İsrail-Türkiye gerilimi: Savaş çıkar mı? Yoksa kayıkçı kavgası mı?

Gerçek 4 dk okuma
israil türkiye

Fabrikalarda son dönemde çay molalarının öne çıkan konularından biri de İsrail Türkiye gerilimi. Son dönemde bu gerilim iyice arttı. En son İsrail Suriye’de Türkiye sınırından kuş uçuşu 70 km uzaklıktaki bir hava üssünü vurdu. Bu saldırının gerekçesi olarak da Türkiye’nin bu üsse yerleşme niyetini gösterdi. Gerilimin askeri boyutlara varması “savaş çıkar mı” sorusunu gündeme getirdi. Ama sonra öğrendik ki İsrail saldırmadan önce hem Suriye’nin Amerikan ve İsrail işbirlikçisi başkanı Ahmet El Şara’ya hem Amerikalı yetkililere haber vermiş. Dolayısıyla Türkiye’nin de önceden bilgisi olmuş. Hava üssü de boşmuş. Yani bir tiyatro sahnelenmiş. Şimdi hem İsrail’de Netanyahu hem Türkiye’de iktidar bu olay üzerinden içeride yoğun bir propaganda yaparak olaydan siyasi fayda elde ediyor. 

Bazen birbirlerine o kadar sert laflar ediyorlar ki sanki aralarında uzlaşmaz bir çatışma var gibi gözüküyor. Fakat durum böyle değil. Aralarında bir gerilim olduğu doğru ama bu gerilim hiçbir şekilde uzlaşmaz değil. Gerilimin konusu da Gazze’deki soykırım veya İsrail’in Lübnan’daki katliamları değil. Aralarındaki kavga emperyalizmin bölgedeki çıkarları açısından kimin daha fazla ağırlık kazanacağı kavgası. Tabii bu kavgada öne çıkmak için ilk olarak İran’la karşı karşıya gelmek gerekiyor. Son dönemde gündeme gelen Mekke İttifakı da bu doğrultuda atılan bir adım. Türkiye, emperyalizmin bölgedeki çıkarlarını savunma konusunda ağırlık kazanmaya ve konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Haliyle bu durum İsrail’i rahatsız ediyor. 

İsrail-Türkiye rekabeti patronun gözüne girmek için birbirleriyle çekişen müdürlerin kavgası gibi!

Biz de arkadaşlarla konuşurken İsrail-Türkiye gerilimini fabrikadaki müdürlerin arasındaki mücadeleye benzettik. Üretim müdürü ile kalite müdürü fabrikada hep bir kavga ve rekabet içerisindeler. Patronun gözüne girmek için yeri geliyor birbirlerine bağırıyorlar, birbirlerini tehdit ediyorlar. Terfi alabilmek için birbirleri ile rekabet içerisinde çalışıyorlar. Ama konu işçiye baskı yapmaya gelince ikisi hemen aynı tarafta olduklarını belli ediyorlar. Biz işçiler ne zaman mücadele etsek ikisi de karşımıza geçiyorlar. İşte İsrail-Türkiye rekabeti bize bu yüzden fabrikadaki müdürlerin rekabetini hatırlattı. Bazen birbirleri ile en sert kavgaları da verseler günün sonunda aynı safta yer alıyorlar. Türkiye de İsrail de bölgede Amerikan emperyalizminin çıkarlarını savunma konusunda ihaleyi kimin alacağının kavgasını yapıyorlar. Bizim kalbimiz ise bölgede ve dünyada Filistin halkı ve onların dostlarıyla atmaya devam ediyor. 

İsrail’le savaşacak olan bunları yapmaz!

Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile Azerbaycan’dan İsrail’e günde 94 bin varil petrol taşımaz! (Suriye’deki üssü vuran İsrail savaş uçaklarının petrolünü Türkiye verdi!)

İran’la savaşta Kürecik radar üssü vasıtasıyla İsrail’e stratejik istihbarat sağlamaz!

Tamamen NATO silahları kullanan İsrail’in askeri tehdidinden bahsederken Rusya’dan 2,5 milyar dolar nakit paraya alınan S400 hava savunma füzeleri hangara kaldırılmaz! Üçüncü ülkelere göndermek için pazarlık yapılmaz!

İsrail’in NATO’da ofis açmasına karşı veto yetkisi varken buyurun gelin demez! İsrail’le kim karşı karşıya gelirse gelsin İsrail’i savunacağı belli olan ABD’nin ağası olduğu NATO’da bir dakika bile kalmaz!

Bu yazı Gerçek gazetesinin Eylül 2026 tarihli 204. sayısında yayınlanmıştır.

İsrail-Türkiye ticareti ABD Türkiye ilişkileri Halklarla barış emperyalizmle savaş İsrail-Türkiye gerilimi emperyalizm NATO filistin Siyonizm Kürecik