İngiliz Mehmet memleketin köprü ve otoyollarını İngilizlerle birlikte satmaya mı hazırlanıyor?

Köprü

Amerikan sermayeli ekonomi yayıncılığı yapan Bloomberg, yayınladığı bir haberde Türkiye’nin 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet köprüsü ile birlikte Karayolları Genel Müdürlüğü’ne (KGM) bağlı bir dizi otoyolun özelleştirilmesinin planlandığını ve bu iş için İngiliz finans şirketi Ernst&Young LLP’nin yetkilendirildiğini iddia etti.

Haberde adı geçen şirket İngiliz menşeli. İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek bir kez daha olağan şüpheli

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in hazırladığı Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için özelleştirme gelirleri kısmına 185 milyar lira yazılması haberi doğrular nitelikte. Zira bu rakam 2025’te 21 Milyar liraydı. Özelleştirme gelirlerindeki 9 kat artış öngörüsü Bloomberg’in haberi ile örtüşüyor. Üstelik Mehmet Şimşek de haberde adı geçen İngiliz şirket de haberi yalanlamadı.

İngiliz Mehmet altın yumurtlayan tavuğu kesmenin mi peşinde?

Özelleştirme köprü ve otoyolların mülkiyetinin değil gelirlerinin satılmasını öngörüyor. 2024 yılında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yıllık net kârı yaklaşık 112 milyon dolardı. Bahsi geçen yedi otoyolun yıllık net kârı ise 488 milyon dolara yakın. 25 yıllık gelirin satılması halinde devletin 15 milyar dolarlık bir gelirden vazgeçmesi söz konusu. Bu rakamın Türk Lirası cinsinden toplam değeri 1 trilyon TL’yi geçiyor. Bunun altın yumurtlayan tavuğu kesmekten başka bir manaya gelmeyeceği açıktır.

Vatana fiyat biçen tüccar siyasetine hayır! Özelleştirmeye geçit yok!

2026, 2027, 2028 yılları için öngörülen özelleştirme gelirinin toplamı 5-6 milyar dolar. Köprü ve otoyolları satma projesi ilk defa gündeme gelmiyor. Mehmet Şimşek daha önceki bakanlık döneminde de köprü ve otoyolların satışına soyunmuş, ihaleye de çıkmış ancak rakam yeterli bulunmayınca özelleştirme rafa kaldırılmıştı. O dönem rakam 5,7 milyar dolardı ve Tayyip Erdoğan beklentisinin en az 7 milyar dolar olduğunu açıklayıp bu rakamın altındaki bir satışın vatana ihanet olacağını açıklamıştı. Nereden tutsanız elinizde kalıyor. Bu rakamlara bir özelleştirme yapılırsa bu bizzat Erdoğan’ın deyimiyle “vatana ihanet” anlamına gelir. Ancak memleketin varlıklarının emperyalist para babalarına sadece ucuza satılmasına karşı olmak, memleketin varlıklarına bir tüccar olarak bakmak demektir. “Vatana ihanet” gibi büyük sözlerin karşılığı dolarla avroyla ölçülemez.

Bütçeden müteahhit para babalarının kasasına bağlanan hortumları keseceğiz! İşçinin çözümü kamulaştırma!

Yap işlet devret modeliyle yapılan köprü ve otoyolların bütçeye getirdiği yük ortada. Köprü ve otoyollarda geçiş garantisi, şehir hastanelerinde ise hasta garantisi adı altında müteahhitlere (hepsi dolar üzerinden olmak üzere!) ödeme yapılıyor. Özelleştirmeden önümüzdeki 3 yılda 285 milyar lira gelir bekleyen hükümet bu üç yıl için bütçeye 376 milyar lira kaynak ayırdı. Bu zaman zarfında özelleştirme dolayısıyla vazgeçilecek geliri de eklerseniz yük 500 milyar liraya yaklaşır. Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça! Ancak mesele devletin bu şekilde zarara uğratılmasından ve emekçi halkın vergileriyle para babalarının kasasının doldurulmasından ibaret değil. İşçi sınıfı özelleştirmeye ilkesel olarak karşıdır. Köprüler, karayolları, hastaneler kamu malı olmalıdır ve devlet tarafından halka ücretsiz altyapı hizmetleri olarak sunulmalıdır. Devletin kaynak yaratmak için kullanacağı tek yöntem işçi denetiminde, tazminatsız kamulaştırmadır!

Bu yazı Gerçek gazetesinin Mart 2026 tarihli 198. sayısında yayınlanmıştır.