Devrimci Marksizm 20. yaşını İzmir’de kutladı: “Dünyayı yalnızca anlamak için değil onu değiştirmek için!”
Devrimci Marksizm bu yıl 20 yaşını kutluyor. Derginin 20. yayın yılını 25 Ekim Pazar günü İzmir’de düzenlediği ve Türkiye’de devrimlerin tarihi, kapitalizmin gelişimi ve devimin güncelliğinin tartışıldığı bir toplantı ile kutladı. Toplantıda Can Nacar, Alp Yücel Kaya ve Sungur Savran, Türkiye’nin devrim tarihini farklı boyutlarıyla değerlendirdi. 1908 Hürriyet Devrimi’nden Türkiye’de kapitalizmin gelişimine, burjuva devrimlerinden geleceğin devrimlerine uzanan tartışma, devrim sorununu yeniden gündeme taşıdı.
1908 Hürriyet Devrimi ve işçi sınıfı
Can Nacar, konuşmasında 1908 Hürriyet Devrimi’ni ve işçi sınıfının bu süreçteki rolünü ele aldı. Osmanlı toplumunun dönüşümünde önemli bir dönüm noktası olan 1908 Hürriyet Devrimi, yalnızca siyasal rejimde yaşanan bir değişim olarak değil, işçi sınıfının mücadele sahnesine çıkışını anlamak açısından da tarihsel bir önem taşıyor. Nacar burjuva devrimi karakteri gösteren bu devrimde işçi sınıfının önemli bir güç olmasına rağmen devrimin hemen ertesinde burjuva İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından nasıl cezalandırıldığını ilgi çekici tarihi anekdotlarla aktardı.
Türkiye’de kapitalizmin gelişimi ve burjuva devrimi
Alp Yücel Kaya, Türkiye’de kapitalizmin gelişimini ve burjuva devrimini ele aldı. Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümünü anlamak için kapitalizmin tarihsel gelişimini, sınıflar arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin siyasal mücadelelere etkisini kavramak gerekiyor. Kapitalizmin gelişimi, yalnızca ekonomik yapıların değişmesi anlamına gelmiyor. Toplumun sınıfsal yapısı, siyasal kurumları ve mücadele biçimleri de bu süreçte dönüşüyor. Bu tarihsel gelişimi sınıf ilişkilerinden hareketle incelemek, Türkiye’nin geçmişini olduğu kadar bugünkü çelişkilerini de anlamanın anahtarını sunuyor.
Tarihte ve gelecekte devrimler
Sungur Savran, konuşmasına Devrimci Marksizm dergisinin 20 yıllık teorik-politik mücadelesinin ayırt edici yönünü ve önemini anlatarak başladı. Devrimci Marksizm’in yayın amacının “Pratik dünyada yaşanan gelişmeleri daha iyi kavramak için geçmişin değerlendirmesini yapmak, bugünün yeniliklerini ve geçmişle olan devamlılıklarını anlamak ve geleceği hazırlamak” olduğunu söyleyen Savran, Devrimci Marksizm’in sosyalist hareketin büyük çoğunluğunun işçi sınıfından yüzünü çevirdiği bir aşamada işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin teorik ve politik araçlarına yanıt vermek için doğduğunu ve 20 yıldır ısrarla Marksizmin devrimci özüne sadık kaldığını aktardı. 20 yıllık sürede büyük depresyon, emperyalist savaşlar, faşizmin yükselişi gibi birçok alanda Devrimci Marksizm’in analiz yöntemleri doğrulandı.
Gelecek Marksizmin olacak!
Devrimci Marksizm, 2006 yılında yayın hayatına başladığından bu yana Marksizmin devrimci mirasını savunuyor. Postmodernizmin ve post-Leninizmin sol içindeki etkisinin arttığı, devrimci işçi partilerinin ve uluslararası devrimci örgütlenmenin gerekliliğinin geri plana itildiği bir dönemde yayın hayatına başlayan Devrimci Marksizm, işçi sınıfının tarihsel rolünü ve devrimin güncelliğini savunmaktan vazgeçmedi. Marksizmi yalnızca akademik bir inceleme konusu olarak değil, kapitalist düzeni anlamanın ve onu ortadan kaldıracak mücadeleye yön vermenin teorik ve politik aracı olarak ele aldı.
Bugün de ihtiyaç duyulan, işçi sınıfının mücadelesini güçlendirmek, devrimci partilerin inşasına yönelmek ve uluslararası ölçekte devrimci bir mücadeleyi örgütlemektir. Kapitalizmin sınırları içinde kalıcı bir kurtuluş aramak yerine, sömürü düzenini ortadan kaldıracak bir toplumsal dönüşüm için mücadele etmek gerekiyor.
İzmir’deki 20. yıl toplantısı, Devrimci Marksizm’in iki on yıllık yayın hayatının değerlendirilmesinin yanı sıra Türkiye’de devrimlerin tarihini ve geleceğini tartışmak için de bir buluşma oldu. Geçmişin deneyimlerini bugünün mücadeleleriyle buluşturan toplantı, devrim sorununu yeniden gündeme taşıdı.
Devrimci Marksizm 20 yıldır devrim için, işçi sınıfının kurtuluşu için mücadele ediyor. Kapitalizmin barbarlığına karşı insanlığın önündeki seçenek bellidir: Ya bu düzenin yarattığı yıkım ya da işçi sınıfının devrimci mücadelesiyle kurulacak yeni bir dünya!