Bize sınıf mücadeleci bir DİSK gerek!

Bize sınıf mücadeleci bir DİSK gerek!

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 17. Genel Kurulu 9-10-11 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek. Kongreler, yeni dönemin yönetimini seçmenin ötesinde sendikaların nasıl bir mücadele perspektifi ile yürüyeceğini belirler. DİSK, Türkiye işçi sınıfının en mücadeleci döneminin mirasını taşımaktadır. DİSK’in gelecekteki yol haritası, elbette geçmişin kazanımları üzerinden çizilecektir ama bu yol haritası mutlaka yakın dönemin muhasebesi yapılarak belirlenmelidir. Bu muhasebeyi yapmak, dersler çıkarmak, mücadeleci geleneğin geleceğe taşınması açısından büyük bir öneme sahiptir.

Örneğin sınıf mücadeleci bir DİSK, geçmiş genel kurulunda yaptığı gibi mesleği müteahhitlik olan ve daha önemlisi belediye başkanı olarak DİSK üyesi işçilerin işvereni konumunda olan Ekrem İmamoğlu gibilerini kürsülere “ev sahibi” sıfatıyla çıkarmamalı, işçilerin gerçek ev sahibi olduğu bu kurullarda burjuvaziden bağımsız bir politik hat belirlemelidir.

Vergide adalet işçilerle gelecek!

Sınıf mücadeleci bir DİSK, “Vergide Adalet” gibi işçi sınıfının tamamını ilgilendiren, çok önemli bir taleple başlattığı eylemleri Mehmet Şimşek’in kemer sıkma programını destekleyen CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel ile kol kola bitirmemelidir. Vergide adalet talebi iktidara dayatacak bir gücü açığa çıkartmak üzere, konfederasyon ayrımı gözetmeksizin bir işçi cephesi için öncü rol oynamalıdır.

Patronlardan fikirlerini değil haklarımızı almalıyız!

Sınıf mücadeleci bir DİSK, işçi sınıfının düşmanı TÜSİAD ile “fikir alışverişleri” gerçekleştirmek, TÜSİAD’ın çalıştaylarına davetli olarak katılmak ve karşılıklı raporlaşmak yerine TÜSİAD patronlarının fabrikalarında ve işyerlerinde sınıf mücadelesi vermelidir. DİSK masaya oturacaksa ancak ve ancak işçilerin mücadelesinin gücüyle oturmalı, o masadan işçilerin hakkını söke söke alarak ayrılmalıdır!

Hürriyet işçilerle gelecek!

Geçmişte sınıf mücadeleci DİSK Kavel’e, Derby’ye, Sungurlar’a, Saraçhane Mitingi’ne, 15-16 Haziran’a, kitlesel 1 Mayıs’lara imza atmıştır. Yeri geldiğinde mücadelesini büyüterek DGM’yi karşısına almıştır. O sınıf mücadeleci DİSK bunun bedelini de Türkiye burjuvazinin tamamının desteği ile yapılan 12 Eylül askeri darbesinin ardından kapatılarak, kurucu genel başkanı Kemal Türkler’in faşistlerce katledilmesiyle, sendika başkanı Kenan Budak’ın ise darbenin ardından polislerce katledilmesiyle ödemiştir. Ayrıca 12 Eylül döneminde DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk ve arkadaşları idamla yargılanmıştır.

Dolayısıyla sınıf mücadeleci bir DİSK burjuvazinin hiçbir kanadını kendine müttefik olarak görmemelidir. Bu patronların bazıları zaman zaman demokrat ya da muhalif bir maske taksa da işçi sınıfına karşı istibdad rejimi ile kol kola olduklarını unutmamalıdır. Sınıf mücadeleci bir DİSK politikası düzen muhalefetine oy çağrıları yapmakla, onları 1 Mayıs meydanlarında kürsülerde konuşturmakla olamaz. Sınıf çıkarları DİSK’in tüm patronlardan ve patron partilerinden bağımsız olmasını, emeğin birliğine ve gücüne dayanan bir ekmek ve hürriyet mücadelesi vermesini gerektirir.

Sosyal diyalog değil sınıf mücadelesi! DİSK’in gücü işçidir! İşçinin gücü DİSK’tir!

İstibdad rejimine karşı ekmek mücadelesi de hürriyet mücadelesi de Avrupa Birliği’nin desteği ile değil doğrudan doğruya işçi sınıfının örgütlü gücüyle verilebilir. O halde DİSK’e düşen görev mücadelenin öznesini başka yerde değil, başta kendi üye işçileri ve emekçileri olmak üzere işçi sınıfının tamamında aramasıdır. Uluslararası işçi sınıfının unutulmaz önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in katili Friedrich Ebert’in adını taşıyan Ebert Vakfı gibi emperyalist sistemin parçası olan kuruluşların sponsorluğu ile eğitim, etkinlik, konferans vb. düzenlenmesine son verilmelidir.

Sınıf mücadeleci DİSK bir konfederasyon olarak gücünü sendikalardan alır ve sendikaların birlikten doğan gücünü temsil eder. DİSK yönetimi, bağlı sendikaların her türlü grev, direniş ve mücadelesini sahiplenmeli, konfederasyonun maddi manevi tüm olanaklarını bu mücadelelerin başarısı için seferber etmelidir. DİSK yönetiminin işi grev ve direnişlere dayanışma ziyaretine gitmek değil bu mücadeleleri sahiplenmektir. DİSK’in mücadeleci mirası nostaljik söylemlerde ve geçmişi yad eden konuşmalarda kalmamalı, Kavel’i bugüne taşıyarak grev yasaklarını grevle aşan metal işçilerinin yaptığı gibi bugünün mücadelelerinde karşılığını bulmalıdır. DİSK’in yöntemi “sosyal diyalog” değil sınıf mücadelesi olmalıdır.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Şubat 2024 tarihli 173. sayısında yayınlanmıştır.