Fabrikalardan Haberler-Ekim 2026

Gerçek 5 dk okuma
Dardanel

Mesele yalnızca tek bir fazla mesaiyi, çalıştırılmayan klimayı ya da arızalı makineyi düzeltmek değil; bütün bu sorunları üreten çalışma düzenine karşı ortak bir güç yaratmak!

Çanakkale Dardanel’den merhaba, bir önceki yazımızda, balık temizleme bölümünde çalışan kadın işçilerin dört saatlik zorunlu mesai dayatmasına karşı gerçekleştirdikleri bıçak bırakma eyleminden bahsetmiştik. İşçiler mücadele ederek zorunlu mesai dayatmasını kırdılar. Eylemin ardından uzun süredir talep ettikleri klimalar da bölüme takıldı. Ancak klimalar çalıştırılmıyor. Bu tekil durum dahi, mücadeleyle elde edilen kazanımların kalıcı hale gelmesi için örgütlü bir gücün gerekliliğini gösteriyor. Mücadele yalnızca bir bölümle sınırlı kaldığında, kazanımlar da o bölümün sınırlarını aşamıyor. Bunun somut örneklerinden biri geçtiğimiz haftalarda dolum bölümünde yaşandı. Üretimin yetiştirilmesi bahanesiyle hem sabah hem gece vardiyasındaki işçilere bir hafta boyunca zorunlu dört saat mesai yaptırıldı ve kısa süre sonra gece vardiyasındaki işçilere yine üretimin yetiştirilmesi gerekçesiyle “fazla mesai talep formu” zorla imzalatıldı.

Bu tablo yalnızca fazla mesaiyle sınırlı değil. Fabrikada taşeron firmaya bağlı işçilerin sayısı, aynı firmaya bağlı sigortalı işçilerin neredeyse üç katı. Bu işçiler daha güvencesiz ve kaza riskinin yüksek olduğu işlerde çalıştırılırken, taşeron firmanın üretim yaptığı alanlarda asıl firmanın hurdaya ayırdığı makineler kullanılıyor. Yeni teknolojiyle üretimin verimliliğini artırmak yerine eski makinelerle üretimin sürdürülmesi, bedelin daha fazla işçiye, daha uzun çalışma sürelerine ve daha fazla güvencesizliğe yüklenmesi anlamına geliyor.

Dardanel’deki ihale süreçleri de bu düzenin başka bir yüzü. Şirket yeni ihale alamadığında işçiler işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalırken, ihale alındığında üretimin devamlılığı işçilerin yaşamı ve emeği pahasına, aşırı ağır çalışma ve sömürüyle sağlanıyor. Bıçak bırakma eylemi, işçilerin bir araya geldiğinde dayatmaları kırabildiğini gösterdi. Fakat mücadele fabrikanın tamamına yayılamadığı için diğer bölümlerde on iki saatlik çalışma ve benzeri sorunlar devam etti.

Burada sorulması gereken iki soru var: Mücadele neden tüm fabrikaya yayılamadı? Sorunlar neden köklü biçimde çözülemedi? İşçilerin dağınık ve güvencesiz çalıştırılması, taşeronlaşma, uzun çalışma süreleri ve zorunlu mesailer ortak bir işçi iradesinin oluşmasını güçleştiriyor. Bu nedenle mesele yalnızca tek bir fazla mesaiyi, çalıştırılmayan klimayı ya da arızalı makineyi düzeltmek değil; bütün bu sorunları üreten çalışma düzenine karşı ortak bir güç yaratmaktır. İşçilerin mücadeleleri kalıcı kazanımlara dönüşecekse, tek tek bölümlerdeki mücadelelerin fabrikanın tamamına yayılması ve işçilerin örgütlü bir güç haline gelmesi gerekiyor. Bunun yolu da sendikal örgütlenmeden geçiyor. Dardanel işçisi bu örgütlenmeyi gerçekleştirdiğinde ismini sınıf mücadeleleri tarihine altın harflerle yazdıracaktır!

Çanakkale Dardanel’den bir işçi

 

Patronun işkolu kurnazlığı varsa işçinin sınıf dayanışması, işgal, grev ve direnişi var!

Merhaba yoldaşlar, İzmir'de çalışan bir sağlık emekçisi olarak bu ay bölgemizde bulunan Aliağa Smart Solar fabrikasındaki çok önemli ve yol gösterici gelişmelerden bahsetmek istiyorum.

Sürecin başı biraz uzun olsa da kısaca özetlemek gerekirse; Gebze'deki Smart Solar fabrikasında Birleşik Metal-İş örgütlenmiş ve işgale varan mücadeleler sonunda kazanmıştı. Patron, Aliağa'da da benzer bir mücadele yaşanmaması için işkolu değişikliğiyle Birleşik Metal-İş'in önünü kapatmaya çalışmış ve Türk-İş'e bağlı TES-İŞ Sendikasını fabrikaya getirmişti. Tabii patronun isteğiyle gelen TES-İŞ kendine yakışanı yaptı; TİS'teki zamlara bile riayet etmeyen patrona karşı ses çıkarmadı.

Diğer taraftan Gebze'deki sınıf kardeşlerinin çizdiği mücadele yoluna girmek isteyen işçiler, bir gecede TES-İŞ'ten istifa ederek DİSK'e bağlı Enerji-Sen Sendikasına üye oldu. 11 Eylül Cuma günü 7 öncü işçiyi işten atan patrona karşı içerideki 16-24 vardiyası, atılan işçilerin geri alınması ve sendikal iradenin tanınması için fiili greve ve fabrika işgaline başladı.

75 saat boyunca hem içerideki işçiler hem de kapı önünden ayrılmayan işçiler bir an bile kararlı duruşlarından vazgeçmedi. Bu süreçte belgesel gösterimi, halaylar ve o güçlü sloganlar bir an olsun durmadı.

Biz farklı sektörlerden emekçiler olarak bu süreci yakından takip ettik. Hem bizim hem de Türkiye işçi sınıfı için çok değerli bir ders oldu. Bu süreç bize en çok, örgütlü ve beraber hareket eden işçilerin kolay kolay yenilmeyeceğini bir kez daha öğretti. Son olarak alanda da en çok haykırılan sloganlarla bitireyim:

İşgal, Grev, Direniş! İş, Aş, Hürriyet!

İzmir'den bir sağlık emekçisi

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Ekim 2026 tarihli 205. sayısında yayınlanmıştır.

Birleşik Metal-İş fazla mesai iş bırakma dardanel Smart Solar Enerji-Sen fabrika işgali fiili grev sendikal örgütlenme