Ev işleri ile çocuk ve yaşlı bakımı yalnızca kadının sorumluluğu mu?
Toplumda aileyi ve evi ilgilendiren işlerin neredeyse hepsi kadınların omuzlarında. Ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımı tamamen kadının sorumluluğu olarak görülüyor. Gündelik hayattan, hükümet politikalarına, günlük kullandığımız dilden atasözlerine bu bakış açısı hayatın her alanında karşımıza çıkıyor. Kız çocukları büyürken elleri iş tutacak hâle geldiği andan itibaren ev işlerini öğreniyor. Hükümet Aile Yılı politikaları, Orta Vadeli Program gibi politikalarının tamamında kadınları daha çok evle ve bakım işleri ile ilgilenmeye teşvik ediyor. Gündelik dilde “elinin hamuruyla erkek işine karışmak” gibi deyimleri, atasözü olarak da “yuvayı dişi kuş yapar” gibi örnekleri duyuyoruz.
Ancak bu işlerin tamamını küçüklükten itibaren yüklenmenin özellikle emekçi kadınlar için sonuçları çok ağır.
Bakım yükünün sonucu ne?
TÜİK’in Türkiye’de İstatistiklerle Kadın-2025 başlıklı yıllık araştırmasına göre istihdam oranı kadınlarda %32,5, erkeklerde ise %66,9 oldu. Yani, kadınların çalışma oranı erkeklerinkinin yarısından az! Kadınların iş hayatında kalma süresi de aynı rapora göre erkeklerinkinden 19 yıl daha kısa. 3 yaşın altında çocuğu olan kadınların yüzde 26,9’u çalışıyorken, aynı durumdaki erkeklerin yüzde 90,9’u çalışıyor.
DİSK-AR’ın Ağustos ayında açıkladığı istihdam verileri de vahim tabloyu gözler önüne seriyor: Geniş tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 24,2 iken kadınlarda yüzde 39,2. Sorun yalnızca işsizlik de değil, güvencesiz çalışma da: Çalışma çağındaki 33,8 milyon kadının sadece 6,7 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı işlerde çalışıyor.
Bakım ve ev işlerinin yükü sebebiyle kadınlar erkeklere göre iş hayatında çok geride kalıyor. Ya hiç çalışamıyor ya da çalışsa bile özellikle esnek ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Erkeklere göre çok daha kısa süre çalışabiliyor. Tüm bunların sonucunda kadınlar ekonomik bağımsızlıklarını kaybediyor, sosyal haklar bakımından geride kalıyor, erkeğe bağımlı hâle geliyor, yoksullaşıyor…
Bu sonuç kaderimiz mi?
Kadınların doğurgan olması, hayat boyu sürecek bir çocuk bakımı yükünü tek başına taşımaları gerektiği anlamına gelmez. Yaşlı bakımının ve ev işlerinin ise kadının doğurgan olması ile hiç alakası yoktur. Kadınların biyolojik farklılıklarının hiçbiri bir yaşlının banyo yapmasına yardımcı olmak veya ona yemek yedirmek, ya da bulaşık makinesini dizmek, evi süpürmek, toz almak, yemek yapmak gibi işlerde onları erkeklerden daha avantajlı hâle getirmez. Örneğin yüksek ücret alan ünlü şeflerin (çok bilindik bir yemek yarışması olan Master Şef jürilerinin tamamı gibi) çoğunluğu erkektir, hem de bütün dünyada. Ev işleri ve bakım yükünün kadına ait olmasının tek sebebi toplumsaldır. Bütün bu işler öğrenilebilir işlerdir. Toplum onları kadına öğretmeyi tercih etmiştir.
Çözüm ne?
Emekçi kadınların sırtındaki yükün ne kadar ağır olduğunu rakamlarla görüyor, yaşamlarımızdan biliyoruz. Bu böyle olmak zorunda değil. Biz bakım yükünün yalnızca kadının omuzlarına bırakılamayacağını söylüyoruz. Çalışmak isteyen her kadına iş ve her işyerine kreş talep ediyoruz. Mahallelerde kamu tarafından finanse edilen hasta, yaşlı bakım merkezleri istiyoruz. Ve ev işlerinin de daha dengeli bölüşüldüğü, eşit ve özgür bir toplum için mücadele ediyoruz.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ekim 2026 tarihli 205. sayısında yayınlanmıştır.