Okurlarımız, Bolivya’da yoksul köylülerin ve yerli halkların (ki bunlar Bolivya’da iç içe geçen kesimler) topraklarını gasp etmenin önünü açan yasa tasarısının kabul edilmesiyle bir halk hareketinin başladığını ve bunun hızla doğrudan hükümeti hedef alan bir isyana dönüştüğünü hatırlayacaktır. Geçtiğimiz aydan bu yana, bu cephede bir dizi gelişme yaşandı.
Gerçek’in Haziran sayısındaki yazıda, patron dostu Rodrigo Paz hükümetinin bir yandan isyancılara şirin gözükmek için aracı kurumlar oluşturmayı vadettiğini, öte yandan da eylemleri baskılamak için olağanüstü hâl ilan etmeye giriştiğini yazmıştık. Bu adımlardan ikincisi, 6 Haziran itibarıyla atıldı. OHAL ilânıyla askerler, polise destek olarak barikatlara girdi, buldozerlerin barikatları kaldırıp atmasının önünü açmak için halkı baskı altında tuttu. 100’ü aşkın barikat, bu şekilde ortadan kaldırıldı. Dahası, bu esnada çıkan bir yasayla askere şiddet kullanma yetkisi verildi, faaliyeti ise aksi ispatlanana değin yasal sayıldı. Emekçi halktan birinin devletin askerinin kendisine yasa dışı şiddet uyguladığını devlete şikâyet edip de sonuç alması, tahmin edileceği üzere, neredeyse imkânsız.
İsyanın gerilemesini fırsat bilen patronlar ve onların işbirlikçisi Rodrigo Paz hükümeti, 90 günlük OHAL yasalarını da arkalarına alarak bir dizi emekçi düşmanı yasa hazırladı. “Sınai reform” adı altında çıkarılan bu yasalarla Amerikalı ve Avrupalı tekellerin ülkenin yeraltı zenginliklerini yağmalaması kolaylaşıyor, devlet koruması altındaki döviz kuru uluslararası piyasaya teslim ediliyor. Bu rezil kararı alanlar, isyan sırasında zarara uğrayan ekonominin bir an evvel normale dönmesi için yabancı yatırım gerektiğini, bunun için de bu yatırımcıya güven verilmesi lâzım geldiğini söylüyorlar. OHAL koşullarında küçük köylünün ve yerli halkın toprağını gasp edip Amerikan sermayesine peşkeş çekmek, ulusal ekonomiyi kurtarma davası sayılıyor. ABD Başkanı faşist Donald Trump’ın eylemlerin en başından itibaren Paz hükümetini desteklemesine şaşmamalı.
Fakat Bolivya halkı henüz son sözünü söylemiş değil. Ülkede çoban ateşleri yanmaya devam ediyor. Örneğin, kendine sosyalist diyen, kendi de yerli halk mensubu eski Devlet Başkanı Evo Morales’in kalesi, halkın çoğunluğunun kakao üreticisi yerlilerden oluştuğu, ülkenin iç kısmındaki Chapare eyaletinde direniş sürüyor. Bu çoban ateşlerinin, yeniden tüm ülkeyi kapsayan bir yangının kıvılcımı haline gelip gelmeyeceğini zaman gösterecek.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Temmuz 2026 tarihli 202. sayısında yayınlanmıştır.