Sevda Alyakut: Sevgisini paylaşırken de mücadele ederken de kendinden esirgemeyen bir öncü işçi

Armağan Tulun 5 dk okuma
Sevda Alyakut: Sevgisini paylaşırken de mücadele ederken de kendinden esirgemeyen bir öncü işçi

25 Ekim’de Sevda Alyakut yoldaşımızı kaybedeli on yıl olacak. On yıl... Bu koskoca on yılda zaman, her şeyin ne kadar ilacıysa o kadar ilaç oldu yokluğuna alışmamız için. Ama özlemimiz dinmedi, ölümünün 10. yıl dönümünde bir kez daha özlemle anıyoruz Sevda ablayı, yoldaşımızı. 

Sevda yoldaşımızla 2014’te Çorlu'da, bir parti dostumuzun boş dükkânındaki işçi kahvaltısında tanışmıştık. Ama o sınıf içgüdüsüyle, ekmeğini kazandığı fabrikalarda mücadeleye daha önceden başlamıştı. Yeşil Kundura direnişinin öncülerinden olmuştu. O dönemde çalıştığı Silver Boya fabrikasında ise genç işçilerin derdi olduğunda koştuğu ilk kişiydi, herkesin Sevda ablasıydı. O günden sonra sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi bir sıcaklıkla açtı yüreğini de evini de bize. Büromuzu tuttuğumuz güne kadar, Erhan ağabeyle Sevda ablanın eviydi Devrimci İşçi Partisi’nin Çorlu’daki yuvası. Büroyu tuttuğumuz gün ise boş salonun ortasında sevinçten neredeyse dans ediyor, “Burası işçilerin evi olacak” diyerek yerinde duramıyordu. O dört duvarın ortasında yapılacak işçi toplantılarını, birlikte büyüteceğimiz mücadeleyi görüyordu. Büronun açılış konuşmasını da Sungur yoldaşımızla birlikte kendisi yaptı. Ama ne yazık ki üzerinden yalnızca aylar geçmişken 43 yaşında amansız bir hastalık sonucu işçilerin Sevda ablasını, Sevda yoldaşımızı kaybettik.

Ama kişiliği ile, mücadelesi ile, heyecanı ve coşkusuyla her an mücadelemizde yaşamaya devam ediyor. Cenazesinde göğsümüzde fotoğrafını taşıdık ama sonrasında onun fotoğrafı sadece bir çerçevenin içinde kalmadı. Anısı, ekmeğini kazandığı Çorlu’da grevlerde, direnişlerde emekçi kadınlarla buluştu. Çorlu’da Bel Karper, Çerkezköy’de Adkoturk grevinde, Çatalca’da Polonez direnişinde emekçi kadınlar, işçiler onun anısına, mirasına sahip çıktı. Devrimci İşçi Partisi’nin 1 Mayıs kortejlerinde, en son 2026 1 Mayıs'ında, işçi sınıfının başkenti Gebze'de, yine 2016’da kaybettiğimiz Atlen Yıldırım yoldaşımızın fotoğrafıyla yan yana, DİP kortejinin en önündeydi. Sağanak yağmurun altında taşınan o iki fotoğraf, on yıl önce verdiğimiz sözün unutulmadığını anlatıyordu. 

Sevda yoldaşımızın anısı, sadece fabrika önlerinde, grev ve direniş alanlarında, meydanlarda değil, militan teorinin içinde de yaşamaya devam etti. Devrimci Marksizm dergisinin 2016'daki onuncu yıl konferansında, Şeyh Bedreddin İhtilali'ne ayrılan son oturum onun anısına ithaf edilmişti. Çünkü Sevda yoldaş demek sadece direnişlere öncülük eden bir pratik demek değildi. Aynı zamanda Marksist teoriyi öğrenme iştahıydı. İşten çıkıp ev işlerini bitirdikten sonra hiç uyumadan partinin eğitim seminerine gelmek demekti. Marksist teoriyi, okumakla yetinmeyip fabrikada yaşadıklarıyla sınayıp kendi sözcükleriyle anlatmak demekti. “Fabrikalar Marksist olduğunun farkında olmayan Marksistlerle dolu” derken, sınıf kini ile teori birleşiyordu. “Kirli düzen kirli bir ev gibidir. Dağıtmadan temizleyemezsin” sözü, reformizme karşı devrimi savunmanın özünü işçi sınıfının, emekçi halkın gündelik diline sığdırıyor, sayfalar dolusu bir teorik yazı kadar net berrak bir şekilde tartışmaya noktayı koyuyordu. Sevda yoldaş, Marksist teorinin dünyayı değiştirmek isteyen işçinin elinde bir kılavuz olabileceğinin canlı örneğiydi.

Sevda yoldaşımız öğrenmenin de örgütlenmenin de mücadele etmenin de, yaşı, zamanı, sonu olmadığını gösterdi. Aynı tezgâhlarda birlikte çalıştığı işçi arkadaşlarından da, omuz omuza mücadele ettiği yoldaşlarından da sevgisini, şefkatini, zamanını, gayretini esirgemedi. Elinden ne kadar geliyorsa o kadarını da yaptı. Daha fazlasının gerektiğini gördüğünde kendinden fedakârlık yaptı, ama yoldaşlarından, heyecanla sarıldığı devrimci mücadelesinden sakınmadı. Onun yokluğunu her an ama en çok da Trakya’nın işçi havzalarında yeni bir mücadele haberi duyduğumuzda hissediyoruz. Kim bilir nasıl heyecanlanır, neler yapardı! Sonra o mücadelelerde ya da sadece Trakya’da değil, dün Gebze’de bugün Aliağa’da Smart Solar’da, Çatalca’da Polonez’de, başka fabrikalarda onun hiç tanışmadığı işçi kadınlar, işçiler aynı kararlılıkla yan yana geliyor. O zaman onun özleminin yanında bıraktığı mirası da bir kez daha hatırlıyoruz: Bir insanın ömrünü aşan bir mücadele. Onun anısı, mirası, tüm öncü işçilere iş, aş, hürriyet için mücadele ve örgütlenme çağrısı. Bu çağrıya kulak verelim, sahip çıkalım.

Sevda Alyakut Öncü işçi Çorlu