Avukat Şiar Rişvanoğu hakkında açılan davanın kumpas olduğu tescillendi

Avukat Şiar Rişvanoğu hakkında açılan davanın kumpas olduğu tescillendi

Yoldaşımız Avukat Şiar Rişvanoğlu’na yönelik uydurma deliller ve bir itirafçı tanığın beyanına dayanarak “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 6 Şubat’ta Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada Rişvanoğlu hakkında suçlamalarda bulunan itirafçı tanığın ifadelerini geri çekerek kendisinin polis tarafından yönlendirildiğini açıklaması zaten çürük olan suçlamaları tamamen çökertti. 

İtirafçı tanık duruşmada: “Şiar Rişvanoğlu’nu tanımadığını, daha önce görmediğini, polisin kendisine sözler vererek, (aynı zamanda yüzlerce HDP ve Dem Parti yöneticisi hakkında ifade vermiş olan) gizli tanık “Ulaş”ın ifadelerini desteklemek amacıyla evraklar hazırlayıp kendisine imzalattığını ancak polisin verdiği sözleri tutmadığını” söyledi. Dosyada en önemli delil olarak sayılan tanık ifadesinin polis tarafından düzenlenen bir kumpas aracı olduğu tescil edilmiş oldu. 

Ne Olmuştu?

12 Ekim 2024 tarihinde Adana Barosu Genel Kurulu’nda direnişteki Polonez işçileri ve Filistin Halkı ile dayanışma çağrısı içeren açıklama yaptı. Konuşmadan sonra 16 Ekim 2024 tarihinde ofisinin camları kırılarak ve arabasının tekerlekleri patlatılarak Türk İntikam Tugayı imzalı tehdit notu ile saldırıya uğradı.  Devrimci İşçi Partisi’nin kurucu üyesi ve gazetemiz Gerçek'in ve Devrimci Marksizm dergimizin sorumlu yazı işleri müdürü Avukat Şiar Rişvanoğlu 26 Kasım 2024 tarihinde Çukurova Havaalanında gözaltına alınarak günlerce gözaltında tutuldu. Savcılık tarafından tutuklu yargılanmak üzere mahkemeye sevk edilmiş ve imza ve yurtdışı adli kontrol kararları ile serbest bırakılmıştı. 

Dosyadaki iddianame 5 Mart 2025 tarihinde hazırlanmasına rağmen, Ankara, Mersin ve Adana’daki mahkemeler dosyada yetkisizlik kararı vererek adli kontrol kararlarının uzun süre devam etmesine sebep oldular. 

İşçiler, emekçiler, ezilenler Şiar Rişvanoğlu’nun haklılığının ve mücadelesinin tanığıdır!

Gerek faşist tehditlere karşı gere gözaltı sürecinde gerekse de sonrasındaki dava sürecinde Şiar Rişvanoğlu’nun uğradığı haksızlığa karşı anlamlı bir dayanışma yükseldi. Türkiye Barolar Birliği, Barolar, Çağdaş Hukukçular Derneği, İnsan Hakları Derneği ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği başta olmak üzere Şiar Rişvanoğlu’nun meslektaşlarından o dönemde direnişlerini sürdürmekte olan Polonez işçilerine kadar insanlar onun hem suçsuzluğuna hem de işçiden, emekçiden, başta Kürt halkı olmak üzere tüm ezilenlerden yana olan mücadelesine tüm kamuoyu önünde tanıklık ettiler. Tüm dünyadan sosyalistlerden, hukukçulardan, insan hakları savunucularından ve mücadeleci sendikacıları da dayanışma gösterdi. 

Şiar Rİşvanoğlu'nun ilk gözaltına alındığı süreçte Londra , Berlin, Paris, New York, Barcelona , Belfast ve Bilbao  barolarının da aralarında bulunduğu 30 uluslararası kurum ortak bir bildiri yayınlayarak yapılan saldırıyı kınayarak derhal serbest bırakılmasını talep etmişti. Hukuki süreci takip eden uluslararası avukat ve hukukçu örgütleri adına Hollanda'dan "Tehlikedeki Avukatlar Vakfı'nın" kurucusu ve temsilcisi Hans Gaasbek ayrıca son duruşmaya da bizzat katılarak dayanışmanın devam ettiğini gösterdi.

Şiar Rişvanoğlu’nun mücadelesi ezilenleri, sömürenleri, sömürgecileri ve emperyalist işbirlikçilerini rahatsız edebilir ama asla suç değildir!

Elbette ki duruşmalarda da aynı tanıklıklar yapılacak ve Şiar Rişvanoğlu haklılığını ve mücadelesini savunacaktı.  Ancak önce itirafçı tanığın beyanları geldi. Bu beyanlar Şiar Rişvanoğlu hakkında yürütülen soruşturmanın, onun işçilerin mücadelesini sahiplenmesinden, ezilen Kürt ve Filistin halklarıyla enternasyonalist dayanışmasından rahatsız olanların kışkırttığı saldırının devamı ve bir kumpas olduğu tescillenmiş oldu. 

Komünist olmak, enternasyonalist olmak, devrimci olmak, işçiler ile, ezilen Kürt ve Filistin halkları ile kader birliği yapmak ezenleri, sömürenleri ve emperyalist işbirlikçilerini rahatsız edecektir elbette ama asla suç değildir ve olamaz. 

Dava devam ediyor, emekçi halkı dayanışmaya çağırıyoruz! 

Yargılama sürecinin kendisini bir cezalandırma aracı haline getiren mahkeme, tüm deliller çürütülmesine ve itirafçı tanık tarafından polisin kumpası ifşa edilmesine rağmen derhal beraat kararı vermeyip davayı erteledi. Mahkeme başkanı adli kontrol kararının kaldırılması talebine ret oyu verdi, adli kontrol kararı üyelerin çoğunluk oyu ile kabul edildi. 

Komünistler, emekçiler ve ezilenlere karşı yargılama süreçlerini bir cezalandırma aracı haline getiren istibdada karşı 16 Şubat 2026 tarihinde yapılacak duruşmaya güçlü ve kalabalık bir şekilde katılmaya davet ediyoruz.