2024’te bir siyasi devrim ile uzun yıllardır ülkeyi yöneten yozlaşmış Avami Birliği Partisi iktidarının devrildiği Bangladeş’te, devrim önemli bir dönüm noktasında. Devrimden sonra kurulan Ulusal Yurttaşlar Partisi (UYP) önderlerine Cuma namazı sonrasında yapılan saldırı ve bunun ardından yaşanan sokak çatışmaları, ülkede alttan alta birikmekte olan gerginliğin bir işareti. Saldırıların üstüne, polisin iki UYP üyesini gözaltına alması ve UYP’nin seçim desteğiyle devrimden sonra iktidara gelen Bangladeş Milliyetçi Partisi’ne dokunmaması sonrası UYP gençliğinden sert bir uyarı geldi: İş şiddete gelirse “2024’teki kitlesel ayaklanmada, kimsenin bu konuda elimize su dökemeyeceğini kanıtladık!”
Temmuz 2024’te Bangladeş’te yaşanan halk ayaklanmasının bir siyasi devrime dönüşmesiyle birlikte Avami Birliği Partisi ve lideri Şeyh Hasina iktidardan indirildi. Devrimci kitlenin taleplerini yasal biçime büründürmek ve ülkeyi seçime hazırlamak için iktidara gelen geçici hükümetin ardından yapılan seçimlerde, ülkenin ana muhalefet partisi olan Bangladeş Milliyetçi Partisi başa geldi. Halk ayaklanması sırasında ön planda olan öğrenci hareketinin siyasi kolu niteliğindeki Ulusal Yurttaş Partisi ve devrimin bir diğer kitlesel ayağını temsil eden İslami Cemaat partisi, yeni hükümetin devrimin taleplerinden geri adım atmasına ve Avami Birliği Partisi’ne yakın bürokratları önemli noktalara atamasına giderek açıktan tepki göstermeye başlıyor. Avami Birliği dönemini hatırlatan polis baskısı ve toplumsal şiddet uygulamaları da bu tepkiyi büyütüyor.
Ülkede Avami Birliği döneminden gelen ekonomik krizin, bir yandan Trump’ın gümrük vergileri, diğer yandan İran savaşının yarattığı enerji krizi ile daha da derinleşmesi, siyasi krizi de sertleştiriyor. Ülkede baş gösteren kızamık salgını ve özellikle tarımı etkileyen sel gibi afetler de bunun üstüne geliyor. Siyasi pozisyonu birçok açıdan kristalleşmemiş olan ve “ne sağ ne sol” sloganını kullanan UYP’nin bu durumda nasıl bir strateji izleyeceği devrimin geleceği için önemli olacak. Devrim güçleri siyasi bir müdahalede bulunmazsa, Bangladeş Milliyetçi Partisi ve İslami Cemaat Partisi arasındaki burjuvazi içi rekabetin ülke siyasetini belirlemesi kaçınılmaz olacak. Ancak devrimci taleplerin hâlâ canlı olduğu ve ekonomik krizin çözülmek bir yana giderek derinleştiği bir ortamda, UYP’nin radikalleşmesi ülkenin kaderini farklı bir yöne çekebilir. Müstebit bir yönetimi deviren siyasal bir devrimin ardından yaşanan bu mücadele, bizim gelecekte yaşayacağımız benzer bir mücadele için örnek olabilir. Bu nedenle bu yaşananları takip etmeli ve gerekli dersleri çıkarmalıyız.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Haziran 2026 tarihli 201. sayısında yayınlanmıştır.