Bir hürriyet mücadelesi olarak iş ve aş mücadelesi

armağan köşe

Seçimin hemen ardından işçi ve emekçileri ciddi bir kemer sıkma dayatmasının beklediği, kıdem tazminatı başta olmak üzere kazanılmış haklara saldırıların gündeme geleceği kimsenin inkâr etmediği bir gerçek. Sermaye zaten istiyor, iktidar da inkâr etmek bir yana bunu Orta Vadeli Plan’a yazarak ilan etmiş durumda. Bu saldırıyı püskürtmenin yolu örgütlenmekten ve mücadeleden geçiyor. Ve dün olduğu gibi bugün yaşanan mücadelelerin neredeyse hepsi, bu mücadelenin sadece bir ekmek mücadelesi olmadığını, aynı zamanda örgütlenme hakkına sahip çıkma anlamında bir hürriyet mücadelesi de olduğunu gösteriyor.

Çünkü sendikaya üye olmak anayasal bir hak ve bir tuşa basmak kadar kolay olduğu halde iş onunla bitmiyor. Sendikanın çoğunluğu yakalaması lazım. Çoğunluğu elde edince bakanlığın yetki tespiti gerekiyor. Yetki geldiğinde bu kez de patronun yetki itirazı, işkolu değişikliği gibi oyunları ile gündeme geliyor. Yetkinin mahkeme tarafından tescil edildiği durumlarda bile patron ne mahkeme tanıyor ne memleketin yasasını, anayasasını. Hâl böyle olunca da ekmeğine sahip çıkmak, çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek için örgütlenen işçilerin neredeyse hepsi, karşısında sadece anayasa tanımaz sermayeyi değil, sermayenin çıkarına dokunmamak için yasaların çiğnenmesine göz yuman hatta çanak tutan istibdadı karşısında buluyor. İşte bu yüzden iş, aş mücadelesi hürriyet mücadelesi ile birleşiyor, birleşmek zorunda kalıyor.

Sadece son dönemde bile çok sayıda örnek var. Ankara Ostim’de bulunan Patiswiss fabrikasında Öz Gıda-İş sendikasında işçilerin örgütlenmesini kırmak için patron bir işçiyi işten attı. Patiswiss işçilerinin direnişi devam ediyor. Silivri’de bulunan Ekol Ofset’te patron, işçilerin DİSK Basın-İş’te örgütlenmesini kırmak için, küçülme bahanesiyle sendika üyelerini işten çıkarıyor. İşçiler sendikalaşma hakkına sahip çıkmak ve atılan işçilerin geri alınması için eylemlerine devam ediyor. İzmir Çiğli’de bulunan Iffco Turkey isimli gıda fabrikasında ise Tekgıda-İş sendikası geçtiğimiz aylarda örgütlendi, Ağustos ayında yetkiyi aldı. Patron yetkiye itiraz etti ama sendikanın toplu sözleşme yetkisi Aralık ayında mahkeme tarafından tescil edildi. Buna rağmen toplu sözleşme hakkını gasp etmeye devam eden patron, örgütlülüğü kırmak amacıyla bir yandan süreci uzatmak için istinafa başvururken diğer yandan 6 işçiyi de işten çıkardı. Yine Tekgıda-İş sendikası bir süre önce Eker Süt ürünlerinde örgütlenmiş, yetkiyi almıştı. Patron sendikanın Eker’in depolarında da örgütlenmesi gerektiği gerekçesiyle yetkiye itiraz edince Tekgıda-İş depolarda da örgütlenmeye başladı. Sonuç yine aynı: Örgütlenmeyi engellemek için işten çıkarma saldırısı. Ve nihayet İstanbul Esenyurt’ta bulunan Perfetti van Melle’de de durum benzer. Tekgıda-İş sendikası çoğunluğu sağladı, yetkiyi aldı, patron yetkiye itiraz etti ve sendikanın atadığı temsilcilerden birini işten çıkardı. O da yetmedi baskıyı arttırmak için mola yerlerindeki oturma alanlarını, bankları söktü, giriş çıkışlara, yemekhanelere kameralar yerleştirdi, işçilerin her hareketini izlemeye başladı.

Patronlar, fabrika yönetimleri, sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkını gasp ederek suç işliyor. Sendikalaşmayı kırmak için işten atarak suç işliyor. Baskı ve mobbing uygulayarak suç işliyor. Yasaları çiğniyor. Ve Perfetti’de, Eker’de, Iffco’da, Patiswiss’te, Ekol Ofset’te ve diğerlerinde işçiler, yasaları uygulatmak için bile mücadele etme görevini kimseye havale etmeden üstleniyor.

Son dönemdeki örnekler derken devam eden mücadelelerden örnekler verdik. Bir de yine yakın zamanda yaşanan ve ama şimdi devam etmeyen, kazandığı için bu muharebesi sona eren bir örnekle bitirelim. Dilovası’ndaki Esitaş Elektrik’te de benzer bir durum yaşandı. Birleşik Metal-İş sendikası örgütlendi, yetkiyi aldı ve yetkinin ulaşmasının ardından patronun işten atma saldırısı geldi. Bu saldırıya Esitaş işçileri şalteri indirerek cevap verince atılan işçiler geri alındı. Esitaş işçisi kazanmanın yolunun işgal, grev, direnişten geçtiğini bir kez daha göstermiş oldu. Şimdi sıra Perfetti’de, Eker’de, Iffco’da, Patiswiss’te, Ekol Ofset’te ve nicelerinde! Onların mücadelesi hepimizin mücadelesi! İş, aş, hürriyet için örgütlenen, işgal, grev, direniş diyerek mücadele eden işçilerle dayanışmaya!

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Mart 2024 tarihli 174. sayısında yayınlanmıştır. Bu yazıyı Gerçek'in podcast hesaplarından sesli olarak dinlemek için aşağıdaki resmin üzerine tıklayın. 

armağan tulun mart 2024 podcast site