Birinci İntifada’dan El Aksa Tufanı'na Filistin'de direniş sürüyor

Birinci İntifada’nın yıldönümü

Siyonist İsrail, kısa bir aranın ardından, Gazze’nin yiğit halkına uçaklardan yağdırdığı bombalarla ölüm kusmaya tekrar başladı. Bu çerçevede 7 Ekim sonrasında gerçekleşen İsrail katliamlarının sembollerinden biri de Cebeliye Kampı oldu. Siyonistler bir tane Direniş komutanını vurmayı hedeflediklerini iddia ederek, sivillerin yaşadığı bu kamptaki neredeyse bütün binaları bombaladı. Cansız bedenlerine ulaşılan yüzlerce sivilin yanı sıra, belki de binlercesi hala Cebeliye Kampı’nın yıkıntılarının altında yatıyor.

Aynı Cebeliye Kampı, bundan 36 yıl önce, 1987’nin Aralık ayında Siyonist işgale karşı gerçekleşen en büyük ayağa kalkışlardan birinin merkezi olmuştu. Siyonistlerin, üçü bu kampta yaşayan dört Filistinliyi katletmesine Cebeliye halkı barikatlarla ve büyük bir kitle mücadelesiyle karşılık verdi. Cebeliye’nin yaktığı kıvılcımı ise tüm Filistin halkı harladı. 1987 Aralık ayında başlayan ve altı yıla yakın süre inişlerle çıkışlarla süren bu mücadele dalgası, bugün bizim ve tüm dünyadaki Filistin dostlarının bayrak edindiği İntifada olarak tarihe geçecekti.

İntifada, ya da 2000’lerin başındaki diğer intifadadan ayırt etmek için kullanılan ismiyle Birinci İntifada, Filistin mücadelesinin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. Bu dönüm noktası, 1967 Savaşı’nda Mısır başta olmak üzere Arap devletlerinin Siyonist İsrail karşısında yaşadığı ağır yenilginin ve bunun sonucunda yaşanan “Nekse”nin ardından geldi. Arap devletlerinin ordularıyla yaşadıkları yenilginin ardından, bu sefer diğer Arap devletleri değil, bizzat Filistin örgütleri anti-Siyonist mücadelenin liderliğini kuşandı. Siyonist İsrail daha kazandığı zafere sevinemeden karşısında kahramanca eylemlerle sahneye çıkan Filistin fedailerini ve onların örgütlerini buldu. Bundan çıkan sonuç açıktı. Siyonistler, jeopolitik hamlelerle ve diğer Arap ülkelerini yenerek Filistin’i teslim alamazdı: Mısır silahını elden bırakırsa bunu Filistin fedaileri devralacaktı.

Müzakere değil mücadele!

1987’de başlayan İntifada aslında Filistin halkının bir başka tarihsel eşikte mücadele ve kurtuluş bayrağını tekrar dalgalandırma kararlılığıydı. Gelinen noktada, Filistin davasının en büyük örgütü olarak öne çıkan El-Fetih (Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin Arapça ve tersten kısaltması) ve lideri Yaser Arafat başta olmak üzere, zehirli bir teslimiyet eğilimi Filistin hareketi içerisinde yayılmaya başlamıştı. Yani 1967’de, Arap devletlerini yenerek Filistin’e diz çöktürmek isteyen Siyonistler, bu sefer de direniş örgütlerini teslim alarak Filistin halkına boyun eğdirmek istiyordu. Birinci İntifada sırasında, El-Fetih ve diğer örgütlerin doğrudan kontrolünde olmaksızın barikatlara koşan, sokaklarda taşlarla ve molotoflarla işgalci Siyonist ordunun tankına tüfeğine direnen Filistin halkı bu Siyonist planı boşa düşürmüştür. Siyonist İsrail sahaya binlerce asker sürmesine ve tanklara karşı taşla mücadele eden yüzlerce Filistinliyi şehit etmesine rağmen bu yiğit ayaklanmayı zor kullanarak bastırmayı başaramamıştır. Sonuç bir kez daha açıktır, Filistin önderliği “gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet” içinde olsa dahi, Siyonistler Filistin halkının mücadelesini teslim alamayacaktır.

Ne acı ve gariptir ki, İntifada’nın geri çekilmesi ancak ve ancak hıyanet yoluna girmiş önderliğin, yıllara yayılan barış masası masallarıyla yarattığı sahte umutlarla olmuştur. Filistin halkının kitlesel mücadelesi ile allak bullak olan İsrail, güçsüz olduğu alandan yani sokak mücadelesinden kaçıp, güçlü olduğu alana yani emperyalistlerin desteğiyle masa başı müzakerelerine girişmiştir. Önce 1991 Madrid Konferansı, sonra ise 1993’te Oslo Anlaşması ile masaya oturtulan Arafat’a iki devletli çözüm diye bir garabetin altına imza attırılmıştır. Kimse yanılgıya düşmesin, ballı barış lokması diye Filistin halkına sunulan Oslo Anlaşması, Filistin’i parçalamaya yarayan bir Sevr Antlaşması’dır! Filistinlilerin sokak sokak, barikat barikat kazandıklarının masa başında satılmasıdır. Dün nasıl olduysa yarın da öyle olacaktır. Filistin halkının kurtuluşu, masa başında Siyonistlerden taviz dilenenlerden değil, bir gün yine, bugünün yıkıntılarının arasından tüm gücüyle ayağa kalkacak olan Cebeliye Kampı dahil olmak üzere tüm Filistin halkının mücadelesinden gelecektir.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Aralık 2023 tarihli 171. sayısında yayınlanmıştır.