Ara seçim tartışması vesilesiyle memleketimden düzen muhalefeti manzaraları
CHP, Türkiye’nin fiilen en büyük muhalefet partisi konumunda. Ayrıca son yerel seçimlerden de birinci parti olarak çıkarak bir iktidar alternatifi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla da mevcut iktidarın değişmesini isteyenler için ilk başta ve en çok bakılan parti CHP. Biz CHP’yi bir düzen partisi olarak nitelendiriyoruz. Aynı zamanda onun bir sermaye partisi olduğunu söyleyerek sınıfsal karakterine işaret ediyoruz.
Düzen muhalefetinin işi düzeni korumaktır! Sermaye muhalefetinin işi sermayenin istediğini iktidarda tutmaktır!
Yani mevcut iktidarın ve düzenin değişmesini isteyen emekçi halka CHP’ye bakmayın, CHP’nin peşinden gitmeyin diyoruz. Çünkü bir düzen partisi muhalefette de olsa mevcut düzenin korunmasına öncelik verir. İktidar değişse bile düzen korunmalıdır. Tabii ki bu düzen sermaye düzenidir. Peki sermaye sınıfı mevcut iktidarın sürmesinden yana ise? İşte o zaman düzen muhalefeti, emekçi halk ne isterse istesin, kendi gücü ne olursa olsun o iktidarın değişmesinden de imtina eder.
Mühürsüz seçimlerin sineye çekilmesinde, Ekmeleddin’den Kılıçdaroğlu’na Erdoğan’ın karşısına hep Erdoğan’ın istediği adaylarla çıkılmasında, 19 Mart sürecinde olduğu gibi halkın istibdada karşı tepkisinin soğurulup düzen içi pazarlıklarda koz olarak kullanılmasında hep bunu gördük. Her seferinde yeni ve daha büyük bir hayal kırıklığı. Ve CHP, düzen muhalefeti olarak görevine devam ediyor. Demirtaş’tan İmamoğlu’na istibdadın siyasi davalarının hâkim ve savcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olmasının ardından Özgür Özel son derece yüksek perdeden, yolsuzluk iddialarıyla ortaya çıktı. Bir hafta on gün ortalık çalkalandı. Sonra işin peşi bırakıldı. Tıpkı daha önce Kılıçdaroğlu’nun Man Adaları yolsuzluk belgeleriyle ortaya çıkıp sonra kulağının üstüne yatması gibi.
Ara seçim tartışması iktidarı sıkıştırmadı tam tersine muhalefeti söndürdü
Ardından Özgür Özel’in ara seçim çıkışı geldi. Nisan ayı boyunca ara seçim tartışıldı. Özgür Özel, Anayasa’nın 78. Maddesi’ne işaret ederek mecliste boşalan sekiz sandalye için ara seçime gidilmesini teklif etti. İlgili maddedeki “ara seçim yapılır” ifadesini CHP zorunluluk olarak yorumlarken AKP-MHP tersi görüşteydi. Özgür Özel tüm muhalefet partilerini gezdi. Anayasa’nın 78. Maddesi’nde “üye tam sayısının yüzde 5’i” ifadesine atıfta bulunarak gerekirse 22 milletvekilini istifa ettiririm dedi. Bu sefer de AKP kanadı Abdülkadir Selvi’ye bir köşe yazısı yazdırdı. AKP ve MHP bu istifaları mecliste kabul ettirmeyerek 30 sandalyenin boşalmasına engel olacaktı. Özgür Özel “Siz ara seçime gideceğinizi açıklayın, çeşitli çakallıklarla bunu engellemeyeceğinize söz verin, 50-55 milletvekilini istifa ettirmeyen namerttir” diye üst perdeden bir çıkış daha yaptı. Hem AKP hem de MHP en üst seviyeden ara seçim gündemde yok açıklaması yapınca bir kez daha, günlerce süren hararetli tartışma fısss diye sönüverdi.
Özgür Özel’e sorular…
Özgür Özel bu çıkışla iktidarı köşeye sıkıştıracağını düşünürken, milletvekilleri istifa etse dahi ara seçimi dayatamayacağını bilmiyor muydu? Ortalama akıllı bir insan ancak karşısındaki isterse gerçekleşebilecek bir senaryo üzerinden muhatabını köşeye sıkıştırabileceğini düşünür mü? Hadi diyelim AKP ve MHP tamam dedi ara seçim yapıldı. Sadece boşalan sandalyeler için seçim yapılacağına göre, (yani çoğunlukla istifa eden CHP’li milletvekillerinin yerine tekrar seçim yapılacak) meclis aritmetiğinin iktidar aleyhine değişmeyeceği hatta iktidarın bazı CHP’liler yerine kendi milletvekili sayısını arttırabileceği belli değil mi?
Özgür Özel’e bakılırsa meclis aritmetiği değişmese dahi Cumhur İttifakı ara seçimde yenilirse siyasi olarak sıkışırmış. Bu palavraları yutan var mı? Zaten Cumhur İttifakı 2024 yerel seçimlerinde yenilmedi mi? CHP yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkmadı mı? Cumhur İttifakı’nın hezimete uğradığı yerel seçimlerden sonra Özgür Özel ne yaptı? Şimdi ekonomiyi düzeltme zamanı diyerek Mehmet Şimşek’in işçi düşmanı Orta Vadeli Programı’na zımnen destek verdi. Normalleşme süreci başlatarak, köşeye sıkışan Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na yeniden hücum etmek üzere toparlanma imkânı tanıdı. Sonrası malum. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu Silivri’de… Diğer muhtemel adayı Mansur Yavaş ise soruşturmalarla adım adım kuşatılıyor. Özgür Özel herhalde ara seçim yapıp bu isimleri milletvekili seçtirerek dokunulmazlık zırhına kavuşturmayı düşünmüyordur. Eğer böyle bir düşüncesi olsaydı ara seçim planları yapmadan evvel Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hapiste tutulan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ı tahliye ettirip meclise sokmakla uğraşması gerekirdi.
Çok geç olmadan düzen muhalefetinden kopun!
Ya ahmakça bir planla ya da düpedüz halkı “sert bir muhalefet yapılıyor” görüntüsü vererek kandırıp oyalayan bir siyasetle karşı karşıyayız. Aslına bakılırsa her ikisi de aynı kapıya çıkıyor: Sermayenin düzen muhalefeti! Ecevitlerden Baykallara Kılıçdaroğlulardan Özellere hep aynı filmi izlettiriyorlar. İşin en kötüsü de düzen muhalefetinin düzenbazlıklarını teşhir etmekle ve ahmakça oyunlarına düşmemekle mükellef olması gereken sosyalistlerimiz ne yaptılar? Meclisin içinde ya da dışında fark etmeksizin “hep destek tam destek” diyerek Özgür Özel’in arkasında durdular. Sonuç Akın Gürlek davası söndü gitti, ara seçim planları buharlaşıp uçtu… Erdoğan 2027 sonbaharında erken seçim için seçim startını verdi… Düzen muhalefetinden derhal kopulmaz, sermayeden ve emperyalizmden bağımsız bir işçi sınıfı siyaseti odağı inşa edilmezse bir kez daha atı alanlar Üsküdar’ı geçecekler.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Mayıs 2026 tarihli 200. sayısında yayınlanmıştır.






