Borsa dolandırıcılarından ve siyasi uzantılarından hesap sorulmalıdır! Kapitalizmin kumarhanesi borsa kapatılmalıdır!

Gerçek 10 dk okuma
Borsa dolandırıcılarından ve siyasi uzantılarından hesap sorulmalıdır! Kapitalizmin kumarhanesi borsa kapatılmalıdır!

Borsa kapitalizmin kumarhanesidir. Her kumarhanede olduğu gibi her zaman kumarı oynatan yani kumarhanenin sahibi kazanır. Borsanın sahibi ise ne İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) yönetimidir ne de Sermaye Piyasası Denetleme Kurumu (SPK)’dır. Hatta ne de devlettir. Borsa kumarhanesinin gerçek sahibi uluslararası para babaları ve finans kapitaldir. 

Emperyalist sermaye düğmeye bastı iktidar harekete geçmek zorunda kaldı

Son günlerde SPK tarafından toplam 300 bin yatırımcıya ait 550 bin hesabın yer aldığı toplam değeri yaklaşık 17 milyar dolara ulaşan 7 portföy şirketinin ve bunlara ait 100’den fazla fonun tasfiyesine karar verilmesiyle başlayan süreç kumarhanedeki hilebazlara yapılan bir operasyon olarak düşünülebilir. Bu operasyon için düğmeye basan ise ne söylendiği gibi SPK’dır ne hükümettir ne de adliyedir. Düğmeye geçtiğimiz Haziran ayında uluslararası finans kapitalin temsilcisi MSCI tarafından basılmıştı. Açılımı Morgan Stanley Capital International olan kuruluşun yayınladığı endeksler uluslararası yatırımlar için referans teşkil ediyor. MSCI, haziran ayında Türkiye piyasasında bazı küçük ölçekli şirketlerle bağlantılı fon varlıklarında "olası koordineli işlem davranışlarının tekrarlanan örnekleri" tespit edildiğini söyleyerek, Türkiye'de Kasım 2026 incelemesine kadar somut ve güvenilir ilerleme görülmemesi halinde, Türkiye'nin endekslerdeki statüsünün düşürülebileceğinin sinyalini vermişti. Böyle bir statü düşüşü Türkiye’ye yatırım yapan uluslararası fonların bir anda milyarlarca dolarlık sıcak parayı borsadan çekmesiyle sonuçlanacaktı.

Nasıl dolandırdılar?

MSCI’nın bahsettiği örnekler tam da bugün gündemde olan başta Tera Holding olmak üzere şirketlerdi. Söz konusu portföy şirketleri, belirli fonlar kuruyor ve kendi kurdukları paravan şirketlerin hisselerini bu fonların içine yerleştiriyorlar. Daha sonra hileli işlemlerle spekülatif olarak bu hisselerin değerlerini yukarı çekiyorlar. Dolayısıyla kurdukları fonlar da sanki yatırımcısına büyük kâr sağlıyormuş gibi bir izlenim yaratıyor. Daha sonra bu tatlı kâr vaatleriyle on binlerce küçük yatırımcıyı ağlarına çektikleri bir saadet zinciri oluşturuyorlar. MSCI’nın raporundan sonra topun ağzında olduğu anlaşılan bu şirketlerde derhal bir hareketlenmenin başladığını öğreniyoruz. MSC’nın raporu yayınladığı hazirandan ağustos ayına kadar bu şirketlerden milyarlarca TL para çekilmiş. Ama bu süre zarfında fonlardan para çıkarken (örneğin Tera Holding’e bağlı Pusula Portföy fonlarından 130 milyar TL çıkış gerçekleşirken) yatırımcı sayısı artmış. Yani bu dolandırıcılar binlerce insanı saadet zincirine katarak fonu kazançlı göstermeye devam ederken sonun yaklaştığını anlayıp paralarını kaçırmaya başlamışlar. 

Devletin gözü önünde yaptılar

Bu şirketlerin faaliyetlerini MSCI görüyordu da devlet bilmiyor muydu? Bilmez olur mu hiç? Tera Holding’e 2022 yılında halka arz izni veren, 2023’te daha da ileri giderek banka kurma hakkı dahi tanıyan devlet bürokrasisinin bu şirketin yediği haltları bilmiyor olması düşünülemez. Nitekim 10 Kasım 2025’te Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin bu şirketin yönetim kuruluna atanmış. Bu atamanın hemen ardından CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale şirket üzerindeki şaibeleri dile getiren bir açıklama ile meseleyi gündeme taşımış. Ümit Özlale’nin sözleri son derece çarpıcı: “Cumhurbaşkanı başdanışmanının yılbaşından bu yana hisseleri 40 kat (%4000) değer kazanan bir şirkete yönetim kurulu üyesi olarak atanması personel rejimine ve iktisadi ahlaka aykırıdır. Bu şirketin hisselerinde sene başından beri küçük yatırımcıyı felakete sürükleyecek şekilde manipülasyon yapılması ise kriminal bir vakadır. Bu durum Cumhurbaşkanlığı makamının itibarını da zedeler.” Peki sonra ne olmuş? Şirkete hiçbir müdahale yapılmadan Fecir Alptekin iki ay sonra 1 Ocak 2026’da görevden ayrılmış. Yani her şeyi biliyorlardı. Haydi bilmiyorlardı diyelim mutlaka olan biteni öğrenmişlerdi. Ve hiçbir şey yapmadılar. Hiçbir şey yapmadıkları gibi yapılmasına da engel oldukları anlaşılıyor. Herkesin gördüğü 40 katlık değer artışını SPK’nın görmemesi, görüp de müdahale etmemesi mümkün değil. Tabii eğer biri “dur yapma!” demediyse…

Dolandırıcılıkla suçlanan Emre Tezvel’den iktidara yönelik ilginç imalar: Hepiniz oradaydınız!

Tera Holding’in sahibi olan ve şimdi yurt dışına çıkış yasağı ile yargılanmakta olan Emre Tezvel’in açıklamaları tam da siyasi iktidarla içli dışlı ilişkileri ima ediyor: “Buradan açıkça ifade etmek isterim ki: Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun ülkemizin bağımsızlığı için gece gündüz çalışan ekibine olan saygım, sevgim ve inancım sonsuzdur. Sayın Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği milli vizyon doğrultusunda, sadece finansal alanda değil, ülkemizin ihtiyaç duyduğu her platformda ve her sorumluluk kademesinde yerli ve milli duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz.” Emre Tezvel sadece bir biat açıklaması yapmıyor. Şirketinin faaliyetleri piyasa dolandırıcılığı kapsamında soruşturulurken, yaptığı işin aslında ticari değil siyasi bir iş olduğunu ilan ediyor. Şu sözlere dikkat edin: “Finans piyasalarımızda küresel ve geleneksel vesayet odaklarına karşı, yerli ve milli bir anlayışın dengeleri değiştirmesi kritik bir dönüm noktasıdır. Yerli finansal modellerle küçük yatırımcımızın ve yerli tasarrufçunun piyasadaki gücünü artırdı… Dışarıda yürütülen bu spekülatif hamlelere karşı tüm yatırımcılarımızın dik duracağına ve milletimizle bütünleşerek bu süreci aşacağımıza inancım tamdır.” 

Emre Tezvel’in sözleri basitçe, bir iktidara yaltaklanma çabasından ibaret değil. Tera Holding’in fonlarını 40 kat yukarı çeken spekülasyonla elde edilen kazançtan “yerli ve milli” siyasi kanallara da para aktığını ima ediyor. Tüm “yerli ve milli” vurgularıyla iktidara biz “ortağız” diyor ve “dışarıda yürütülen spekülatif hamleler”, “küresel ve geleneksel vesayet odakları” diyerek de MSCI’a işaret ediyor. Tera Holding’in piyasa dolandırıcılığına göz yumulan yıllar boyunca (en azından Cumhurbaşkanı başdanışmanının yönetime girip çıktığı son 10 ayda!) şirketin operasyonlarından kazanç elde eden isimler, bu isimlerin para ilişkisi içinde olduğu kişi ve kurumlar açıklanmak zorundadır. Aksi taktirde Emre Tezvel’in biz “devletlû bir finans kuruluşuyuz” manasına gelen ve devleti kendi suç ortağı olarak gösteren açıklamalarının iktidar üzerinde yarattığı şaibe ortadan kalkmayacaktır. 

Mağdur mu müstahak mı? 

Elbette ki bu şaibenin üzerine gidilmelidir. Burada sadece doğrudan mağdur olan yatırımcıların değil tüm emekçi halkın hesap sorması gereken bir durum vardır. Her saadet zinciri bir yerde kırılıyor ve tatlı kâr beklentisinin yerini acı bir kayıp alıyor. Daha önce Banker Kastellilerden, İmar Bankalarına, Çiftlik Banklardan Todexlere bu hikayeler hiç bitmiyor. Pek çokları açgözlülük ve fırsatçılıkla bu fonlara girenler için “müstahak” diye düşünüyor. Haklılık payı var. Ama zaten bu insanlar yaptıkları hatanın bedelini ödüyorlar ve ödeyecekler. “Katılım evim”  gibi yapılara parasını kaptıranları mutlaka ayırmak lazım çünkü burada yüksek kazanç peşinde koşmaktan ziyade, kıt kanaat geçinirken, bir ev bir araba sahibi olmak isteyen emekçi insanlar çoğunlukta. (Bu tür yapılardan uzak durmak gerektiğini, din istismarı yapan, faizsiz olduğunu iddia eden ama gerçekte sonuna kadar faiz alan bu yapıların gerçek yüzünün ne olduğunu daha önce gazetemizde ele almıştık: https://gercekgazetesi1.net/ekonomi/faizsiz-gercekte-ise-fahis-faiz-alan-konut-sirketleri-neden-tasfiye-edildi) Ama faturanın, hiç bu fonlarla ilgisi olmayan bu fonlar haricinde de ne borsayla ne hisse senediyle işi olmayan milyonlarca insana yansıyan boyutları da var. 

Emperyalist para babaları her zaman kazanır! Fatura yine emekçi halka çıkar!

Fonların tasfiyesi için Ziraat Bankası memur ediliyor, içi boşaltılan Katılım Evim şirketi yine devlete ait Emlak Katılım Bankası tarafından alınıyor. Devlet bunu küçük yatırımcıları mağdur etmiyoruz diye sunsa da, yaptığı üstlendiği milyarlarca liralık maliyeti vergilerle emekçi halka fatura etmekten başka bir şey değildir. Yapılan soruşturmaların ve yargılamaların ise iktidarın imajını düzeltmek dışında, halka ödetilen faturaya hiçbir etkisi olmayacaktır. En fazla hilekâr kumarbazlar hapsi boylar, ama en başta söylediğimiz gibi kumarı oynatan yine kazanır. Bunu ilk günden gördük. Örneğin 16 Eylül günü Borsa’da yaşanan sert düşüşün ardından devlet Ziraat Yatırım üzerinden borsada özellikle özel banka hisselerine yönelik büyük çaplı alımlar (bir günde 5,5 milyar TL net alım!) yaparak, krizin sıçraması olasılığına karşı bu grupları destekledi. Aynı gün Amerikan finans kapitalinin amiral gemisi Bank of America ise Borsa İstanbul’dan net 2 milyar TL satış yapıyordu. Yani emperyalist sermaye yine parasını kurtarıyor. Çünkü sistemi kuran da oyunu oynatan da o!

Kapitalizmin kumarhanesi borsa kapatılsın!

O yüzden bugün düzen muhalefetinin yaptığı gibi sadece hilebazların yakalanmasını istemek yetmez. Hatta bu işin devlete uzanan boyutlarının ortaya çıkartılması da yetmez. Çünkü meselenin siyasi iktidara uzanan boyutlarını ortaya çıkarttığınızda, yaptığınız kumarhanenin sahibinden para sızdıran müdürü yakalamaktan başka bir anlam taşımayacaktır. MSCI’nın, Bank of America’nın ve tüm emperyalist finans kapitalin istediği gibi dört dörtlük ve şeffaf bir borsa işleyişi olduğunda işler düzelecek mi zannediyorsunuz? Tabii ki hayır! Halkın işsizliğe ve hayat pahalılığına karşı feryadı mı yoksa borsanın iniş çıkışları mı iktidar üzerinde daha çok etki yapıyor bir düşünün! Neden siyasette çok önemli kararlar “borsa kapandıktan sonra alınır” hatta darbelerin bile borsanın çalışma saatlerine göre ayarlandığı söylenir. Kavgamız yalnızca piyasa dolandırıcılığı yapanlarla değil; piyasanın şeffaf ve yasal işleyişi dâhilinde her gün halkı soyanlarla ve memleketin parasını dakikalar içinde emperyalist merkezlere uçuranlarladır.  Emekçi halkımız sadece hilekâr kumarbazlardan, para sızdıran kumarhane yöneticilerinden hesap sormakla yetinemez! Dolandırıcılardan ve onları himaye edenlerden hesap sorulmalıdır! Kapitalizmin kumarhanesi borsa kapatılmalıdır!

borsa kapatılsın emperyalist sermaye Krizin faturası patronlara