Dişimizi sıkmakla düzen değişmeyecek: İşçi sınıfı yumruğunu sıkmalı ve siyaset masasına vurmalı!

Grev yasağını tanımayan Bekaert işçileri kazandı!

AKP iktidarı ekonomiden dış siyasete kadar her alanda ülkeyi derin bir krize soktu. Kayırmacılık, yolsuzluk, adaletsizlik devletin her köşesine bir kanser gibi yayıldı. Baskıcı ve keyfi yönetim olan istibdad rejimi toplumun emekçi çoğunluğunu eziyor ve yoksullaştırıyor. Küçük bir sömürücü grup ise bu rejimden sonuna kadar nemalanmaya devam ediyor. Emekçi halktan giderek daha fazla insan bu rejimin son bulmasını istiyor. Bunun için de yaklaşan seçimleri bekliyor. Bu seçimlerde mevcut iktidara bu seçimlerde okkalı bir tokat atılmasını umuyor. Gözler altılı masanın üzerinde. Kazanacak bir aday çıkartması bekleniyor. Ama bu yol tuzaklı bir yoldur.

İstibdad ile aynı gemide olanlar

İstibdad rejimi toplumun emekçi çoğunluğuyla tam bir çıkar karşıtlığı içindedir. Ancak Altılı Masa’nın partileri emekçi çoğunluğa değil sermayeye dayanan düzen partilerinden oluşmaktadır. İstibdad ile çelişkileri ve karşıtlıkları emekçi halkın yaşadığı gibi uzlaşmaz ve kesin değildir. Altılı Masa’da “Aynı gemideyiz” mantığı egemendir. Erdoğan’ın Akşener’e çağrıları ortada. Akşener de MHP’nin küçük ortak pozisyonunu devralmaya hazır bir imaj veriyor. Meral Akşener Tansu Çiller’in Süleyman Soylu’suydu. Antrenmanlıdır kolaylıkla bu göreve adapte olacaktır. Babacan ve Davutoğlu zaten Erdoğan’ın adamı. Babacan kemer sıktırdı, Davutoğlu dış politikada emperyalizmin taşeronluğunu yapan, içeride ise halkı ezen, katleden hükümetlerin başbakanıydı. Karamollaoğlu ise İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi gibi pek çok konuda Erdoğan’la birlikte davranıyor. Haydi bunlar sağcı Erdoğan ve Bahçeli’yle ideolojik yakınlıkları var diyelim. Ya Kılıçdaroğlu? Türban meselesini ısıtıp gündeme taşıyarak, Erdoğan ve AKP’nin en çok zorlandığı ekonomik sorunları ve sınıfsal meseleleri gündem dışına atan o değil mi? Erdoğan’a en zor zamanında “gollük pas atan” o değil mi?

Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a gollük pasları

Kılıçdaroğlu’nun ilk pası değil bu! 2013’te Gezi ile başlayan halk isyanı tüm ülkeye yayılmış milyonlar hürriyet için sokaklara dökülmüştü. Halkın mücadelesini kırarak dikkatleri yerel seçimlere çekti. Mustafa Sarıgül’e “bas geç” kampanyası başladı. O zaman çare diye öne sürdüğü adam şimdi Erdoğan’ın yanına geçmiş bir TikTok fenomeni! 2014’te Erdoğan’ın karşısına Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday olarak çıkardı. O aday 2015’te halktan AKP’ye karşı oy toplayıp seçimden sonra AKP ile koalisyon masasına oturdu, şimdi MHP milletvekili olarak Cumhur İttifakı’nda. Kılıçdaroğlu 2016’da Yenikapı’da podyuma Erdoğan ve Bahçeli’yle el ele çıktı. Dokunulmazlıkların kaldırılmasının muhalefeti susturmak için kullanılacağı belliydi “Anayasa’ya aykırı ama evet” diyerek onun da önünü açtı. Sonrasında çok şikâyet etse de başında OHAL rejiminin kurulmasına ortak oldu. 2017 referandumunda mühürsüz oyları sineye çekerek istibdad rejiminin inşasına en kritik anda yol verdi. 2018’de Erdoğan’ın karşısına Muharrem İnce’yi çıkarttı. Şimdi Muharrem İnce kurduğu Memleket Partisi’yle Cumhur İttifakı’nın yanından muhalefete yükleniyor. Ama daha önemlisi var. 2018’de Erdoğan seçimi kazanınca kendisine “ekonomiye odaklanan” diyerek Erdoğan’a kredi açtı, halka kemer sıktıracak sermayenin programını uygulaması için iktidara destek vadetti. Erdoğan Kılıçdaroğlu’nun paslarıyla çok goller attı. Golleri yiyen ise hep ülkenin emekçi halkı oldu. 

İstibdad rejimi Altılı Masa’nın patronlarına da kâr ettiriyor

Dişini sıkıp gözlerini altılı masaya çevirenler, sandıkta her şeyin değişeceğini umanlar geç olmadan uyanmalı. İşçiler emekçiler sınıfını bilmeli ve olan biteni bu bakış açısıyla değerlendirmeli. İstibdad rejimi AKP’ye MHP’ye oy veren vermeyen tüm emekçi halkı sefalete mahkûm ederken Altılı Masa’nın patronlarına da kâr ettiriyor. Haydi bir tane CHP’li ya da İyi Partili patron çıksın ve ben işçilerime TÜİK’in değil ENAG’ın enflasyonunu baz alarak zam yapıyorum desin de görelim! Siz Türkiye’nin önde gelen patronlar kulübü MESS üyelerinin hepsi AKP’li mi zannediyorsunuz? Onlar başkanlık sistemini parlamenter sisteme dönüştürmekten yana olduklarını söylüyorlar ama parlamenter sistemin “güçlendirilmiş” olması gerektiğini vurguluyorlar. “Güçlü yürütme” kazanımından vazgeçmek istemiyorlar, bugün hepsi Erdoğan’a bir telefon kadar yakın, iktidarla sermayenin arasının açılmasını istemiyorlar, grev yasakları devam etsin istiyorlar, devletin işçinin emekçinin karşısında elindeki sopasını bırakmasından yana değiller!

Düzeni değiştirme niyeti olmayanın istibdadı yıkma iradesi de olmaz

Altılı Masa’da düzeni değiştirme niyeti yok! İstibdad rejimi yıkılır da emekçi halk hürriyete kavuşursa, grevlerle direnişlerle hakkını isterse, nemalandıkları düzen tehlikeye girer diye korkuyorlar. O sebeple halk evinde otursun sandıkta oy versin sonuçlarına da katlansın istiyorlar. Dolayısıyla istibdadın baskılarını aşacak bir irade de yok. Olası bir adayları seçim yasağı ile tehdit edildiğinde biz senin yasağını tanımıyoruz diyebildiler mi? Diyemezler.

Baskıcı ve keyfi yönetim yaklaşan seçimi kazanmak için elindeki her türlü gücü kullanıyor. Buna yargıya talimat verip olası adaylara siyaset yasağı çıkarmak da dahil. Liderin çizdiği sınırları aşan bir teşkilat başkanının siyasi cinayete kurban girmesi de dahil. Altılı Masa’nın olası adayının siyaset yasağı İstinaftan ya da Yargıtay’dan dönecek mi? Siyasi cinayetler aydınlatılacak mı? Suçlular, azmettiriciler cezalandırılacak mı? HDP’yi kapattırmak için kılı kırk yaranlar, yarın aynı tutumu, merkez yöneticileri, il teşkilatları ve gençlik kolları ile boylu boyunca bir siyasi cinayete karıştığı ortaya çıkarsa MHP’ye karşı da sergileyecek mi? Bunların hiçbiri olmayacak. Altılı Masa dün olduğu gibi yarın da hepsini sineye çekecek. Dişinizi sıkın sandıkları bekleyin diyecekler.

Onlar anlaşır olan yine emekçi halka olur

Dün rejimi değiştiren referandumun sonucuna mühürsüz oyları sayarak etki eden Yüksek Seçim Kurulu yarınki seçimde farklı bir rol mü oynayacak? YSK başkanı iki dönem Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın aday olup olamayacağını araştırdım dedi. Anayasaya göre meclis erken seçim kararı verirse Cumhurbaşkanı üçüncü dönem de aday olabiliyor. Zamanında yapılırsa ya da Cumhurbaşkanı meclisi feshederse üçüncü dönem aday olamıyor. Şimdi Erdoğan’ın mecliste yeterli çoğunluk sağlayamadığından seçimi erkene çekmek için meclisi feshetmeyi düşündüğünden bahsediliyor. YSK başkanı araştırmasının sonucunda vereceği kararı kendisiyle paylaşmış. O kişi ki seçimle ilgili her türlü konuda son kararı verecek kurumun başında duruyor. Altılı Masa halktan dişini sıkarak beklemesini, böyle bir seçime bel bağlamasını istiyor. Bir kez daha atı alan Üsküdar’ı geçerse onlar da istibdadın gemisine atlayıp peşinden gidecekler. Sonunda sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın düzen siyaseti anlaşacak, olan yine emekçi halka olacak.

Başka bir yol var!

Ama başka bir yol var. Tuzakların değil hakikatin yolu! Hangi partiye oy vermiş olursa olsun çıkarı bu düzenin değişmesinden yana olan milyonlarca işçinin, emekçinin siyasetidir bu yol! En koyu muhalif patronunun bile düzen değişikliğinden ödü kopar ama en koyu Erdoğancı işçinin emekçinin bile menfaati bu düzenin değişmesinden yanadır. Bir hayalden bahsetmiyoruz. 2022 yılının son günlerinde Erdoğan’ın grev yasağını reddeden, grev hakkını grevle kazanan Bekaert işçileri örnektir! Altılı Masa siz benim adayıma siyaset yasağı getirseniz de tanımam diyebildi mi? Ama işçiler tek yumruk olup da istibdadın karşısına çıktığında biz senin yasağını tanımıyoruz dedi ve kazandı! O halde bu irade siyasete de ağırlığını koymalı. İşçi sınıfı siyaset masasına yumruğunu vurmalı!

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Ocak 2023 tarihli 160. sayısında yayınlanmıştır.