Dilovası Dostel’den bir metal işçisi: MESS’e karşı Kavel olalım!

Dilovası Dostel’den bir işçi: MESS’e karşı Kavel olalım!

Merhaba dostlar,

Ben, Dilovası’nda Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu Dostel Makina fabrikasında çalışan bir metal işçisiyim.

Biz metal işçileri, MESS’in dayatmacı ve uzlaşmaz tutumu karşısında artık susmayacağımızı ilan ediyoruz. Altmış günlük toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, MESS’in metal işçisinin emeğini hiçe sayan yaklaşımı nedeniyle anlaşma olmadan sona ermiş; 8 Aralık’ta uyuşmazlık tutanağı tutulmuştur. Bunun ardından sendikamız Birleşik Metal-İş öncülüğünde, üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakma ve mesaiye kalmama eylemlerini sürdürmekteyiz. Bu sürecin sorumlusu işçiler değil, sefalet dayatmasında ısrar eden MESS’tir.

MESS’in ilk altı ay için, gerçekleşen enflasyonun bile altında kalarak sunduğu ortalama yüzde 10’luk zam kabul edilemez. Üstelik bu sefalet zammı yetmezmiş gibi; üç yıllık sözleşme dayatması, esnek çalışma düzenlemeleri, tamamlayıcı sağlık sigortasının ortadan kaldırılması ve ikramiyelerin fiili çalışmaya bağlanması gibi tekliflerle kazanılmış haklarımıza açıkça göz dikilmiştir. Kazanılmış haklarımız kırmızı çizgimizdir ve pazarlık konusu dahi yapılamaz.

Bugün Türkiye’de asgari ücret, milyonlarca işçiye yoksulluk dayatmasının adıdır. 2026 yılı için belirlenen asgari ücret net 28.075 lira. Bu artış oranı yüzde 27 fakat TÜİK verilerine göre enflasyon oranı yüzde 31,07. Bu tablo, asgari ücret artışının enflasyonun gerisinde kaldığını açıkça göstermektedir. Açlık sınırının 2025 yılı sonunda yaklaşık 30.655 liraya ulaşması ise 2026 asgari ücretinin açlık sınırının dahi altında kaldığını ortaya koymaktadır. Bu koşullarda milyonlarca işçi, enflasyonun ve açlık sınırının altında bir ücretle yaşamaya zorlanmaktadır. Asgari ücret, açlık ücreti olmaktan bir adım öteye gidememektedir. Böyle bir tabloda metal işçisine TÜİK’in bile altında zam teklif etmek emeğimize açık bir hakarettir. MESS bu dayatmayla açıkça “daha yoksul yaşayın” demektedir. Biz bunu kabul etmiyoruz.

MESS’in bu pervasızlığının arkasında, İngiliz Mehmet’in uyguladığı işçi düşmanı Orta Vadeli Program (OVP) vardır. OVP; düşük ücret, yüksek vergi, güvencesiz çalışma ve esnek istihdam politikalarıyla patronları koruyan, faturayı ise işçi sınıfına kesen açık bir saldırı programıdır. Bu programla birlikte işçilerin ücretleri baskılanmakta, sosyal haklar budanmakta, çalışma koşulları ağırlaştırılmaktadır.

Bu saldırıların bir diğer ayağı ise TES ve benzeri düzenlemelerle işçi sınıfına yönelik hak gasplarının kurumsallaştırılmasıdır. TES ile kıdem tazminatı, ücretler ve sosyal haklar hedef alınmakta; iş güvencesi zayıflatılmakta, işçiler daha fazla sömürüye açık hâle getirilmektedir. MESS’in talepleri, OVP ve TES ile uyumlu biçimde, işçi sınıfını daha yoksul, daha güvencesiz ve daha örgütsüz hâle getirmeyi amaçlamaktadır.

Şunu çok iyi biliyoruz: Masada bize bir şey verilmeyecek. Bir kuruş fazla alacaksak, bir hakkımızı koruyacaksak bu ancak mücadeleyle olacaktır. Tarih bunu defalarca göstermiştir. Grev hakkını grev yaparak kazanan Kavel işçilerinin yolu bugün de yolumuzdur.

Bugün MESS’e karşı yapılması gereken açıktır: Kavel olmak!

Nasıl ki 15-16 Haziran 1970’te işçiler sendika ve konfederasyon ayrımı gözetmeden ayağa kalktıysa, bugün de Türk Metal, Özçelik-İş ve Birleşik Metal-İş üyesi yaklaşık 160 bin metal işçisi ayrı gayrı demeden MESS’e karşı birlikte yürümelidir. Çünkü saldırı ortaktır, çözüm de ortak mücadeledir.

MESS; istibdadın grev yasaklamalarına, işçiden kopuk sendikal yapılara ve bölünmüşlüğümüze güvenmektedir. Ancak metal işçisinin birliği bunu boşa çıkaracaktır. Tabanın baskısı büyüdükçe, MESS’in cesareti kırılacaktır.

Artık bekleme değil, harekete geçme zamanıdır. Fabrikalarda grev komiteleri kurulmalı, grev hazırlıkları başlatılmalıdır. Sendikalar, üyelerinin iradesine kulak vermeli; grev fonlarını ve tüm olanaklarını MESS’e karşı seferber etmelidir. Alanlarda, yürüyüşlerde ve fabrikalarda metal işçisinin sesi birleşmelidir.

Bugün her fabrika bir Kavel olmak, her metal işçisi 15–16 Haziran ruhuyla hareket etmek zorundadır. Hakkımızı almanın, geleceğimizi savunmanın başka yolu yoktur.

Zafer, direnen metal işçilerinin olacaktır.

Dilovası Dostel’den bir işçi