Farplas işçileri fabrika önünde ekmek ve hürriyet için direniyor

Birleşik Metal-İş, Lastik-İş ve Limter-İş

Fabrikadaki zam oranlarının açıklanmasının ardından Ocak ayında fabrikayı işgal ederek hakkını söke söke alan Farplas işçileri bu kazanımların örgütlü bir şekilde daha da ileriye taşınması için DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş, Lastik-İş ve Limter-İş sendikalarında örgütlendiler. Sendikal çalışmayı kırmak için daha önce fabrikadaki işgal eylemine katılan hiçbir işçinin işten atılmayacağı sözünü veren patron 100’den fazla işçiyi haksız yere tazminatsız bir şekilde işten çıkarmış, bunun üzerine Farplas işçileri fabrikayı bir kez daha işgal etmişti. İkinci işgal eylemine polis saldırdı ve 200’e yakın işçi polis şiddetine maruz kalarak gözaltına alındı. Polisin uyguladığı şiddet sonucunda birçok işçinin çeşitli bölgelerinde kırıklar oluştu. Patronun ve devletin baskılarına boyun eğmeyip işgal, grev, direniş iradesini sürdüren Farplas işçileri 2 Şubat tarihi itibarıyla fabrika önünde direnişe geçtiler.

İstibdad anayasaya aykırı davranan patronlara kalkan olmaya devam ediyor

Normalde anayasal bir hak olan sendikalı olma hakkı Türkiye’de fiilen gasbedilmiş durumda. Memleketin dört bir yanında işçiler sendikalı oldukları için işten atılıyorlar, yetki tespiti davaları yıllarca sürüyor. Bu süre zarfında hakkını işgalle, grevle, direnişle savunan işçilere istibdadın kolluk güçleri saldırıyor. Farplas’ta da yine anayasal haklarını kullandıkları için haksız yere işten atılan ve buna karşı eylem yapan işçilere polis saldırdı. Polis saldırısı ihtimali ortaya çıkınca çatıya çıkarak polisin gelmesi durumunda aşağıya atlayacaklarını söyleyen işçilere itfaiye atlama yatakları getirilerek işçiler atlamaya resmen teşvik edildi. Yani bir patron kârlarından olmasın diye devlet işçilerin canını hiçe saydı. Patronların istibdadı bir kez daha sopasını işçilerin üzerinde kullandı.

Patronun imdadına Türk Metal yetişti

Farplas’ta geçmişte de sendikal çalışmalar olmuş, Türk Metal üyesi yüzlerce işçi sendikalı oldukları için işten atılmışlardı. Fakat bugün işçilerin DİSK’e bağlı sendikalarda örgütlenmeleri üzerine patron bu sefer işçilere Türk Metal’e üye olmaları yönünde baskı yapmaya başladı. Patronlar uzun yıllardır Birleşik Metal’e karşı Türk Metal’i kullanıyorlar. Fakat 2019 yılında Türk Metal ile Birleşik Metal-İş sendikaları arasında imzalanan protokole göre iki sendikadan birinin yetkili olduğu işyerinde diğer sendika örgütlenme çalışması yapması yasak. Eğer iki sendika aynı anda örgütleniyor ve ikisi de işyerindeki işçilerin en az %15’ini üye yapmış ise protokol işçilerin hangi sendikayı seçeceklerine referandum yoluyla karar vermelerini öngörüyor. Birleşik Metal-İş sendikası Türk Metal’in patron eliyle fabrikaya sokulma girişimlerine karşı protokole atıfta bulunarak referandum çağrısı yaptı. Eğer protokol söz konusu ise Birleşik Metal’in hâlihazırda yetki tespitini aldığı bu fabrikada yapılması gereken bir referandum değildir. Farplas işçisi zaten iradesini ortaya koymuş ve Birleşik Metal-İş sendikasında örgütlenmiştir. Fabrikanın içinde işçilere Türk Metal’e üye olmaları yönünde baskılar yapılırken, işçiler fabrikaya her gün çevik kuvvet gözetiminde girerken yapılacak herhangi bir referandum işçinin iradesini yansıtmayacaktır. Biz Gerçek gazetesi sayfalarında daha önce defalarca bu protokolün işçi iradesini hiçe saydığını ve fiili olarak hiçbir şekilde geçerliliği olmayacağını dile getirmiştik. Farplas’ta yaşananlar bunu bir kez daha kanıtlamıştır.

Ekmek ve hürriyet için işgal grev direniş!

Türkiye’nin dört bir yanında işçiler ekmekleri için mücadele ediyorlar. Bu mücadeleler patronlardan yana yargı sistemi ve istibdadın kolluk kuvvetlerinin işbirliği ile karşılaşıyor. İşte bu yüzden işçilerin verdikleri ekmek mücadelesi alanları aynı zamanda istibdada karşı verilen hürriyet mücadelesinin de alanları haline geliyorlar. Farplas işçileri de fabrikalarının önünde bir yandan patrona karşı ekmek kavgası verirken bir yandan da istibdada karşı hürriyet kavgası veriyorlar. İki kavgada da zaferin parolası aynı: İşgal, grev, direniş!

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Mart 2022 tarihli 150. sayısında yayınlanmıştır.