2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 35 canımızı bizden koparıp aldılar. Sivas katliamı, polisin de askerin de saatlerce müdahale etmemesiyle, devletin başındakilerin bu güçleri harekete geçirip katliamın önüne kolaylıkla geçebileceği halde geçmemesiyle, devletlû bir katliam olarak tarihe geçmiştir. Madımak Otel'inde bir grup faşistin ve siyasal İslamcının yaktığı ateşin arkasında, içinde yaşadığımız kirli düzenin ekip çalışması vardır: NATO beslemesi kontrgerilladan, devletin hâkim güçlerinden, düzen siyasetçilerinden oluşan koskoca bir ekip! Bu kanlı ve karanlık ekibi bir araya getiren, koordinasyonunu sağlayan kimdi? Bu soruya cevabımız NATO’dur! Ve bugün NATO Ankara’da bir zirve düzenlemeye hazırlanırken, bu örgütün terörist yüzünü açığa çıkarmak ve emekçi halkın kanlısı olduğunu hatırlatmak boynumuzun borcudur!
Kanlı senaryoları yazan ve sahneye koyan NATO’dur!
Sivas’taki faşist ve siyasal İslamcı militanları aynı anda harekete geçiren, yerel halkı galeyana getiren, tarihten bugüne halk içerisinde var olan mezhepçi ön yargılar mıydı? Hayır! Bu ön yargılar elbette ki vardı. Anadolu’nun dört bir yanında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan büyük bir tarihsel dönem boyunca hâkim sınıflar, böl ve yönet taktiğiyle hep bu önyargıları kaşıdı durdu. Ama bu ön yargıların bir katliam için seferber edilmesi başka bir şeydir. İlk defa da Sivas’ta yaşanmamıştır. 1978’deki Malatya ve Sivas Alibaba Mahallesi katliamları, aynı yıl 19 Aralık Maraş katliamını hazırladı. 4 Temmuz 1980’deki Çorum katliamı ise 12 Eylül askeri diktatörlüğünün zeminini hazırlayan faşist provokasyonlardan biriydi. Bu katliamlarda hep benzer senaryolar sahneye kondu. Faşist çeteler, “Aleviler cami bombaladı” türünden yalanlarla halkı galeyana getirdiler ve kitle kıyımlarına giriştiler. Senaryoyu yazan ve sahneye koyan şimdi Ankara’da zirve düzenleyen NATO’dan başkası değildi.
Faşist çeteler NATO’nun örgütlediği, Türkiye’de “Seferberlik Tetkik Kurulu”, “Özel Harp Dairesi” gibi zaman içinde isim değiştiren ama her daim Brüksel’deki NATO karargahına bağlı teşkilatlandırılmış olan kontrgerillaya bağlıydı. Mezhepçiliğin kışkırtılması NATO’nun psikolojik harp konseptinin bir parçasıydı. Nihayet katliamları engellemeyen, olurken seyreden, sonrasında sorumluların ceza almasını engelleyen sağcı, solcu, siyasal İslamcı, laik her renkten burjuva partisinin (Maraş katliamında Ecevit azınlık hükümeti iktidardaydı, Sivas katliamı olurken de DYP-CHP koalisyonu hükümeti vardı. Sivas katliamı davasının zaman aşımına uğradığı yıllar boyunca DSP, MHP, ANAP ve nihayet AKP iktidarda yer alan partilerdi) üç maymunu oynamasını sağlayan da hepsinin eninde sonunda NATO partileri olmasıydı.
NATO işçi sınıfının ve emekçi halkın kanlısıdır!
1970’li yıllarda mezhepçi katliamları tertipleyen, 1 Mayıs 1977 katliamını gerçekleştiren ve tüm bir dönem boyunca sayısız işçi önderini, aydını ve devrimciyi faşist çeteler eliyle katleden NATO kontrgerillasına verilen görev bellidir: Yükselen sosyalist ve işçi hareketlerinin Türkiye’deki emperyalist zincirleri kırmasını engellemek! Nitekim NATO kontrgerillasının katliamları, ABD’nin “bizim çocuklar” dediği generallerin yaptığı işçi ve emekçi halk düşmanı 12 Eylül darbesinin taşlarını döşemiştir.
Sivas katliamının tertiplendiği 1993 yılı da aynı şekilde NATO kontrgerillasının son derece aktif görev yaptığı bir dönemdir. 1989 Bahar Eylemleri’nden başlayan, 1990’da kamu emekçilerinin mücadelesiyle, Zonguldak maden işçilerinin grevleriyle devam eden bir süreçte, işçi sınıfı 12 Eylül 1980 darbesinin yenilgisinden sonra tekrar ayağa kalkıyordu. Kürt halkı özgürlük mücadelesini büyütüyor, sokaklar, meydanlar bu mücadelenin sesiyle yankılanıyordu. İşte katliam yükselen bu hareketi bastırmak içindi. İşçilerin, emekçilerin, gençlerin, Kürt halkının gözünü korkutmak fakat ondan da öte toplumu kendi istedikleri şekilde bölmek, kardeş kavgasını kışkırtmak için mezhepçiliğin ve faşistlerin kullanıldığı bu katliamı seçtiler.
Sivas’ı unutmadık! Sivas’ın devletlû bir katliam olduğunu, failinin NATO kontrgerillası olduğunu ve NATO’nun emekçi halkın kanlısı olduğunu unutturmayacağız!
Susurluk’tan Ergenekon’a kontrgerillanın ifşa olduğu süreçler yaşanmıştır. Ama en önemli kontrgerilla şeflerinden Mehmet Ağar’ın “tuğlayı çekersek duvar yıkılır” sözü her seferinde geçerli olmuştur. Devlet içindeki klikler birbiriyle hesaplaşmış, NATO kontrgerillası, Gazi katliamından Suruç ve Ankara Gar katliamlarına, 15 Temmuz’dan bugünlere kadar yoluna devam etmiştir. Bugün NATO’nun soykırım faili liderleri Ankara’da el üstünde tutulmaktadır, başkentte bir NATO rejimi kurulmuştur ve fiilen Anayasa askıya alınmıştır. Emekçi halkın kanlısı NATO kontrgerillası ise görev başındadır. Sivas katliamında yitirdiğimiz canları işte böyle bir süreçte anıyoruz. Sivas’ı unutmadık! Sivas’ın devletlû bir katliam olduğunu, failinin NATO kontrgerillası olduğunu ve NATO’nun emekçi halkın kanlısı olduğunu unutturmayacağız!