üste gelen İran’a yönelik ABD saldırılarında görüldü. Savaş meydanında da olsa, müzakere masasında da olsa, İran’ın ABD’ye karşı yürüttüğü mücadele haklı bir vatan savunusudur. Türkiye’nin emekçileri olarak bize düşen de, hem emperyalizmin gözü kulağı olan İncirlik ve Kürecik gibi üslerin kapatılması için mücadele ederek hem de “NATO’dan çık, NATO’yu yık” şiarıyla kavgaya atılarak, emperyalizmin yenilgisini hazırlamaktır.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Haziran 2026 tarihli 201. sayısında yayınlanmıştır.

ABD emperyalizmi İran Lübnan Hizbullahı NATO NATO'dan çık NATO'yu yık