Cemaatler de operasyonlar da hem dünyevi hem siyasi!

Gerçek 5 dk okuma
cemaatler

Meseleyi din ve inanç tartışmasına çekmek yanlıştır!

Haliyle bu tartışmalar dini konulara da kayıyor. İktidarın yayın organları operasyon yapılan cemaatleri kötülemek için bazı din adamlarına ve yazarlara bu cemaatlerin şirk batağına battığına, dini siyasi ve ticari amaçlarla istismar ettiğine dair yayınlar yaptırıyorlar. Biz dini konularda ahkam kesmeyi doğru bulmuyoruz. Ama operasyonlara konu olan ya da olmayan cemaatlerin gözler önünde olan dünyevi işleriyle ilgili konuşabiliriz. Aynı şekilde siyasi iktidarın da bu operasyonları yaparken tamamen dünyevi ve siyasi motivasyonla hareket ettiğini görebiliriz.

Cemaat mi holding mi?

Süleymancılar cemaatine yapılan operasyona, tutuklanan cemaat liderinin adıyla “Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” adı takıldı. Operasyon kapsamında cemaate ait hemen her sektörde faaliyet gösteren 50 şirkete kayyım atandı. Yüzlerce gayrimenkul, milyon dolarlarla ve milyar liralarla ifade edilen hesap hareketleri ortaya çıktı. Karşımızda açıkça bir kapitalist holding var! Yine liderleri tutuklanan Furkan Vakfı’nın da 5 şirketine kayyım atandı. Daha küçük olsa da yine de gıda, sağlık, inşaat, taşımacılık ve turizm sektörlerini kapsayarak holdingleşmiş bir yapı söz konusu.

Halkın dini duygularını istismar ederek böylesine servetlerin biriktirilmesi elbette sorgulanmalıdır. Ancak iktidarın amacı farklı! Süleymancılar seçimlerde AKP ve MHP’ye karşı İyi Parti’yi desteklemeseydi, Furkancılar İran’ı savunup iktidara karşı iç ve dış politikada muhalefet etmeseydi bu operasyonların hedefi olmayacaktı… Nereden mi biliyoruz?

İktidarın dokunulmazları: İskenderpaşa, Menzil, İsmailağa, Erenköy vb.

Çünkü Süleymancılardan da daha büyük olan ve 12 bin üyesi olan TÜMSİAD (Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği) ile holdingleşmiş bir yapı arz eden Menzil cemaatine dokunulmamaktadır. Çünkü bu cemaat açıkça Cumhur İttifakı’nı desteklemektedir. Bırakınız dokunulmayı iktidarın kol kanat germesiyle Sağlık Bakanlığı’nda, jandarma ve poliste yaygın şekilde kadrolaştıkları söylenmektedir. Geçmişten bugüne sağ iktidarlara adeta kadro yetiştiren İskenderpaşa cemaati de bugün özellikle yargıda Hakyolcular grubu adıyla etkindir. Ve eğitim, sağlık, finans, emlak sektörlerinde holdingleşmiştir. Aynı şekilde Erenköy cemaati de bir dönem “üç harfliler” namıyla (BİM Marketleri dolayısıyla) Erdoğan ve Bahçeli tarafından enflasyona neden olmakla suçlansa da dokunulmadan büyümeye devam etmiştir. Bir başka holdingleşmiş cemaat olan İsmailağa da yine iktidarın dokunulmazlarından olmuştur. Mesela Alihan Kuriş, cemaat içindeki iktidar kavgasında rakibi Ahmet Arif Denizolgun’u öldür(t)mekle suçlanıyor. Ama liderlik kavgasında ilk defa cinayet işlenmiyor. İsmailağa’da 1998’de cemaatin lideri Mahmud Ustaosmanoğlu’nun damadı, 2006’da da yine cemaatin önde gelen vaizlerinden biri her ikisi de camide sohbet esnasında cinayete kurban gitti. Her iki olayın da üstü kapatıldı.

Başka cemaatlere de operasyon gelebilir ama yine holdingleşmiş cemaat düzenine devam edecektir!

Yarın bu cemaatlere de operasyonlar yapılabilir. Ama bileceğiz ki yine mesele uhrevi değil dünyevidir. Örneğin Menzil’de cemaatin lideri öldükten sonra üç oğlu miras kavgasına tutuştu. İsmailağa cemaati Mahmud Ustaosmanoğlu öldükten sonra ikiye bölündü. Bu bölünmeler iktidarın kendi iç hesaplaşmalarına paralel biçimde yeni operasyonlara vesile olabilir. Cumhur İttifakı’nı desteklemek de yetmeyebilir. Cumhur İttifakı içinde AKP’ye mi MHP’ye mi yakın olduğunuza göre bazı operasyonların hedefi olabilirsiniz. Sonuçta birileri tasfiye edilir ama iktidarın yolundan ayrılmayan birilerinin de yolu açılır. Bazı şirketlere el konur ama iktidarın çizdiği yoldan ayrılmayanların holdingleşmesi devam eder.

Kapitalistler din ve inanç ayrımı yapmadan sömürüyor! İşçi sınıfı da ayrım yapmadan kamulaştıracak!

Fabrikalarda ve işyerlerinde birbirimizin dini inançlarını, cemaatlere yakınlıklarını ya da mensubiyetlerini sorgulayıp, tartışma konusu etmek doğru değildir. Bu tür bir tartışma işçilerin birliğini sağlamaz bozar. Ama içinde yaşadığımız kapitalist toplumda, sermaye sınıfının bizleri din, dil, ırk ayrımı olmadan sömürdüğü de bir gerçektir. Sömürüye karşı birleşeceğimiz yer cemaatler, tarikatlar olamaz, her inançtan, meşrepten, memleketten işçilerin birliği sınıf örgütlenmeleri olan sendikalarda ve işçi sınıfı partisinde sağlanır. İşçi sınıfı iktidarı ise ister kendine batılı-modern, ister dini-cemaat, ister Atatürkçü-Kemalist, ister milliyetçi muhafazakâr hatta isterse de solcu-ilerici hangi maskeyi takarsa taksın tüm kapitalist holdingleri ayrım yapmadan işçi denetiminde kamulaştıracaktır.


Bu yazı Gerçek gazetesinin Eylül 2026 tarihli 204. sayısında yayınlanmıştır.

Süleymancılar cemaatler Furkan Vakfı Menzil cemaati İsmailağa cemaati işçi denetiminde kamulaştırma TÜMSİYAD