Özel İtalyan Lisesi’nde grevin beş önemli nedeni vardı. 1. Üç yıldır sözleşmede yazmasına rağmen zam yapılmaması. 2. Nöbetleri sadece Türk öğretmenlerin tutması. 3. İtalyan öğretmenlerin derse gelmediği zamanlar Türk öğretmenlerin onların derslerini bedavaya doldurması. İtalyanların ise herhangi birinin dersini doldururken 50 Euro alması. 4. İtalyanlar 18 saatlik sözleşmeyle çalışırken Türklerin 40 saatlik sözleşme ile çalıştırılması. 5. Çalışma koşullarını ve maaşları yoksulluk sınırının üzerinde olması için görüşme taleplerinin başlayınca müdürün öğretmenler ile selamı kesmesi. Yaşanan deneyimler göstermişti ki İtalyan öğretmenler bu konforlu çalışma koşullarının yanında 3 sendika ile korunuyordu. Türkler ise sendikasızdı.
Bu koşulları düzeltmek için sendika ve okul 8 kere görüşme yaptı ama yönetim anlaşmamakta kararlıydı. Sonunda grev kararı almak zorunda kalındı. Öğrencilerin büyük çoğunun alkışlı ve ıslıklı desteği ile okulun önüne çıkıp grev çadırlarını kurdular. Öğretmenlerin haklı mücadelesini kendi kişiliğine bir saldırı olarak algılayan müdür en baştan asla anlaşmamakta kararlıydı. Okul, grevi bastırmak için bazı yöntemler geliştirdi. Müdürün odasından çıkmayan bazı velilerin de desteği ile kirli bir propaganda geliştirildi. Grevci öğretmenlerin okulu kapattırmak için Milli Eğitimi ile gizli bir çaba içinde olduğunu ima ettiler.
Grev sürerken 53. gününde İtalyan Dışişleri Bakanlığı Roma’dan bir heyeti İstanbul’a gönderdi. İtalyan müdürün isteksizliğine rağmen sendika ve okul bu heyet aracılığı ile anlaşmaya vardı. Heyet görevinin tamamladığını, ıslak imza yetkisinin okul idaresinde olduğunu söyleyerek ayrıldı. Aynı gün ise bir grup veli okula grevci öğretmenlerin işten atılması için imza toplayıp gelmişlerdi. Aynı veli grubu grevin birinci haftası Milli Eğitim’den grev kırıcı öğretmenler istemişti. Bu istek de grevin 53. gününde gerçekleşti. Milli Eğitim grev kırıcı öğretmenleri İtalyan Lisesi’ne gönderdi. İtalyan Lisesi Müdürü aradığı kozları bulmuştu. Toplu Sözleşmeyi imzalamaktan vazgeçti. Bu süreçte Tez-Koop-İş sendikası Milli Eğitimin grev kırıcılığını engellemek için 2 dava açtı bu davaları kazandı. Grevdeki öğretmenler Ankara’da siyasi partileri ziyaret edip bakanlıklar ile görüşmeler yaptılar. Grevin 100. günü Milli Eğitim grev kırıcı öğretmenlerini çekti.
123. günde grevci öğretmenler sevinçle öğrencilerine kavuşmanın gururu ile okula girdikleri gün gelecekte olacakların habercisi bir tavırla karşılaştılar. Normalde öğretmenler 12.30’da içeri gireceklerdi ve öğle arası olduğu için öğrencilerine de sarılacaklardı. Okul bu nedenle giriş saatini ders başlangıcı olan 13.00’a aldı. Her öğretmen okula değil de toplama kampına giriyormuşçasına 5 dakika ara ile tek tek içeri alındı. Buna rağmen bazı öğrenciler dersten çıkıp öğretmenlerini koridorda karşılamak istedi. İtalyan müdürün eşi okulda hiçbir görevi olmamasına rağmen okula girdi ve izinsiz bir şekilde öğretmenlerini karşılayan öğrencileri telefon ile videoya aldı. Muhtemel bu davranış grevi destekleyen öğrencileri fişlemeyi amaçlıyordu. Greve katılmayan bir Türk öğretmenin içerde öğrencilere “grevcileri içeri girince yuhalayın” dediği dışarıda konuşulmaya başlandı. İlk günden sudan bahaneler ile müdür bazı öğretmenlere derslerindeki tavır ve konuşmaları için uyarı yazısı gönderdi ve savunma istedi. Okul aile birliğinin isteği ile grevci öğretmenler okulun mezuniyetine davet edilmedi. Haziranda 2 öğretmen ve Türk Müdür Başyardımcısı işten atıldı. Temmuzda Milli Eğitim soruşturmasının raporları okula geldi ve İtalyan Müdürün ve Türk Müdür Başyardımcısını görevden aldı. İtalyan Müdür görevden alınmıştı ama İtalyan müdürün okul müdürlüğü dışında okul kurucu üyeliği vardı. Bu görev ancak İtalyan devleti tarafından alınabilen bir tür okul CEO’suydu. İntikam almak isteyen müdür bu yetkiyi kullanarak 7 öğretmeni daha işten attı. Çalışma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlar ile Dışişleri Bakanlığı, İtalyan müdürü istenmeyen adam ilan etti. İtalyan devleti de Paris’teki İtalyan Lisesi’ne bu müdürü atadı. İtalyan devletinin kuyruğu dik tutma çabası olarak düşünebiliriz bunu.
Sonuç olarak şunları söyleyebilirim. Bu yabancı okullar Osmanlı İmparatorluğu zamanında misyonerlik faaliyeti amacıyla kuruldu. Zamanla bu misyonerlik faaliyetlerinin tutmadığı görüldü. Bunun yerine Batılı devletler kendilerine dost bir kesim yaratmak için bu okulları kullanmaya karar verdiler. Türkiye’de açılan bir yabancı okul müdürü buranın iş kanuna ve toplu sözleşme yasalarına uymamakta ısrar ettiği gibi, bakanlıkların ve yetkililerin kararlarına saygısızca direnmeye devam etti. Bunun sonunda da istenmeyen adam ilan edilerek cezalandırıldı. Ancak müdürün cezalandırılmasıyla maalesef düzen değişmedi. Devlet, eğitim emekçilerinin mücadelesine karşı bugün istenmeyen adam ilan ettikleri yöneticilerin yanında yer aldı. Grev süresince bu düzeni esas örgütlü eğitim emekçilerinin değiştirebileceği görüldü. Grevci öğretmenlerin buradaki rolü ve gücü, asıl değiştirici gücün örgütlü işçiler olabileceğini gözler önüne serdi.
İtalyan Lisesi grevi destekçisi bir eğitim emekçisi
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ağustos 2026 tarihli 203. sayısında yayınlanmıştır.