Merhaba arkadaşlar, ben Oppo fabrikasında çalışan kadın bir işçiyim. Okul baskınları ya da çocukların işlediği suçlar iş yerinde sıkça konuştuğumuz konulardan. Birçok işçi ablamızın, abimizin çocukları olunca haklı olarak tedirginlik duyuyorlar. İster istemez suçu çocuğun karakterinde, yaşadığı çevrede hatta bazen ırkında bulmak gibi yanıltıcı sonuçlara varabiliyorlar. Aynı şeyi sık sık kadın cinayetlerinde de görüyoruz. Özellikle medyada cinayetin sebebi olarak fail erkeğin ‘psikopatlığı, anlık cinneti’ gösterilerek devletin sorumluluğu yok sayılıyor hatta bazen kadını suçlu çıkardıkları bile oluyor.
Aynı durum suça sürüklenen çocuklar konusunda da karşımıza çıkıyor. Çocuklarımız yoksulluğun pençesinde hayatta kalmaya çalışıyor. Hayatta kalmak diyorum çünkü fazlasına güçleri yetmiyor. Bir çocuğun geçim kaygısı yaşamaması gereken yaşlarda yoksullukla tanışıyorlar. Okul çıkışlarında, yaz tatillerinde çok düşük ücretlere çalışıyorlar. Hatta okulda bile MESEM gibi programlara kayıt olarak ayda sadece 8400 liraya bir işçi gibi sabahtan akşama kadar çalışıyorlar. Bu çocuklar okul baskınlarında, akran kavgalarında ölmese bile MESEM stajlarında can veriyor.
Yaşadıkları yoksul mahallelerde uyuşturucu kol geziyor. Kendilerine bir gelecek göremeyen bu çocuklar mahallelerindeki mafyatik unsurların kolay hedefi haline geliyor. Kendilerine ancak bu şekilde bir gelecek kurabileceği inancına kapılıyorlar.
Her gün televizyonlarda savaş çığırtkanlığının yapıldığı, İsrail’in Filistinlilere soykırım uyguladığı, Trump’ın BM kürsüsünde İran için ‘bir ulus olarak onları yok edebilirim’ dediği bir ortamda şiddet nasıl meşrulaşmayacak ki? Ülkemizde hukuk o kadar işlevsizleşti ki, insanlar adaleti mafya liderlerinden bekliyor artık. Sonra da çocuklarımızın bu ortamdan etkilenmemesini bekliyorlar.
Diğer yandan bu çocuklar okullarda şiddet eğilimi gösterdiğinde bunu tespit edecek, rehabilite edecek bir yöntem devreye sokulamıyor. Çocukların eğitiminin toplumsal bir mesele değil de bireysel bir gelişim meselesi olarak görülmesi çocuklarımızı suça ve istismara açık hale getiriyor. Çocuklarımız yaşadıkları problemleri danışabileceği kurumlara ulaşamıyor. Bugün terapi almak bile ancak parası olanın erişebildiği bir hizmet. Gelecek kaygısı, ırkçı-mezhepçi gerici politikalar çocuklarımızı şiddet yöntemlerine itiyor.
Çözüm okullara polis dikmek değil. İşçi, öğrenci, emekli, kadın eylemlerinde hakkını arayan insanlara şiddet uygulayan polis mi çözüm sağlayacak? Öğretmenler, psikologlar, okul ve aile iş birliği içinde olmalı ve çözüm için gerekli tüm ihtiyaçlar devlet tarafından karşılanmalıdır. Ama en önemlisi çocuklarımızın şiddetin bu denli meşrulaşmadığı, halkların birbirine silah doğrultmadığı, kadınların öldürülmediği, çocukların iş cinayetlerinde can vermediği bir dünyayı yaratmaktır. Bu da ancak tüm bu şiddet sarmalında ezilenlerle beraber örgütlü bir mücadele yürütmekten ve bu şiddetin faillerini tarihe gömmekten geçiyor.
Tuzla Oppo’dan bir işçi kadın