Filistin halkının büyük felaketi "Nekbe"nin 75. yılı

Filistin halkının büyük felaketi "Nekbe" 75 yaşında!

1948’de Filistin topraklarında emperyalizmin desteği ve Siyonist terör örgütlerinin etnik arındırma operasyonları ile gayrimeşru bir oluşum tesis edildi: İsrail. Filistin halkı, 750.000 Filistinlinin topraklarından sürüldüğü bu olayı Nekbe (felaket) olarak her yıl 15 Mayıs’ta anıyor. Siyonist İsrail ise bu uğursuz olayı kendi kuruluşu, hatta bağımsızlık günü olarak Yahudi dinî takvimine göre Nisan ayının sonlarında kutluyor, törenler düzenliyor.

Siyonistler, 1948’de bir şeyden kurtulmuş ya da esaret altındayken bağımsızlık kazanmış değiller. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Filistin’de kurulan İngiliz mandasının şımarık çocuğuydular. Filistinlilerden manda yönetiminde gasbedilen toprakları ucuza kapatarak, her daim kayrılarak 1948’e gelmişler, bu sırada İngiliz efendileri güç kaybedince onu bırakıp, II. Dünya Savaşı sonrasının yükselen emperyalist gücü ABD’nin eteklerine sarılmışlardı. Bu sırada Filistinlilere yönelik saldırıları had safhaya çıkmış, 1948’in Mayıs ayına gelindiğinde Deir Yasin katliamı gibi kanlı eylemlere imza atmış durumdalardı. Siyonist terör örgütleri Filistinli Müslüman ve Hristiyan Araplara karşı, geçtiğimiz yıllarda IŞİD’in yaptığı yöntemle ilerliyor, korku salarak topraklarını terk etmelerini amaçlıyordu. 14 Mayıs’ta İngilizler Filistin’den ayrılır ayrılmaz da devlet kurduklarını ilan ettiler ve ardından 750 bin Filistinliyi topraklarından sürmeye başladılar. Yirmiden fazla büyük ölçekli katliam yaptılar. 400 Filistin köyünü haritadan sildiler.

İşte İsrail, her yıl bunu kutluyor. Hem Nekbe’nin kendisi hem de Nekbe’den günümüze Filistin halkına yönelik gerçekleştirdikleri Siyonist katliamlar ve halen etnik arındırmayı sürdürüyor olmaları, Siyonistlerce kutlanacak bir şey. Bu alçaklık, Siyonizmin milyonlarca Yahudi’yi katletmiş Nazi rejiminden 1948’de bayrağı devraldığını ve başarıyla(!) taşıdığını gösteriyor. Hitler’in ruhu bugün İsrail’de yaşıyor.

Filistin halkının Nekbe’si, bizim de Nekbe’mizdir. Zira İsrail, 75 yıldır sadece kuruluşu itibariyle gayrimeşru bir devlet olmakla kalmamış, bölgemizde emekçi halkımızın düşmanı emperyalizmin bir ileri karakolu olmuş, her türlü gericiliği desteklemiştir. Bu yüzden yapmamız gereken, İsrail ile iktisadi, askeri, diplomatik, kültürel ve akademik tüm ilişkilerin kesilmesi, hava sahasının İsrail uçaklarına kapatılması, Siyonist diplomatların Türkiye’den kovulmasıdır. Ayrıca emperyalizme karşı mücadele, Siyonizme karşı mücadeleyi de içermeli, İsrail ile her türden normalleşmeye derhal son verilmeli, İsrail’i koruyan İncirlik üssü ve Kürecik’teki radar kapatılmalı, Türkiye NATO’dan çıkmalıdır.

Kendini Filistin halkının hamisi olarak pazarlayan Erdoğan bunlardan hiçbirini yapamayacağını geçtiğimiz yıllar içinde göstermiştir. Bırakın bunlara yönelmeyi, istibdad medyası bir süredir İsrail’e neden çok ihtiyacımız olduğunu(!) ballandıra ballandıra anlatmaktadır. Siyonistler de halkımızın yaşadığı deprem faciasını bir halkla ilişkiler operasyonuna çevirmiş, halkımızın kötü gününde yanındaymış izlenimi vermiştir. Ancak ısrarla yardımlarını askeri bir ekiple yürütmek istemeleri ve silahlarını bırakmamaları, son olarak da tarihi değeri olan bir parşömeni Antakya’dan İsrail’e kaçırdıklarının anlaşılması, yaldızlarının kazınmasına neden olmuştur.

En azından bizim için durum böyledir. Bunların gasbettikleri Filistin gazının pazarlanmasına talip olan Erdoğan için elbette durum farklıdır. Gördüğünüz fotoğraf, Erdoğan’ı deprem sonrasında Türkiye’de görev yapan İsrailli arama kurtarma ekibinin lideri Golan Vach’a Üstün Fedakârlık Madalyası ve Nişanını verirken gösteriyor. Erdoğan kendi bilir, Filistin halkına istediği gibi ihanet edebilir. Biz ise, ne Siyonist tehditlere boyun eğeriz ne de İsrail’in halkla ilişkiler operasyonlarına aldanırız. Nekbe’nin 75. yılında yerimiz, İsrail 100. yılını görmeden yıkılsın diye çabalayan Filistin direnişinin yanıdır.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Mayıs 2023 tarihli 164. sayısında yayınlanmıştır.