Dilovası katliamının davası görülmeye başlandı: Devlet önce davayı Kandıra’ya kaçırdı, şimdi sorumluları aklamaya çalışıyor!
8 Kasım 2025’te Dilovası’nda bulunan parfüm fabrikası Ravive Kozmetik’te 7 işçinin yanarak hayatını kaybettiği işçi katliamının davası Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülmeye başlandı. 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması olayın yaşandığı Dilovası’ndan kilometrelerce ötede bir cezaevi kampüsünde, basına, hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına ve davayı takip etmeye gelen emek güçlerine yönelik engellemelerle başladı, başka usulsüzlüklerle devam etti.
Ravive Kozmetik’te yaşanan iş cinayeti 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybetmesiyle tüm Türkiye işçi sınıfının yüreğini yakmış, memleketin gündemine oturmuştu. Ravive Kozmetik işçilerini sigortasız çalıştırıyor, iş güvenliği önlemlerini almıyor, fabrikada hiçbir denetim yapılmıyordu. Fabrikanın binası kaçaktı. İşçiler kayıt dışı, güvencesiz biçimde günlük 800-700 TL’ye canlarını tehlikeye attıkları koşullarda çalışıyorlardı. Fabrika ile alakalı şikayetlere devlet kulaklarını tıkadı. İş yerinde acil çıkış kapısı, yangın merdiveni, yangın uyarı sistemi, sensör, otomatik söndürme sistemi, havalandırması, hatta yangın söndürme tüpü bile bulunmuyordu. Dilovası’ndaki birçok kaçak ve denetimsiz işyerinde bugün hala alınmayan önlemler dolayısıyla Ravive Kozmetik’te de iş cinayeti göz göre göre geldi. Üstelik Ravive Kozmetik binasının yanı başında İŞKUR Dilovası hizmet binası duruyordu. O kadar yakın olmasına rağmen bir kez bile denetlenmemişti!
Ravive Kozmetik’te çalışan çoğu kadın ve çocuklardan oluşan işçilerin bile isteye ölüme terk edildiğini görmek zor değil. Suç yalnızca bu işletmenin sahiplerinde değil, kayıt-dışı ve denetimsiz, güvencesiz çalışma düzeninin sürmesini sağlayan herkeste, denetim yapmayan ve yasaları uygulamayan tüm yetkililerde ve kamu görevlilerinde. Ancak davada yargılanan bir tane bile kamu görevlisi yok. Katliamın ardından kamuoyu tepkisinden korkarak devletin açığa aldığı kamu görevlilerinin ise tamamı görevlerine iade edilmiş durumda. İçlerinden yalnızca biri aklanana kadar görevine dönmemiş, o da kendi isteğiyle. Kendisi görevinden affını istemese, o da diğerleri gibi işçilerin denetimsiz-güvencesiz çalışmasını sağlamak üzere görevinin başında olacaktı.
Bütün bu gerçekler karşısında ölen işçilerin ailelerinin, yakınlarının, Dilovası’nın ve tüm Türkiye’nin emekçi halkının en doğal hakkı sorumluların tamamının adil bir biçimde yargılanmasını talep etmektir. Katliam gerçekleştiğinden bu yana Dilovası Katliamı Aileleri de bunu yapıyorlar. Denetim yapmayan kurumların önünde adalet arıyor, eylemler yapıyorlar. Bu talebi karşılamak yerine, devlet baştan olayın üstünü örtme niyetiyle hareket ettiğini gösterdi. Önce davayı ailelerin ve kamuoyunun rahatça takip edebileceği Gebze Adliyesi ya da başka bir merkezi alana taşımak yerine adeta Kandıra’ya kaçırdı. Denetim yapmayarak, işçilerin şikayetlerini görmeyerek bu katliama göz yuman kamu görevlilerini sanıklar arasına dahil etmedi. Savcı davayı izlemeye gelenlerin hepsinin, basın dahil olmak üzere telefonlarının toplanması talimatını verdi. Yoğun kontroller ve gerginlikler sebebiyle izleyicilerin salona alınması çok uzun sürdü, gelenlerin tamamı salona alınmadı. Dava dosyasında mevcut olan tüm sanıklar bile mahkeme salonunda değillerdi, SEGBİS’le ifadelerinin alınmasını talebini ise mahkeme hâkimi “Bu salonda SEGBİS sistemi bozuk.” diyerek reddetti. Hakimler adil yargılama talebinin parçası olan alenilik ilkesi, yüz yüze sorgulama hakkı, avukatların sanıklara çapraz sorgu yapma hakkı gibi birçok ilkeyi daha davanın ilk duruşmasından başlayarak ihlal ettiler ve avukatların bu konudaki tüm taleplerini reddettiler. Aynı şekilde baroların davaya katılım talebi de gerekçe sunulmadan reddedildi.
Ravive Kozmetik katliamı davasının sorumluları adil bir şekilde yargılayarak, ölen işçilerin ailelerinin ve emekçi halkımızın yüreğine su serpmeyeceği daha duruşma başlamadan belli olmuştu. Mahkemenin önceliği adil yargılama değil, davanın Türkiye gündemine gelmesini engellemekti! Oysa işçilerin canına kasteden, kadınları, çocukları kayıt dışı ve güvencesiz işlerde çalıştıran bu düzenin son bulması, işçi kanıyla beslenen çarkların durması için ilk gereken katliamın tüm sorumlularının tespit edilip yargılanmasıdır. Katliamın sorumlularını adaletten, mahkemeyi emekçi halktan kaçırmak suça ortak olmaktır, işçilerin çalışırken öldüğü bu düzenin devamını sağlamaktır.






