İspanya’da grevci işçilerin zaferi
18 Ocak 2026’da İspanya’nın tarihindeki en ölümcül tren kazalarından birisi yaşandı. Bir trenin rayından çıktığı ve karşıdan gelen trenle çarpıştığı kazada 46 kişi hayatını kaybetti ve 150’den fazla kişi yaralandı. 2008’de başlayan ve bizim Üçüncü Büyük Depresyon olarak adlandırdığımız ekonomik kriz döneminde demiryolları bakım bütçesinde büyük kesintiler yapılmıştı. 2013’te yaşanan bir diğer ölümcül kazaya ve son yıllarda demiryolu işçileriyle yolcuların artan şikayetlerine rağmen bakım bütçesi eski seviyesine çıkarılmadı. Tam tersine, demiryolu ağları hızlıca genişlemeye devam ederken demiryolu bütçesi günden güne azaldı. Kazanın ardından demiryolu güvenliğine dair ulusal bir tartışma yapılması talebi, sendikalar başta olmak üzere geniş kesimler tarafından öne çıkarıldı. Ancak hükümet “bu vahim olayın politize edilmemesi” söylevleri ve üç günlük ulusal yas ilanı ile bu talebi boğmaya çalıştı. İlk kazanın ardından sadece iki gün geçmişken, demiryolu yakınındaki bir destek duvarının çökmesi ve bir trenin buna çarpması sonucu yaşanan ikinci kaza ise bu sorunun yakıcılığının tartışılmaz bir kanıtı oldu.
2021 yılında, kendi haline bırakılan demiryollarına daha fazla yatırım sağlayacağı, bilet fiyatlarını düşürüp hizmet kalitesini artıracağı iddiasıyla özel şirketlerin demiryolu hatlarını işletmelerinin önü açıldı. Bunun üzerine demiryolu hatlarında büyük bir genişleme olmasına rağmen, güvenlik harcamaları göreceli olarak azaldı. Üst üste gelen iki kazanın ardından, demiryolu sendikaları “yeter” dedi ve güvenlik harcamalarının yeterli düzeye çekilmemesi durumunda greve gideceklerini duyurdu. Sendikalar ve hükümet arasındaki görüşmeler bir anlaşmayla sonuçlanmayınca 9 ile 11 Şubat arasında gerçekleşecek üç günlük grev ilan edildi.
6 sendikanın ortak kararı ile 9 Şubat’ta başlayan grev, hükümetin sendikaların taleplerini kabul etmesiyle birkaç saat içinde sonlandı. Anlaşmaya göre hükümet 2030 yılına kadar toplam 1,8 milyar avroyu bulacak bir demiryolu bakım bütçesi ayıracak, ek 3650 işçi alacak ve demiryolu işçilerinin çalışma koşullarında iyileştirmelere gidilecek. Yani hem ekmek hem hürriyet hem de güvenlik işçi sınıfı tarafından söke söke alındı. Bu yaşananlar ülkemiz için de değerli dersler içeriyor. Ülkemizde yaşanan tren kazaları sonrasında, eğer güçlü sendikalarımız olsaydı, bizim de neler elde edebileceğimizi hatırlatıyor. İspanya’da işçi sınıfının bu kazanımı, sendikalı olmanın, sadece işçiler değil, tüm emekçi halk için ekmek kadar, su kadar mühim bir ihtiyaç olduğunu, sadece ekmeğini büyütmekle kalmayıp can güvenliği için de önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Bu yazı Gerçek gazetesinin Mart 2026 tarihli 198. sayısında yayınlanmıştır.






