NATO’ya Boğaz’da komutanlık, Adana’da yeni karargâh! İstibdad rejimi NATO şemsiyesi altında emperyalizme ve Siyonizme hizmet etmeye devam ediyor!
Tüm dünyada ve Türkiye’de İran savaşı dolayısıyla halk arasında ABD ve İsrail’e yönelik öfke büyüyor. Türkiye’deki iktidarın tarafsız bir görüntü vermeye çalışması da en çok halkın bu tepkisinden kaynaklanıyor. Ancak görüntü ile gerçek çok farklı. Türkiye, NATO vasıtasıyla İran’a karşı ABD ve İsrail’in yanında yer alıyor. NATO kapsamındaki Kürecik Radar Üssü ve yine Konya’dan havalanan NATO’ya ait Awacs erken uyarı uçakları, ABD-İsrail terör savaşına kritik ve yoğun istihbarat desteği sunuyor.
Son dönemde gerçekleşen iki önemli gelişme Türkiye’nin emperyalizm ve Siyonizm ile işbirliğinin daha da derinleşeceğine işaret ediyor. NATO’nun Türkiye’de bir Çok Uluslu Kolordu Karargâhı kuracağı açıklandı. Buna ilave bir de Karadeniz’in kapılarını NATO’ya sonuna kadar açmak için İstanbul’da NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacak. Bu iki gelişme de Türkiye’de emekçi halkın güvenliği açısından son derece tehlikeli.
Yeni NATO Karargâhı: Rusya ve İran’a karşı savaşta Türkiye ön cepheye!
Adana’da kurulacak Çok Uluslu Kolordu Karargâhı (MNC-TUR) ile 2014’te başlayan bir NATO planı hayata geçmiş olacak. NATO kuzey doğu, doğu ve güney doğu kanatlarını bu yeni karargahlarla tahkim ediyor. Sözde, bu karargâh ile NATO’ya Karadeniz ve Akdeniz’den gelebilecek tehditlere karşı savunmada Türkiye’ye görev veriliyor. Buradaki tehditten kasıt öncelikle Rusya. Daha önce Polonya’da ve Romanya’da kurulan bu Çok Uluslu Kolordular NATO belgelerinde Rusya’ya karşı görevlendiriliyor. Türkiye’de de bu kolordulardan üçüncüsünün kurulması öngörülüyor. Öyleyse durumu gerçeğe uyacak şekilde şöyle ifade etmek gerek; NATO Türkiye’yi omzuna bir yıldız takıp Rusya’nın karşısında ön cepheye sürüyor ve aynı zamanda da ABD ve İsrail İran’a karşı savaşırken onların arkasını kollamakla görevlendiriyor.
Türkiye’nin böyle bir göreve talip olup topraklarımızın daha fazla NATO askerine ve silahına açılması, NATO’nun yönetim birimlerinin buraya taşınması, emekçi halk için daha fazla güvenlik sağlamıyor. Aksine emperyalist bir savaşta Türkiye’yi hedef tahtasının ortasına koyuyor.
İstibdad Karadeniz’i NATO’ya açıyor
İstanbul Boğazı’na NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulması planlanıyor. Bu planla boğazlarda NATO varlığının tahkim edilmesinin ise Rusya’ya bir gözdağı olduğu açık. Bu komutanlık ayrıca Karadeniz’e yabancı donanmaların girişini kısıtlayan Montrö Antlaşması’nı da taciz ve tehdit ediyor. Bahane Ukrayna-Rusya savaşının getirdiği riskler ve belirsizlik ortamı. Bu riskler ne olabilir mesela? Savaş sebebiyle Karadeniz’de başıboş dolanan deniz mayınları ve insansız deniz araçları. Ama 2024’te İstanbul’da Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın kurduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu bu işi zaten üstleniyordu. Ama Amerikan ve İngiliz donanmaları ısrarla Karadeniz’de varlık göstermek istiyor. İlk hedefleri Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni aşındırmak sonra baypas etmek ve nihayet Rusya’ya diz çöktürüp Karadeniz’i bir NATO gölü haline getirmek!
Montrö Sözleşmesi NATO’ya dar geliyor. Çünkü Montrö Sözleşmesi Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin barış koşullarında boğazlardan geçecek askeri gemilerine sınırlar koyuyor, savaş durumunda ise Türkiye’ye bu geçişleri tamamen durdurma yetkisi veriyor. Montrö bir şekilde baypas edilirse ne olur? Karadeniz’de NATO fink atmaya başlar. Türkiye’ye ne olur? Rusya’ya karşı bir ileri karakol haline gelir. Montrö Türkiye’nin barış içinde yaşaması, savaşlardan uzak kalabilmesi için her türlü imkânı sunuyor ve bu yüzden de Türkiyeli emekçiler için hayati önemde. Fakat Amerika’nın boynundan zincire vurduğu istibdad rejimi onlar ne isterse yapıyor, buna Türkiye’yi büyük tehlikelere atmak da dahil.
NATO’nun yeni karargâh ve komutanlıkları yasadışı ve gayrimeşrudur! Durdurulmalıdır!
İstibdad rejimi baskıcı ve keyfi yönetim demektir. Adana’da ve Boğazlar’da kurulması planlanan komutanlık ve karargâhlar, salt NATO kararıyla kurulamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı gerekir. AKP ve MHP’nin çoğunluğuna CHP’nin Amerikancılığına ve NATO’culuğuna güvenenler TBMM’den istedikleri kararı geçireceklerini düşünse dahi bir meclis kararı olmadan, yabancı askerlerin, silahların ve donanmaların Türkiye’ye gelmesine yönelik çalışma başlatmak kanunsuzdur. Kaldı ki Türkiye’nin emekçi halkı bu girişimlere karşıdır ve elbette ki mecliste hangi partiden olursa olsun bu zillet planına oy verecek her milletvekili seçmenine hesap vermek zorunda kalacaktır. Yani yasal kılıf bulunsa dahi bu emperyalist girişimler halk nezdinde asla meşruiyet kazanamaz. O yüzden hazırlıkları gizli sürdürüyorlar ve bu işi oldu bittiye getirmeye çalışıyorlar. Ancak söz konusu emperyalist girişimler ifşa oldu ve şimdi emekçi halkımız bu girişimleri durdurmak için sesini daha da yükseltmeli. Bu girişimleri durdurmak da yetmez. Türkiye’nin emekçi halkı Filistin ve İran’a yönelik savaşta Siyonistlerin ve Amerika’nın karşısında yer alarak ferasetini göstermiştir. Bu topraklarda NATO’ya artık yer yok! Türkiye’nin emekçi halkını barış içinde ve güvende yaşatacak yol bellidir: NATO’dan çıkılacak, İncirlik ve Kürecik kapatılacak, yenileri de açılmayacak!








