MESS’i susmadan, donmadan, ayrı gayrı demeden birleşerek ezeceğiz!

MESS’i susmadan, donmadan, ayrı gayrı demeden birleşerek ezeceğiz!

Merhaba dostlar. Ben, Dilovası’nda Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu Dostel Makina fabrikasında çalışan bir metal işçisiyim.

22 Ocak’ta MESS ile Toplu İş Sözleşmesi imzalandı. Eylül 2025’ten sözleşmenin imzalandığı 22 Ocak tarihine kadar biz işçiler olarak üzerimize düşen mücadeleyi elimizden geldiğince vermeye çalıştık. Ancak sözleşmenin sonucu biz işçileri pek memnun etmedi. Metal sektörü, bu ülke ekonomisinin temel taşlarından biridir. Metal sektörü patronları ise ülkenin en zengin patronları arasında ilk 10’da yer almaktadır. Bu ülkeyi de patronları da kalkındıran biz metal işçileriyiz; ancak emeğimizin karşılığına gelince, bizlere layık görülen ücretler ve çalışma koşulları verdiğimiz emeği karşılamamaktadır.

MESS patronları, bu dönem imzalanan TİS’te istediklerinin büyük çoğunluğunu kabul ettirmiştir. Sendikamız Birleşik Metal-İş ise bu sözleşmede, “MESS tarafından kazanılmış hakları geriye götürecek karşı teklifler geri çekilmiştir” diyerek övünmektedir. Oysa bin bir emek, kavga ve mücadeleyle kazanılmış hakları korumayı bir lütufmuş gibi sunmaktan vazgeçilmelidir.

Bu sözleşmeyi biz işçilere büyük bir başarıymış gibi göstermeye çalışan, taleplerimizin karşılanmamasına rağmen “işçilerin taleplerini dikkate alarak anlaşmanın sağlanmasında sorumluluk alan MESS yönetimine teşekkür ederiz” diyen Birleşik Metal-İş yöneticilerinin, dönüp Maden-İş’in mücadeleci tarihine yakışır bir çizgide hareket etmeleri gerekmektedir.

Biz metal işçilerinin emeğinin karşılığını alabilmesi için tek yol; ayrı gayrı demeden, sarı sendikalara, grev yasaklarıyla karşımıza çıkan istibdada ve MESS’e karşı birleşmektir. 150 bini aşkın metal işçisinin ortak çıkarı, MESS’in ve sarı sendikaların dayatmalarının boşa çıkarılmasından yanadır. Türk-İş, Özçelik-İş ve Birleşik Metal-İş üyesi işçiler olarak, önümüzdeki TİS sürecinde hakkımız olanı alabilmek için örgütlü gücümüzü kullanmalıyız. Nasıl ki bir kar tanesi tek başına hiçbir şey yapamayıp eriyip su olurken, birleştiğinde çığ yaratacak güce ulaşır ve önünde hiçbir kuvvet duramazsa; biz işçiler de birliğimizi sağladığımızda kendi çığımızı yaratabilir, sarı sendikaları, istibdadı ve MESS patronlarını bu güçle aşabilir; emeğimizin gerçek karşılığını ancak bu yolla alabiliriz.

Hiçbir hak bize altın tepside sunulmadı. Kazanılan her hak, geçmişte birlikle ve bedel ödenerek alındı. Ayrı düştüğümüzde kaybeden, ayrı gayrı demeden birleştiğimizde kazanan hep biz olduk. Emeğimizin karşılığını almak, birlikte hareket etmekten geçiyor. Ne MESS’in dayatmaları ne de sarı sendikaların oyalama siyaseti kaderimizdir. Önümüzdeki TİS sürecinde de kaderimizi başkalarının insafına bırakmayacak; sözümüzü ve gücümüzü birleştirerek geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız. Çünkü bu çarkları döndüren emeğimizdir ve emeğimizin gerçek karşılığını alana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Metal işçisi ayağa kalktığında, MESS patronlarını da sarı sendikaları da istibdadı da çığ gibi yıkıp geçecektir.

Dilovası Dostel’den bir işçi

Bu yazı Gerçek gazetesinin Şubat 2026 tarihli 197. sayısında yayınlanmıştır.